Bu haber kez okundu.

Bakan Ünal, bölge çalıştayında konuştu

Kültür ve Turizm Bakanı Mahir Ünal, Trabzon’da düzenlenen Kültür ve Turizm Bölge Çalıştayı’na katıldı. Ünal, burada yaptığı konuşmada, “Türkiye algısı ve imajı üzerinde son üç yıldan beri son derece bilinçli olarak operasyonlar yürütülüyor” dedi.

“Türkiye’nin turizmine dönük saldırının paydaşlarından, hatta temel taşıyıcılarından bir tanesi paralel yapıdır” diyen Bakan Ünal,

“Birileri bu ülkenin üzerinde bir oyun oynuyor demektir. Oyun teorisinde çok temel bir yaklaşım vardır derler ki; ‘Çevrenizde ne olup bittiğini bilmiyorsanız oyun sizin üzerinizde dönüyor demektir.’ Öncelikle çevremizde ne olup bittiğini bileceğiz. 8-10 bin kilometre öteden gelen ve bu bölgede yeni sınırlar çizmeye, yeni düzenler kurmaya çalışanlar bizi bir taraftan yeni kurulacak bu yeni düzenin dışında tutmaya çalışırken bir taraftan da bizim adeta can damarımız niteliğinde olan alanlara saldırıyorlar. İşte bu alanlardan bir tanesi turizm. İmaj, algı eşittir turizm. Dünyada imajınızı ve algınızı kaybettiğiniz anda turizmde kaçınılmaz olarak kaybetmeye başlarsınız.

Daha acı bir şey söyleyeyim. Şu anda dünyada Türkiye’nin turizmine dönük  saldırının paydaşlarından hatta temel taşıyıcılarından bir tanesi paralel yapı. Yaklaşık 130 ülkede faaliyet gösteren bu yapı bulunduğu her ülkede Türkiye güvenlik açısından riskli ülkedir propagandası yapıyor. Yetmiyor Türkiye içinde de dönüyor medya organları aracılığıyla gazeteleri aracılığıyla Türkiye ile ilgili ‘1300 tane otel iflas ediyor şu kadarı batıyor’ gibi kara propagandalar yapıyor.

Biz 60 günden beri ne yapmaya çalışıyoruz. 24 Kasım'da uçak düştüğü günden bu güne kadar hassasiyete bir şeyi yapmaya çalışıyoruz. Bir psikoloji ve algıyı yönetmeye çalışıyoruz. Şimdi uçak türbülansa girdiğinde öncelikle yolcuların psikolojisini iyi yönetmeniz gerekiyor. Yolcuların psikolojisini yönetmezseniz uçağın içerisinde panik çıkar. Şu anda biz bir türbülans yaşıyoruz ama bu türbülansta bizim psikoloji ve algıyı iyi yönetmemiz gerekiyor. Hamdolsun bunu çok da iyi yönetiyoruz. 4 kez Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK) yaptık. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız, Maliye Bakanımız burada. Sayın Mehmet Şimşek'in başkanlığında sadece turizmi konu alan, vereceğimiz destekleri telafi edici tedbirler neler olacak? Önleyici tedbirler neler olacak? Yapısal tedbirler neler olacak? 100 milyar dolarlık hacmi olan bu sektörü biz devlet olarak bu türbülans sürecinde nasıl kuşatacağız?  Nasıl sağlıkla, selametle bu süreçten çıkaracağız. Bunun çalışmalarını yapıyoruz.

Kaldı ki bilmedikleri bir şey var.13 yılda biz o kadar çok kriz yönettik, o kadar çok engeli aştık, o kadar çok sorunu çözdük ki biz her krizden güçlenerek ve o krizin bünyesindeki fırsatları hamdolsun dönüştürerek çıktık. Bunu içimden gelerek ve samimiyetle ve inanarak söylüyorum.

Sayın Süleyman Soylu konuşmasının başında bir şey söyledi. ‘Bizi ayakta tutan ve 2023 vizyonuna taşıyan asıl gücümüz umudumuz, heyecanımız.’ Kurucu güç içimizde. Eğer sosyolojik anlamda toplumların geleceğini anlamak isterseniz bakmanız gereken yer şudur: Hangi toplumların içerisinde kurucu güç ve dinamizm var. Bir toplumum geleceğini ve sürdürülebilirliğini kavramak istiyorsanız o toplumun enerjisine bakın. Türkiye'nin enerjisi, heyecanı, umudu son derece dinamik.

Bakın bugün biz burada herkese ve her şeye inat, birileri Türkiye'nin turizminin kaderiyle oynarken ona ömür biçerken biz burada dört bakan 9 il, valiler, milletvekilleri belediye başkanları, STK'lar biz şuanda neyi konuşuyoruz? Karadeniz bölgemizin turizm geleceğini konuşuyoruz. Bunun planlamalarını yapıyoruz.

