Bu haber kez okundu.

Her 100 bin kişiden 44’ünü ‘görünmez katil’ öldürüyor

Termik santrallerde kullanılan fosil yakıtların neden olduğu hava kirliliğinin, insan sağlığına verdiği zararın masaya yatırıldığı, “Nefes Alamıyoruz: Hava Kirliliği-İklim Değişikliği-Sağlık” başlıklı sempozyumda konuşan uzmanlar, Türkiye’deki her yüz bin ölümden 44’ünün hava kirliliğinden kaynaklandığını belirterek, fosil yakıta bağlı erken ölüm sayısının da 2 bin 876 olduğunun altını çizdiler.  

Türk Tabipleri Birliği, Türk Toraks Derneği ve Halk Sağlığı Uzmanları Derneği, Türkiye’deki hava kirliliği ve iklim değişikliği ile kirliliğin yol açtığı sağlık sorunlarına dikkat çekmek amacıyla “Nefes Alamıyoruz: Hava Kirliliği, İklim Değişikliği, Sağlık” konulu sempozyum düzenledi.

Sempozyumun açılış konuşmasını yapan TTB Merkez Konsey Başkanı Prof. Dr. Raşit Tükel, “Dünya Sağlık Örgütü’nün “görünmez katil” olarak kabul ettiği ve dünyada her yıl 7 milyondan fazla kişinin ölümüne yol açan bu sorunu kamuoyunun gündemine getirmek biz hekimlerin temel sorumluluğudur” dedi.

TTB ile sempozyumu düzenleyen Türk Toraks Derneği ve Halk Sağlığı Uzmanları Derneği başkanları Prof. Dr. Türkan Günay ise, Türkiye’de hava kirliliği nedeniyle her yıl 32 bin kişinin öldüğünü ve 81 ilin 80’inin havasının Dünya Sağlık Örgütü kriterlerine göre kirli olduğunu söylediler. Prof. Dr. Türkan Günay, temiz havaya kavuşmak için Türkiye’nin bir an önce yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmesi gerektiğini belirterek, “İnsanın temiz hava soluma hakkını elinden almamalı” diye konuştu.

Günay, Türkiye’de her yüz bin ölümün 44’ü hava kirliliği nedenli olduğunu ifade ederek, ülkemizde trafik kazaları nedeniyle her yıl dört bin kişinin hayatını kaybettiği düşünüldüğünde hava kirliliğinin Türkiye için de ‘görünmez katil’ olarak tanımlanabileceğini kaydetti.

Daha sonra söz alan Türk Toraks Derneği Sempozyum Başkanı Doç. Dr. Haluk Çalışır ise, Türkiye’de 33 bin 300 kişi hava kirliliğine bağlı nedenlerden hayatını kaybettiğini belirtti. Bu rakamın 14 bini kalp krizi, 10 bini felç, 6 bini akciğer kanseri, geri kalanı ise KOAH ve solunum yolları hastalıkları olduğunu anlatan Çalışır, bu ölçümün yapıldığı 2012 yılında Türkiye’de trafik kazalarından hayatını kaybeden insan sayısının ise 3 bin kişi olduğunu belirtti.

 

Elbek: Fosil yakıta bağlı iki bin 876 erken ölüm

Tıbbi Onkoloji ve Türk Kardiyoloji Derneklerinin temsilcilerinin başkanlığında gerçekleşen ilk oturumda Türk Toraks Derneği adına konuşan Doç. Dr. Osman Elbek, Türkiye’de ve dünyada en çok öldüren ve sağlığa en çok olumsuz etki yaratan kalp-damar hastalıklarının, inmenin ve solunum sistemi hastalıklarının hava kirliliği ile doğrudan ilişkili olduğunun altını çizdi.

Doç. Dr. Elbek, fosil yakıtlarının kullanılmasına bağlı olarak Türkiye’de iki bin 876 erken ölümün, dört bin 311 hastaneye yatışın ve 7 milyon 976 bin 7 günün hasta olarak geçirildiğini belirterek fosil yakıt kullanımının ölümler ve sakat kalmalar dışında yılda 3 milyar avroyu aşan bir sağlık maliyetine yol açtığına dikkat çekti.

Elbek, şunları söyledi:

 “Hava kirliliğine neden olan ve PM2.5 olarak adlandırılan küçük partiküllerinin azaltılması halinde kalp-damar, inme ve akciğer kanserine bağlı ölümler azalıyor. Bu partiküllerin azaltılmasının tek yolu ise fosil yakıtlarını kullanmamak. Bu gerçeklere rağmen Türkiye yakın gelecekte onlarca sayıda kömürlü termik santrali daha faaliyete sokmayı planlıyor. Tabip odaları ve uzmanlık dernekleri, sağlık üzerinde ölümcül yıkıma neden olacak bu adımın gerçekleşmemesi için toplumsal sorumluluk üstlenmeli ve ‘sürdürülebilir kalkınma’ yerine ‘sürdürülebilir gelecek ve yaşam’ın sözcüleri olmalıdır.”

