Bu haber kez okundu.

Besiciliğin sorunları ve geleceği Elbistan’da tartışıldı

Kırmızı Et Üreticileri Birliği Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri Eğitim ve Bilgilendirme Toplantısı, 'Sağlıklı ve Kârlı Besicilik' sloganı ile geniş bir katılımla Elbistan’da gerçekleştirildi.

Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği bir ilke imza atarak, besicilere yönelik 'Sağlıklı ve Karlı Besicilik' sloganı ile Türkiye genelinde bölgesel olarak eğitim seferberliğini Elbistan’dan başlattı. Grand Elbistan Park Otel’deki bölgesel eğitim ve bilgilendirme toplantısında, besicilerin en fazla mağdur olduğu hastalık, bakım ve besleme konusunda eğitim verildi.

17 il ve ilçe birliğinin katılımıyla Elbistan Kırmızı Et Üreticileri Birliği’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantıya; Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdür Yardımcısı Dr. İbrahim Özcan, Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği Genel Başkanı Bülent Tunç, Et ve Süt Kurumu Adana Et Kombinası Müdürü İsmail Yavuz, Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü İhsan Emiralioğlu, Gıda Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürü Ayhan Özcan, Elbistan Ziraat Odası Başkanı Mehmet Ali Bulut, hayvancılıkla ilgili kurum ve kuruluşlarının temsilcileri ve besiciler katıldı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından başlayan Kırmızı Et Üreticileri Birliği Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri Eğitim ve Bilgilendirme Toplantısı’nın açılış konuşmasını Elbistan Kırmızı Et Üreticileri Birliği Başkanı Bedir Ergüç yaptı. Ergüç, böyle önemli bir toplantıya ev sahipliği yaptıkları için gurur duyduklarını söyleyerek katılımcılara teşekkür etti.

Daha sonra mikrofona davet edilen Et ve Süt Kurumu Adana Et Kombinası Müdürü İsmail Yavuz ise, kurumun yapısı ve çalışma sistemi hakkında bilgi verdi. Yavuz, Et ve Süt Kurumu olarak hayvancılığın ticari bir sektör haline gelmesini sağladıklarını ve kaliteli besiciliği teşvik ettiklerini kaydederek, kurumun hayvancılıkla ilgili politikalarını anlattı.

Yavuz’un ardından katılımcılara hitap eden Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdür Yardımcısı Dr. İbrahim Özcan da, saman ve canlı hayvan ithalatı konusu ile hayvancılığa verilen desteklere değindi.

“78 milyon kendi nüfusumuz, 3 milyon Suriye ve Irak’tan gelmiş misafir addettiğimiz nüfusun yanı sıra 40 milyon kadar da turistimiz var. Bu kadar nüfusun sağlıklı, doğru, zamanında ve kaliteli-çeşitli ürünlerle beslenebilmesi için Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatı sizlerle birlikte çalışmaya gayret ediyor. Çok şükür bitkisel üretimimiz kendimize yetiyor. Asli olarak dışarıya bağımlı bir ülke değiliz. 22 milyon buğday üretimimiz var. İhtiyacımız 17 milyon ton. 5 milyon ton buğday fazlamız var. Ama Türkiye’nin buğday ithal ettiği yazılıp çiziliyor. Bu yazılırken Türkiye’nin son 6 yıldır dünya un ihracatında birinci, makarna ihracatında da ikinci olduğunu hiç söylemiyorlar. ‘Hollanda kadar olamadık’ diyorlar. Hollanda’nın tarımsal üretimi 15 milyar Dolar; ticareti ise 115 milyar Dolar. Alıyor satıyor. Bizim tarımsal hâsılamız ise 60 milyar Dolar. İhracatımız ise 19 milyar Dolar. Kimse bize Hollanda örneğini verirken şartları göz önünde bulundurmayı ihmal etmesin. Biz, 19’u 40 milyar Dolar’a çıkarmaya çalışıyoruz. Türkiye, şuanda 186 ülkeye bin 700 çeşit tarımsal ürün ihraç ediyor” dedi.