Cumhurbaşkanımız Katar'da Doha Kitap Fuarı’na katıldığımızda bunun görüşmelerini yapıyor. Bana dönüp talimat veriyor. Diyor ki; ‘Özellikle Körfez Ülkelerinin Karadeniz bölgesine çok büyük bir ilgisi var. Hemen Karadeniz bölgemizle ilgili bir turizm paketi hazırlıyorsunuz.’ Biz yaklaşık bir ay bu pakete çalıştık. Karadeniz Bölgemizi yukarıdan aşağıya sağdan sola bütün görüşmelerimizi yaparak ve cuma cumartesi günü burada iki gün 9 ilin il kültür müdürleri toplantısını yaparak bugüne hazır hale geldik. Birazdan sunumlar olacak. Tanıtma Genel Müdürümüz, Yatırım İşletmeler Genel Müdürümüz, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürümüz sunumlarını yapacak.

Bölge turizmini geleceğe taşımak ve sürdürülebilir bir şekilde gelişimini sağlamak amacıyla yapmayı planladığımız fonları sizlere ana başlıklarıyla paylamak istiyorum.  İlgili genel müdürlerimiz zaten bunların detaylarını sizlerle paylaşacak. Birinci olarak Türkiye turizm stratejisi 2023 planıyla DOKAP mastır planı çalışmalarının entegrasyonu 2016 yılında tamamlanmasını planlıyoruz. Mera alanlarının turizme kazandırılması içerikli mevzuat düzenlemelerinin 2016 yılında yine tamamlanmasını planlıyoruz.

Üretim yeteneği ve üretim ilişkisi açısından yaylalarımızın, meralarımızın çok iyi şekilde koruma esaslı planlanması gerekiyor.  Eğer biz bugün bunu yapmazsak yarın bunu istesek de düzenleyemeyiz, temizleyemeyiz planlayamayız ve sürdürülebilir kılamayız.

Gelen turistlerin konaklama sürelerinin ardından arttırılması amacıyla bölge içindeki kültür turizmi kongre ve fuar turizmi, kış turizmi, doğa yayla ve eko turizmi alternatiflerin desteklenmesi, bölgeye gelişlerin arttırılması amacıyla kurvaziyer turizminin alt yapısının yaygınlaştırılması, şehir merkezlerinde yöresel mimariyi ve yöresel malzeme kullanarak inşa edilen yapıların restore edilerek marka değeri yüksek kimlikler oluşturulması konusunda yerel yönetimler maddi ve teknik destek verilmesi arttırılarak devam ettirilmesi, kültür merkezi konseptinin yeniden yapılandırılarak kültürümüzü yansıtacak ve yaşam mekânı haline dönüştürecek nitelikte şehre entegrasyonun sağlanmasını hedefliyoruz.”

Bakan Ünal, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bu çok önemli biz kültür konseptiyle gittik. Kültür merkezleri insanların sosyalleştiği mekanlar olmadı, haftada bir iki defa açıldı kapandı. Oysa biz şimdi özellikle gençlerimizin sosyalleşebileceği sosyal etkinlik mekânları oluşturmak istiyoruz. Mesela yaşayan kütüphaneler bu konseptlerden bir tanesi, ve müzelerimizi sadece arkeoloji etnografya müzesi olmaktan çıkarıp şehrin kimliğini tarihini o şehirde yaşayan bütün tarihi şahsiyetlerin o şehirde doğan ve yaşayan çocuklara aidiyet anlamında buluşmasını sağlamamız önemli. Avrupa’da anaokulu çocuklarının müzelerde öğretmenler ve rehberler birlikte gezdirildiğini görürsünüz.

Küreselleşme bize dayatıldı. Küreselleşme kaçınılmaz olarak kültürler arası benzeşmeyi ve güçlü popüler kültür argümanlarına sahip toplumların bizim üzerimizde hegemonya oluşturulmasını sağladı. Globalleşme zıddını doğurdu glokalleşmeyi yerelleşmeyi getirdi.

Şimdi her bir toplum kendi kimliğini, kendi hafızasını, kendi kültürel aidiyetini yeniden inşa etmek istiyor. Bizi bugün kültürel alanda en çok ihtiyaç duyduğumuz şey hafızamızı yeniden inşa etme.  Eğer hafızamızı yeniden inşa edemezsek kimliğimizi inşa edemeyiz. Hafızası ve kimliği olmayan bir toplumun kültür üretmesini bekleyemezsiniz. O yüzden hafızamızı yeniden inşa edeceğiz. Hafızamızın kopuk parçalarını bulacağız ve yeniden inşa edeceğiz.

