banner67

Karahöyük’te, Anadolu’nun tarihine ışık tutacak bulgulara ulaşıldı

Eşsiz bir özelliğe sahip tarihi eserlerden kitabe şeklindeki Stel’in, ‘Ir-Tešub’ adlı büyük bir kralla ilişkili olan Armanani isimli bir yöneticinin, yerel ‘Fırtına Tanrısına’ ithaf ettiğinin yazdığı belirlendi.

Karahöyük’te bulunan Hamza Tepe bölgesinin de, insanların ölülerini gömdükleri bir kremasyon (yakılarak gömme) mezarlığı olduğu tespit edildi.

 Kahramanmaraş Arkeoloji Müzesi Müdürlüğü ile Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü’nün kontrolü ve denetiminde Elbistan’ın en eski yerleşim alanlarından olan Karahöyük’te sürdürülen arkeolojik kazı çalışmalarında sadece Elbistan’ın değil, Anadolu’nun tarihine ışık tutacak nitelikte eserlere ulaşıldığı öğrenildi. Elbistan’da bulunan höyüklerin en eskilerinden biri olan Karahöyük’ün tarihini ortaya çıkaracak kazı çalışmaları, Cumhuriyet Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Bora Uysal’ın bilimsel danışmanlığındaki ekip tarafından 2015 yılından beri sürdürülüyor. Geride kalan sürenin sonunda büyük bir bölümü incelenen höyük ve çevresinde tarih sahnesinden silinen medeniyetlerin geride bıraktıkları her detay, özel olarak değerlendiriliyor.

İlk arkeolojik kazının 1900’lü yılların başında Hugo Grothe tarafından küçük bir sondaj kazısı şeklinde gerçekleştirildiği Karahöyük’te, 1947 yılında Tahsin Özgüç ve Nimet Özgüç tarafından kısa süreli bir kazı yapıldı. Daha sonra 2015 yılında tekrar başlayan kazılar Kahramanmaraş Müzesi Başkanlığında ve Kahramanmaraş Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü koordinesinde devam ediyor.

Dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Mahir Ünal’ın girişimleri ile başlayan kazılarda, höyük alanının ilk olarak Erken Tunç Çağı’nda (M.Ö. 3100-2000) yerleşime sahne olduğu düşünülüyor. Daha sonra Assur Ticaret Kolonileri Çağı (M.Ö. 2000-1750) ve Hitit Devleti zamanında (M.Ö. 1650-1200) önemli bir merkez haline gelen Karahöyük’ün, Hitit Devleti’nin yıkılmasından sonra, Demir Devri boyunca (M.Ö. 1200-330) Geç Hitit kültürüyle ilişkili merkezlerden biri olduğu, Yerleşim süreci Helenistik Devir (M.Ö. 330-30) ve Roma Devri’nde (M.Ö. 30-M.S. 395) de bu özelliğini devam ettirdiği biliniyor.

Bugüne kadar yapılan çalışmaların sonucu olarak, kuzeybatı yamacında 7 ve kuzey düzlüğünde 4 tabaka tespit edildi. 1947 yılı kazısının Demir Devri’ne tarihlendirilen 2, 3, 4 ve 5. tabakalarının Geç Hitit kültürüyle ilişkili olduğu belirlenirken; 3. ve 2. tabakalar ise Geç Demir Devri’nden Roma Devri’ne kadar kullanıldığı ortaya çıktı. 5. ve 4. tabakalar ise Erken Demir ve Orta Demir devirlerine ait olarak kabul ediliyor.

Kazı çalışmalarında ele geçen en önemli eser, 5. tabakaya ait üzerinde Anadolu’nun en eski dillerinden biri olarak kabul gören Luvi hiyeroglifiyle yazılmış kitabe bulunan bir stel oldu. Söz konusu kitabede, Ir-Tešub adlı büyük bir kralla ilişkili olan Armanani isimli bir yöneticinin, steli yerel ‘Fırtına’ tanrısına ithaf ettiğinin yazdığı belirlendi.

Karahöyük’te yapılan ikinci dönem kazılarında şimdiye kadar ele geçen en önemli eser, kuzey düzlüğünde Erken Demir Devri’ni temsil eden tabakada bulundu. Çalışmalarda, üzerine iki panel halinde Luvi hiyeroglifleri kazınmış steatitten (sabun taşı) yapılmış bir silindir mühür bulundu. Sadece hiyeroglif işaretlerden oluşan bu tip bir mührün, bilimsel kazılardan bulunmuş bir benzeri olmadığı öğrenildi. Şimdiye kadar Hitit İmparatorluk dönemi ve Demir Devri tabakalarında çalışma yapılan Karahöyük’te, bu kazılar sırasında ele geçen çok sayıda arkeolojik eser Kahramanmaraş Arkeoloji Müzesi’ne teslim edildi.

Karahöyük’teki kazı çalışmalarında elde edilen eserler ve ortaya çıkarılan tarihi değerlerle ilgili olarak, Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı Kültür ve Turizm Şube Müdürlüğü ve Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi işbirliğinde yapılan Antik Çağda Kahramanmaraş Sempozyumunda da bir sunum yapıldı.

 

 

 

 

 


Anahtar Kelimeler:
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
mehmet 10 ay önce

Köküne inersen Türk değil işte zamanla el değiştirmiş topraklar ,nasıl eserleri varsa illaki akrabalarıklarıda vardır iyi araştrılsa..

Avatar
Serkan 10 ay önce

Bu tür tarihi kazılardan günümüze ışık tutan kanıt bilgiler kazıdan çıkan tarihi eserler elbistan dışına çıkmaması gerek elbistan müzesinde sergilenmesi gerek al buyur deyip kuru kuruya elbistan kalmasa bari

Avatar
Kahraman yay 10 ay önce

Eibistan olmasa maraş müzesi boş kalacak.
Aslanından tut mührüne kadar elbistandan.
Aslında elbistana müze yapılıp geri getirilip elbistanda sergilenmeli bu eserler.

Avatar
Erkan Yildiz Hollanda 10 ay önce

Maras ne zaman elbistana faydali bir is yaptiki? Bu eserler tabiki elbistanda sergilenmeli.Ama malesefki elbistanim sahipsiz.

Avatar
Omer kaya 10 ay önce

İnşAllah bu eserler de marasa gitmez

Avatar
sayit 10 ay önce

tarih vışkırıyor elbistanın her yerinden güzel elbistanımız turizime açılsın isteriz inşAllah çalışmaların devamını dileriz başarılar

Avatar
Mehmet 10 ay önce

Müze tamamlandığında umarım bütün eserler ait olduğu yete gelir

Avatar
Ahmet 10 ay önce

Malesefki elbistan diye ayrımcılık yaptığınız yer k.maraşın ilçesi ha şimdi büyük şehir oldu ismi değişti hepsi bu ayrımcılık yapanlar bir düşünün elbistan neden il olamadı siz ne kadar elbistan diye elbistanımız diye ayırt etsenizde bu gerçek hiç değişmeyecek boş yere kendinizi kandırmayın

banner115