Türkiye’nin kırmızı et ihtiyacının yerli üretimle karşılanamadığını belirten Yavuz, şöyle devam etti:

 “Türkiye’nin yıllık 1 milyon 400 bin ton kırmızı ete ihtiyacı var. Bizim üretimimiz ise 1 milyon 150 bin ton. Yani her halükarda 200 bin ton açığımız var. Bu açığı kapatabilmek için besicilerimizi teşvik etmeye çalışıyoruz. Hem damızlıkta hem de besilikte hayvan ithalatına müsaade ettik. Ekim 2014’ten şuana kadar 524 bin 936 hayvan Türkiye’ye girdi. 303 bin 378 damızlık hayvan ithalatı ise 303 bin 728 olarak gerçekleşti. Sıfır faizli, sübvanseli kredi veriyoruz. Kırsal kalkınma desteklemeleri ile ilgili yüzde 50 sübvanseli altyapı yatırımlarına ve hayvan tedarikine yüzde 40 destekleme veriyoruz. IPARD kapsamında da yine aynı şekilde yüzde 65’e varan hibeler var. Toplam 11 milyar 500 milyon Dolar destekleme dağıtılacak. Şuanda tarımsal destek kapsamında hayvancılığa ayrılan dilim, yüzde 4’ten yüzde 31’e yükseldi. Son 3 yıldır ‘ben bu işten kazanmıyorum, zarar ediyorum’ diyenle oturup konuşmamız lazım. Çok net ve açık hesaplarımız var. 187 milyon liralık besi desteği yaptık. 2016 yılı uygulaması ile de 1-300 baş arası hayvana 200 lira destekleme verilecek. Süte de destek veriyoruz. Ama sütün bir litresine 1 kuruş fazla destek verildiği zaman bütçeye maliyeti 90 milyon lira olarak gerçekleşiyor.”

Türkiye’de yaşanan kuraklığa da değinen ve saman ithalatı konusunun çarpıtıldığını savunan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdür Yardımcısı Dr. İbrahim Özcan, “Kuraklıkla ilgili olarak belli aralıklarla üst düzey toplantılar yapıyoruz. Bugünlerde birilerinin saman telaşı başladı. Türkiye’nin hiçbir zaman sap samana kaliteli kaba yeme ithalat olsun diye ihtiyacı olmadı. Çok net konuşuyorum. Birilerinin kalkıp saman ithalatı demesinin hepsi hikaye. Konya’nın bazı bölgeleri, Gaziantep, Kahramanmaraş’ın bir kısmı, Kayseri yağışta bu sene yeterli miktarda yağmur almadı. Türkiye genelinde Trakya Bölgemiz artı verecek, yukarıda bahsettiğim bölgelerde ise ürün kaybı olacak. Genele baktığımız zaman bu sene, geçen seneden farklı durum ortaya çıkmayacak.

Samanın, hayvanlar açısından bir gıda maddesi olmadığını kesinlikle bilinmesi lazım. Saman bir gıda maddesi değildir. O nedenle asli besleme unsuru gibi gösterip de saman olmazsa hayvancılık olmaz diyenler sizi korkunç yanıltıyorlar. Gıda maddesi olan kaba yemdir. Yonca, korunga, fiğ ve benzeri şeylerdir. Saman bir dolgu maddesidir. Fizyolojik aktivite için dolgunluk sağlaması gereken kaba maddedir. Saman bizim için çok ölçü değildir. Ölçü olan kaliteli kaba yemdir” ifadelerini kullandı.

Organizenin öğleden önceki bölümünün son konuşmasını ise, Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği Genel Başkanı Bülent Tunç yaptı.

Üretim vurgusu yapan Tunç, şunları söyledi:

“Bizler, ürettikçe varız. Ürettiğimiz için de ayaktayız. Üretmeye mutlaka ve mutlaka devam etmeliyiz. Ne koşulda olursa olsun üretmeyi bırakmamalıyız. Elimizdekinin emeğimizin kıymetini çok iyi bilmeliyiz. Dünyada et, hayvan ve gıda aranıyor. Bizim yaptığımız iş çok zor ve meşakkatli bir iş. İşimizin kıymetini bilelim. Elimizdeki bir tane buzağının bile kıymetini bilelim. Önümüz her geçen gün çok daha iyi açılıyor. 2013 yılından beri hayvancılıktan zarar eden yok. Hayvancılık her geçen biraz daha ileri gidiyor. İthalat yapılsın. İthalat bizim korktuğumuz bir durum değil. Her şey kontrol altında. Bakanlık bunu çok iyi takip ediyor. Bizlere sorun olacak bir durum yok.”

Toplantının öğleden sonraki bölümünde ise hastalıklar konusunda uzman olan Selçuk Üniversitesi Veteriner Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mahmut Ok ve aynı fakülteden Hayvan Besleme ve Beslenme Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nurettin Gülşen, hastalıklar ve besi hayvanlarının beslenmesi konusunda besicilere geniş kapsamlı bilgiler aktardı.

Toplantı, soru-cevap bölümü ile sona erdi. 

Anahtar Kelimeler:
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner27

banner29

banner25