Hafızamızın kopuk parçalarını bulacağız ve inşa edeceğiz. Çok acı günler yaşadık. 1998’de İstanbul’da İstanbul üniversitesi bünyesinde 1936’da Bakanlar Kurulu kararı ile Sultan Abdülhamid Han’ın nadir eserler kütüphanesi İstanbul Üniversitesi’ne naklediliyor. 1998 yılında o üniversitenin kütüphane müdürü hanımefendi 28 Şubat’ın simge ismi Kemal Alemdaroğlu’na gidip ‘Kütüphanemizde irticai unsurlar buldum. Bunları atmamız gerekiyor’ diyor. 16 bin nadide eseri çöpe atıyorlar bu ülkede.

 Geçmişte yanlış uygulamalarla nasıl bir akılla hafızamızı yok ettiklerini biliyoruz. Bu ülkenin arşivi biliyorsunuz vagonlarla Bulgaristan’a satıldı. Yetmedi trenlerin üzerindeki o nadide hat eserleri kazındı. Bizim hafızamızı yeniden inşa etmemiz gerekiyor. Bir şeyi unutmayalım, kimlik kaybolmaz ama kimliğin kalitesi kaybolur.

İnşallah bu anlamda bütün kimlik politikalarımızı şehir üzerinden somutlaştıracağız. Bunu yaptığımızda işte o zaman kültür ekonomisi yani bir üretim yeteneği ortaya çıkacak. O zaman turizm ile kültürü birleştirebiliriz. Şimdi ben Viyana’ya 2 günlüğüne gittiğimde Royal Flarmoni Orkestrası’nın konserine gitmek istiyorum. Bu konser için 250 Avro veriyorum. Ama bir turist Trabzon’a veya Sinop’a gelecekse şunu demeli: ‘Oraya gittiğimde şu kültürel etkinliklere katılmalıyım.’ Çünkü insanlar bir duyguyu keşfetmek için seyahat ederler. Bir duygu yaşamak için seyahat ederler. Biz Karadeniz’e gelen insanların hangi duyguyu yaşayacaklarını sunacağız.”

Ortadoğu ve körfez ülkelerine yönelik tanıtımların yoğunlaştırılacağını dile getiren Ünal, “Turistlerin doğru ve etkin bilgilendirilmesi açısından çok önemli bilgilere sahip turizm danışma bürolarının yeniden yapılandırılmasını, sadece Trabzon ve Ordu’da bulunan turizm bürolarının bütün illerimizde resmi olarak açılmasını, turizm danışma bürolarında Arapça ve İngilizceyi iyi bilen yöreyi tanıyan personeller istihdam edilmesini, buna ilişkin kadro sayılarının artırılmasını, bölgeyi etkin tanıtan farklı illerden özellikle Arapça tanıtım materyallerinin hazırlanmasını hedefliyoruz.

Ortadoğu ve Körfez ülkelerine yönelik tanıtımlar yoğunlaştırılacak.  Bölgenin hedef pazarlarını da çeşitlendireceğiz. Özellikle Avrupa ve Uzak Doğu’dan turistleri getirmek için tanıtım faaliyetlerine başlayacağız. yedi büyük fuardan birini Karadeniz Bölgesi’nde yer vereceğiz.

Burada şu tuzağa düşmememiz gerekiyor. Her yıl Türkiye’ye 4.5 milyon turist geliyor ve bunların yüzde 75’i Antalya’ya gidiyor. Bu yüzden Antalya maalesef Rus turist merkezi haline geldi. Bundan sonra hiçbir bölgemiz hiçbir şekilde bir pazarın bağımlısı haline gelmemeli. O yüzden hızlı bir şekilde pazarımızı çeşitlendirelim dedik. Şimdi Antalya ile ilgili özellikle EXPO 2016 kaldıracını kullanarak biz bu 2016 döneminde Rus turist sayısında ortaya çıkacak azalmayı bu organizasyonla telafi edeceğiz. Bundan sonra da pazarımızı çeşitlendireceğiz. Biliyorsunuz EXPO olimpiyatlardan daha büyük daha etkin bir organizasyondur.

Karadeniz’de de bu hataya düşmemek için yolun başındayken mastır planımızı yapalım. Biz Karadeniz Bölgesi’nde ürün çeşitliliğini sağlarsak pazar çeşitliliğini de sağlamış oluruz. Şimdi ürün çeşitliliği üzerinde çalışıyoruz. Mesela son yıllarda yürüyüş yolları üzerinden hikayeler yazılıyor. Bloggerlar sayfalarında yazıyor. Karadeniz Bölgesi yürüyüş yolları açısından inanılmaz zengin ve güzel hikâyeler var. Mesela bu bile tek başına kıymetli. Her bir ürünümüzü her bir ayrı pazara pazarlayacağız. Dolayısıyla hem ürün çeşitliliği hem de Pazar çeşitliliğini sağlayacağız” dedi.





Anahtar Kelimeler:
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
vizyoner 11 ay önce

Bakan Bey'in vizyoner olduğunu görmek sevindirici ve umutlandırıcı...

banner27

banner29

banner25