banner108
         Bir yaygaradır gider, enflasyon canavarı diye. Kimse, nedir, necidir bu enflasyon diye sorgulamaz. Sanki Şardağı’nın eteklerinde, bir köşelerinde gizlenip, aç kaldıkça saldıran vahşi bir yaratıktır.
 Meseleyi böyle ele alınca, Zihnimizde şöyle bir algı oluşur. Bizi yönetenler, bu canavara karşı toplumu cansiperane savunmaktadır, ekonomi yönetiminin hiçbir kusuru, kabahati yoktur. Bütün suç doğal olarak enflasyon canavarındadır.
        Verilmek istenen mesaj, gayet açık; suçlu bulunmuştur ve ortadadır. Fazlasını düşünmeye, araştırmaya gerek yoktur. Bu mantık yanılsaması sayesinde düşünme yeteneğimiz etkilenmiş ve yönlendirilmiş olur. ( Algı operasyonu dediğimiz olayın özü budur.) Şimdi kısa bir ufuk turu atalım ve enflasyon olayını farklı bir pencereden değerlendirelim isterseniz.
     Para icat edilmeden önce insanlar mal takası yapardı. Pazara kendi ürettiği ürününü getirir, ihtiyacı olan şeylerle değiş tokuş yapardı. Bu yöntemin en zayıf noktası, pazardan mal almak için sizin de pazara bir şeyler götürmek zorunda olmanızdır.
              Paranın bulunması ile birlikte, ticaret kolaylaşmış ve hızlanmıştır. Para olarak altın, gümüş gibi az bulunan, taklit edilemeyen kıymetli metallerin kullanıma sunulması ile birlikte, toplumsal gelişimin, dönüşümün ve ticaretin önü açılmış ve yaygınlaşmıştır.
            Değişim aracı olarak altının kullanıldığı dönemlerde enflasyon diye bir şey yoktu. Elbette bu fiyat artış ve azalışlarının olmadığı anlamına gelmez. Ancak gerekçemiz farklıdır. Örneğin yağışın az olduğu yıllarda buğday üretimi azalmış, fiyatı ise doğal olarak artmıştır. Ekonominin ana kuralı; Az olan pahalı, bol olan ucuzdur. (Arz/talep dengesi)
      Kağıt paranın kullanımı ve sonrası
Merkez bankalarının kurulumunu takiben, her devlet kendi sınırları içinde kullanılmak üzere para basarak piyasada etkin rol oynamaya başlamıştır. Kağıt paranın devreye girmesiyle birlikte,  altına dayalı para sistemleri geri plana itilmiştir. Kağıt paranın sermayesi, kağıt ve birazda mürekkepten ibarettir.
İşte geldik işin püf noktasına. Gelir gider dengesini koruyamayan halk deyişiyle ayağını yorganına göre uzatmayan bazı devletler, zamanla sınırsız para basma yetkisini kötüye kullanmaya başlamıştır.
Sonuç: Karşılıksız para ve Hoş geldin enflasyon…
Tahmin edilen soruyu ben sormuş olayım. Para miktarı ne olmalıdır?
“  Miktar kuramını en açık ve yalın bir şekilde Amerikalı ekonomist Irving Fisher açıklamıştır. Fisher, miktar kuramını açıklamak için değişim (mübadele) denklemi olarak bilinen ve aşağıda gösterilen denklemden yararlanmıştır:
M.V = P.T 
Burada; M : Dolanımdaki para miktarını, V : Paranın dolanım hızını, P : Fiyatlar genel düzeyini, T : İşlem hacmini, belirtmektedir. “ (iktisat sözlüğü)
Daha modern teoriler olmakla birlikte temel bakış açısı aynı veya birbirine  oldukça yakındır. Amacım fazlaca detaya girmeden işin özünü anlatabilmek, daha da sadeleştirmek istersek kuramı PARA MİKTARI= MAL MİKTARI şeklinde özetlemek yeterlidir.
 Eşitliğin bir tarafını artırırsak ne olur bir görelim.      Örneğin Para miktarını iki katına çıkardığımızı ( para basma , emisyon hacmini artırma) varsayalım, Denklemimiz çalışacak ve genel fiyatlar düzeyi de aynı oranda artacaktır. Daha açık bir deyişle, basılan para miktarı kadar fiyatlar artacaktır. Diğer seçeneğimize göre, para artışını karşılayacak oranda üretim artışı sağladığımızı varsayarsak;  emisyon artışı, enflasyona yol açmayacaktır. Elbette enflasyonun nedenini sadece para basma olayına indirgemiyoruz ancak diğer etmenlerin tali unsur olarak görülmesinde de fazlaca bir sakınca yoktur.
ENFLASYON- FAİZ İLİŞKİSİ
         Enflasyon, paranın alım gücünde azalma şeklinde karşımıza çıkar. Daha önce 100 TL’ye aldığınız bir mala bir süre sonra 120 TL ödemek zorunda kalırsınız. Bu gibi durumlarda paranızın değer kaybetmesini önlemeye çalışmanız gayet doğal. Korunma Seçenekleri ise, Altın, emlak, döviz ve banka faizidir (vd).
Bu seçeneklerden konumuz gereği faizi ele alırsak; güncel banka mevduat faizleri %13-15 aralığındadır. Diyelim ki paramızı bankaya yatırdık, peki bir kazancımız olup olmadığını nasıl anlayacağız?
Formülümüz : Bankadan alınan faiz - enflasyon oranı=reel getiri.   Örnek verelim: 1000 tl bankaya yatırıldı. Faiz: %14 faiz enflasyon %12 denkleme koyduk, neticede: getiri oranımız:%2
Diğer bir örnek: Faiz oranı %12, Enflasyon oranı %14 bankaya yatırılan para %2 eksilmiş, değer kaybetmiş olacaktır. Bankacılık deyimiyle negatif faiz almış olduk.
Faizler neden yükselir?
 Enflasyon , faizi yükselten ana nedendir. İşte bu sebepledir ki, hükümetler yüksek faizden şikayetçi olamazlar.
Şubat ayı sonunda açıklanan veriler:
1- TUİK Şubat ayında tüketici fiyatları endeksinin (TÜFE) % 0,73  arttığını, Yurt içi üretici fiyatları endeksinin de (Yİ-ÜFE) % 2,68 arttığını açıkladı. TÜİK'e göre, Şubat ayı itibariyle yıllık enflasyon ise TÜFE'de % 10,26 ve ÜFE'de % 13,71 oldu.
2- Merkez bankası faiz oranlarını sabit bıraktı.
3- Moody's, Türkiye'nin kredi notunu "Ba1"den "Ba2"ye düşürdü
4- Borsa altın ve dövizde  yatay seyir sözkonusu.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
hacı 10 ay önce

EE şimdi tarla mı alalım ne dersin sami bey,

Avatar
Gocmen zobasi 10 ay önce

Uzun lafin kisasi teknoloji, makine ve kimya yapip satmazsan olmuyor. Yaptik ta yaptik ha demeyle olmuyor, yalan hic tutmuyor heee?

Avatar
sami eray 10 ay önce

İdeal yatırım, en iyi bildiğin işi yapmaktır. Ancak,tasarrufların değerlendirilmeside önem arzeder. En sağlam yatırım,emlak ve altındır. diğer finansal yatırımlar düşünülürse, mutlaka uzman desteği almalıyız.aracı kurum veya bankanız yardımcı olacaktır.

banner124

banner129

banner116