Bu haber kez okundu.

Hayatı ve Doğayı Koruma Platformu’ndan kirlilik uyarısı

Hayatı ve Doğayı Koruma Platformu üyeleri, 5 Haziran Dünya Çevre Günü nedeniyle bir açıklama yaptı. Afşin-Elbistan’daki 2 termik santral nedeniyle bölgenin kirlendiği ifade edilirken, “Bu iki termik santralin normal kapasiteleri ile çalışması halinde, bir yılda 36 milyon ton kömür yakılmakta, havaya 2,5 milyon ton karbondioksit ve 270 bin ton kükürt atılmaktadır” denildi.

            İbrahim Karaoğlanoğlu Meydanı’nda bir araya gelen platform üyeleri, ellerinde Türk Bayrakları ve dövizlerle tepkilerini dile getirerek, yeni santrallerin yapılmasına karşı olduklarını ifade ettiler.

            Termik santrallere karşı başlatılan imza kampanyasının da sona erdiği gün nedeniyle, Platform adına hazırlanan basın açıklamasını, Durdu Mehmet Dalkanat okudu.

            Dalkanat, “Sanayileşmenin yaygınlaşması ile birlikte, çevre sorunları da artmaya başladı. Bütün ülkelerin ortak sorunu haline gelen çevre kirlenmesi, günümüzde insan sağlığını tehdit eder boyutlara ulaştı. Ölümlere neden olan kanser ve solunum yolu hastalıklarının çoğu, sanayi üretim atıklarının çevre kirliliğini tetiklemesi sonucu ortaya çıktığı herkesin malumudur. Uzun süre sanayi üretiminde etkin olan devletler ve büyük sermayedarlar, daha çok kazanmak, daha çok kar etmek için üretimin insana ve çevreye verdiği zararları, görmemeye, göstermemeye ve gizlemeye çalışsalar da sonunda bu zararları dünya kabul etmiştir.

1972 yılında İsveç'in Stockholm kentinde yapılan Birleşmiş Milletler Çevre Konferansında alınan bir kararla, 5 Haziran günü Dünya Çevre Günü olarak kabul edildi. 113 ülkenin katıldığı bu toplantıda; sürdürülebilir kalkınma, insanların yaşamlarının iyi bir düzeyde sürdürebilmeleri için gereksinim duydukları doğal kaynakları yenilenebilir biçimde, yani gelecek kuşakları da düşünerek kullanmaları kararı sonrasında, Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) kurulmuştur.

5 Haziran'ı dünya çevre günü olarak ilan eden büyük devletler ve dev şirketler; üretim yaparak büyük paralar kazanmalarına, servetlerine servet katmalarına rağmen, insan yaşamına ve doğaya verdikleri zararları önlemek için masraf yapmak istememektedirler. Bu yüzden dünyada artan çevre sorunlarına karşı çevre bilinci gelişmiş, çevre kirliliğine karşı tepkiler ve mücadeleler çığ gibi büyümüştür. Bu gün dünyanın gelişmiş ülkelerinde çevre etkileri bakımından halkın talep ve itirazları dikkate alınmadan hiçbir işletme açılamamaktadır.

Türkiye'de son yıllarda çevre bilinci hızla gelişmekte, sanayinin ve özelliklede dengesiz enerji üretimlerinin yol açtığı tahribatlara karşı her yerden itirazlar yükselmektedir. Karadeniz’den, Ege’den, Akdeniz’den, Trakya'dan Anadolu'nun her köşesinden insanlar artık, yaşam alanlarının ve çevrelerinin yok edilmesine seyirci kalmamaktadırlar.

Yine son yıllarda Türkiye'de Hayat ve doğa en çok enerji üretimi ile riske atılmaktadır. Enerji üretmek için EPDK tarafından yetki verilen birçok şirket çevreye, insana ve doğaya ne kadar zarar verdiğini göz ardı ederek; enerji üretip devlete satma işi ile uğraşmaktadır. Bu yüzden artık üzerine HES yapılmayan çay kalmamıştır” dedi.

            Elbistan ve çevresinde hava kirliliğinin çok yüksek olduğunu anlatan Dalkanat, basın açıklamasının devamında şu cümlelere yer verdi:

“Elbistan da 32 yıldan bu yana, enerji üretiminin en zararlı ve en kirlisi olan kömür ile enerji üretilmektedir. Bu yüzden Elbistan'da bulunan 2 adet termik santralinin hayatımıza ve doğamıza verdiği zararın anlatımı bir çevre gününe sığmayacak kadar çoktur.1984 yılında üretime başlayan A Termik Santralinin filtre sistemi yoktur. Türkiye Cumhuriyeti’nin hiçbir kanun veya mevzuatına uygun olmadan, kanuna aykırı bir şekilde çalıştırılmaktadır. 30 yıl olan teknik ömrü çoktan dolmuş olmasına rağmen halen devlet eli ile işletilmeye, etrafa zehir saçmaya devam etmektedir. Şimdilerde ise devlet, ömrü bitmiş bu santrali özel bir firmaya satmaya çalışmaktadır. Şu an meclise sunulmak için hazırlanan bir ‘Enerji Yasa Teklifi’ ile bu firmanın A termik santralini aynı şartlarda çalıştırılması sağlanmaya çalışılmaktadır. 2004 yılında üretime başlayan B termik santralinin kurulabilmesi için gerekli olan ÇED (Çevre Etki Değerlendirmesi) raporu A termik Santraline filtre sistemi kurulması şartı ile verilmiş olmasına rağmen, halen uygulamaya konamamıştır. B termik santralinde var olduğu iddia edilen filtre sisteminin ise bozulmaktan başka bir işe yaramadığı herkes tarafından bilinmektedir. Yani B Termik Santrali de kanun ve mevzuatlara uygun çalışmamaktadır.