Türkiye’deki hava kirliliğinin durumunun ortaya konulduğu ikinci konuşmayı TTB adına yapan Prof. Dr. Kayıhan Pala da, Türkiye’de 2015 yılında yıllık ortalama PM10 düzeyinin mevzuattaki sınır değerlere göre 81 ilin ancak 43’ünde izin verilen sınır değerin altında kaldığına işaret etti.

Avrupa Birliği sınır değerine göre 81 ilin 62’sinin; DSÖ sınır değerine göre ise 81 ilden 80’inin sınır değerin üzerinde olduğunu vurgulayan Pala, “Yıllık ortalama SO2 düzeyi söz konusu olduğunda ise 2015 yılında ülkemizde Dünya Sağlık Örgütü tarafından önerilen sınır değer 24 ilde aşıldı.  Avrupa Birliği kriterleri uyarınca partikül madde açısından bir kentin, günlük sınır değeri (50 µg/m3), bir yıl içerisinde en fazla 35 gün geçmesine izin veriliyor. Bu kritere göre ülkemizin 2015 yılını değerlendirdiğimizde; nüfusu 1 milyondan fazla illerin tamamının yılda 35 günden daha fazla bir süre günlük sınır değeri aşmış olduğunu görmekteyiz” şeklinde konuştu.

 

Şahin: “Fosil yakıtları terk etmeliyiz”

Sempozyumun “İklim Değişikliği ve Sağlık” konusundaki oturumunda söz alan Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezinden Dr. Ümit Şahin ise, Türkiye’nin fosil yakıtları terk etmesi çağrısında bulundu.

İklim değişikliği ve hava kirliliğinin enerji üretiminde fosil yakıt kullanımından kaynaklanan bir sorunun iki yüzü olduğu görüşünü aktaran Şahin, şöyle devam etti:

“Kömür, petrol ve doğal gaza dayalı enerji sistemleri hem halk sağlığını ciddi bir şekilde tehdit eden hava kirliliğine hem de dünyanın geleceğini tehdit eden iklim değişikliğine yol açıyor. Bu nedenle artık bütün dünyada başta en önemli kirletici olan kömür olmak üzere fosil yakıtların terk edilmesinin tek çözüm olduğu yönünde bilim çevreleri uzlaşmaya varmış durumda. 4 Kasım günü yürürlüğe girecek olan Paris İklim Anlaşmasının da mantıki sonucu zaten bu olacak. Bu nedenle en kısa zamanda fosil yakıtlardan uzaklaşan düşük karbonlu bir ekonomik sistemin kurulması için çalışmak ve yeni kömürlü santrallerin yapımını durdurmak başta olmak üzere fosil yakıtları terk etmek için gerekli önlemleri almak zorundayız.”

Türk Tabipleri Birliği temsilcisi Doç. Dr. Gamze Varol Saraçoğlu, sempozyum çerçevesinde kanserlerin ve özellikle akciğer kanserinin de gündeme geldiğini belirtti.

Saraçoğlu, Sağlık Bakanlığının bu yıl içerisinde yayınladığı verilere göre akciğer kanserinin Türkiye’de erkeklerde en sık, kadınlarda ise geçen yıllara göre artış göstererek dördüncü sıklıkta görülen kanser olduğunu ve Türkiye’de her yıl yaklaşık 30 bin kişiye akciğer kanseri tanısı konulduğunu söyledi.

Saraçoğlu, ““Tütün bağımlılığının yanı sıra hava kirliliğinin de akciğer kanseri gelişiminde rol üstlendiğini ifade edebiliriz. Öte yandan hem tütün bağımlılığını hem de hava kirliliğini önlemenin yolu sağlıklı kamu politikaları geliştirmek. Bu noktada kansere neden olan dış ortam hava kirliliğinin kontrolsüz sanayileşmenin bir sonucu olduğu hatırlanmalıdır. Mevcut kirliliği azaltmak için fosil yakıtlarının kullanımından vazgeçilmesi ve özellikle kömürlü termik santral inşasına son verilmesi akciğer kanserinden korunma konusunda atılacak en temel adımlardır” ifadelerini kullandı.

Anahtar Kelimeler:
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
MEHMET 2 ay önce

Kimin umrunda her gün şehit veriyoruz kimsenin umrunda degil kaldıki bunla ilgilenecekler,siyasiler sivri sinek vızıltısı gibi gelir bu konu..

Avatar
Emir 2 ay önce

Elbistan vatandaşı Kanseri Grip zabnediyor.Cebime 3 kuruş girsin diye ciftciligi birakip santralde toz kül temizleyen taseron isciler de durum daha kötü .Elbistan halkinin kanser grafiği oldukca yuksek sesimizi cikarmayup yetkililere sesimizi duyurmazsak gelecek 10 15 yil sonra kanser 15 yas altına inecek Şaka degil Gerçek

Avatar
gerçekler 2 ay önce

elbistan da afşin de halinden gayet memnun 2 gün olmuş haber yayınlanalı TEK BİR YORUM DAHİ YOK :(
A SANTRALİNDE MODERNİZASYON YAPILARAK BACA GAZI ARITMA SİSTEMİ YAPILIRSA ;
B SANTRALİNDE DE BU SİSTEM TAM OLARAK ÇALIŞTIRILIRSA HİÇ BİR PROBLEM OLMAYACAKTIR

banner27

banner29

banner25