Bu iki termik santralin normal kapasiteleri ile çalışması halinde, bir yılda 36 milyon ton kömür yakılmakta, havaya 2,5 milyon ton karbondioksit ve 270 bin ton kükürt atılmaktadır. Bu miktarda fosil kaynaklı, kalitesiz düşük kalorili linyitin yüzde 44'ü kül, yüzde 56'sı nem, kükürt içeriği ise yüzde 2.2’dir.

Kömürün yanması sonucu bileşimde bulunan toksin-zehirli element ve partikül maddeler; arsenik, kadmiyum, kobalt, krom, nikel, kurşun, uranyum, bakır, tarım alanlarımızı ve ürünlerimiz zehirlemektedir. Bunların sonucunda; Elbistan ve çevresinin hava ölçülemeyecek boyutta kirlenmekte, termik santralden kaynaklı hastalıklar, özelliklede kanser ve akciğer hastalıklarından ölümler had safhaya ulaşmakta, tarım alanları yok olmakta, atmosfere salınan sera gazı vesilesi ile iklim değişikliklerine yol açmakta, kaynak sularımız azalmakta, kömür alanlarını susuzlaştırmak için yer altından yılda 900 milyona yakın su çekilmesi sonucu göçük, çatlak ve obruklar oluşmakta, hayata ve doğaya geri dönüşü mümkün olmayan tahribatlar vermektedir.

32 yıl boyunca Elbistan halkının sessizce bu sorunlarına çözüm beklemesine rağmen, hiçbir yetkili bu acil ve hayati sorunların çözümü konusunda tek bir adım dahi atmamıştır. Bu yüzden bu gün cennet Elbistan bizlere adeta cehennem olmaya doğru gitmektedir.

Bu aşamada Elbistan ve çevre ilçeler bu sorunlara çözüm beklerken; Birisi Akbayır, Malap, Hüyücek ve Soğucak köylerini, Diğeri ise Küçükyapalak, Büyükyapalak, Çatova, Eldelek, Akören ve Elembey köylerini içine alan, 2 adet santral yapımı için ÇED süreci devam etmektedir. Şunu herkes iyi bilmelidir ki; bu santrallerin yapılması halinde Elbistan'da yaşamak mümkün olmayacaktır. Yine şunu herkes iyi bilmektedir ki; ÇED raporlarının bu iki santral için, normal yollarla ölçümler yapılarak hazırlanması halinde çıkma imkânı yoktur. Bu santrallerin zorlanarak yapılması durumunda Elbistan ve çevresinde bir çevre felaketi yaşanacaktır. Bu felaketin nasıl olacağını merak edenlerin Çoğulhan, Alemdar, Sinekli, Hurman, Kışla ve Çomudüzü köylerini ziyaret etmeleri yeterli olacaktır.”

Dalkanat, “Elbistan ve Çevresindeki sulama planlarının iptal edilmemesini, sulama yapılarak tarım alanlarının veriminin artırılmasını, yerin üstünün zenginliklerden bütün Elbistanlıların faydalanmasını istiyoruz. 32 yıl boyunca hiç sesini çıkarmadan, aş ve iş umudu ile her istenileni kabul eden Elbistan ve çevre ilçeleri artık son noktaya gelmiş durumdadır. Bundan böyle sesimizi çıkartıyoruz. Sesimize kulak verin diyor, yetkililerin bunu görmelerini istiyoruz. Bizler Platform olarak tüm süreçleri yakından takip etmekteyiz. Yapılacak herhangi bir yanlışta tüm kanuni ve meşru haklarımızı kullanacağımızı bildiriyoruz” cümleleri ile açıklamayı sonlandırdı.

Anahtar Kelimeler:
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mehmet Ali 6 ay önce

Yanlışa dur demek için hak arayanlara,tepki gösterenlere selam olsun

Avatar
mehmet erşahin 6 ay önce

Hayatı ve doğayı koruma platformunu bu duyarlı konuda ön ayak olduğu için kutluyor, çalışmalarınızın yeni ölüm santrallarının yapılmasını engellemesini temenni ediyorum.

Avatar
Kaan TEKE 6 ay önce

İnşaAllah yetkililer halkımızın bu duyarlılığına sessiz kalmaz..

banner27

banner29

banner25