banner136
Nice yılların ihmaliyle devasa problemler yığınına dönüşen Elbistan, görkemli geçmişiyle şimdisi arasındaki çelişkiyi ne zaman giderecekti, hep merak etmişimdir. Bağrından bir Cennet nehrini çıkartan bu şehir, neden başkentlik yapmış bir şehrin naifliğini taşımazdı. Ta Akdeniz’e varana kadar nice toprakları mamur hale getiren Ceyhan’ımız Elbistan’ı nasıl bir yeşil cennete çevirmez, mesela; içinden bir nehir geçen şehrin neden bir su kültürü olmazdı? Düşünsenize; Ceyhan’ın kaynağı etrafında bir kültür festivali, bir şiir günleri oluşturulamaz mıydı? Bu ve benzeri sorunlar, Elbistan’la ilgili duygu ve kaygıları olan herkesin yıllardır düşündüğü, konuştuğu ve çözümler aradığı meselelerin başında geliyordu.
Her gelen yöneticiyi nice umutlarla karşıladık biz. “Bu sefer tamam inşalllah” dedik her yerel yönetici değişikliğinde. Ne yazık ki her gelende yeni bir düş kırıklığı yaşadık ve geleceğe dair ümitlerimiz bir başka bahara kaldı yeniden. Ya biz sesimizi ulaştıramadık gereken yerlere, ya da gerekli yerler sesimizi duymamakta kararlıydılar. Oysaki Elbistan üzerine ne düşlerimiz vardı! Bir olmalıydık, il olmalıydık…
Elbistan her Elbistanlının ortak derdi ve sevdasıdır. Hiç kimse Elbistan’ın problemlerini tek başına halledebilecek kadar güçlü ve yeterli değildir, olamaz da. Yöneticiler, bu gerçeğin farkına vardığı, Elbistan adına düşünen, kaygılanan ve üzülen insanlara değer verip onlarla istişare etmeyi bir kazanç hatta zorunluluk olarak görmesi gerektiğini anladıkları zaman en büyük iyiliği yapmış olurlar Elbistan’ımıza. Hizmet etmeyi bir ibadet olarak görmek bu duyguyla hareket etmeyi gerekli kılar şüphesiz ki.
Seçimlerin üzerinden uzun denebilecek bir zaman geçti. Doğruyu söylemek gerekirse Belediye Başkanımızın çalışmalarını uzaktan izlemekle beraber bir bilgilendirmeyi beklediğimizi söyleyebilirim. Uzaktan edindiğim intiba da bunu gerçekleşeceği yönünde idi. Çok şükür ki sayın başkan bu beklentimizi boşa çıkarmadı.
 
Elbistan Belediye Başkanı Sayın Mehmet Gürbüz Bey, 24 Ekim 2019 tarihinde “Elbistan Kaynarca” ve “Elbistan’ın Sesi” gazetesinin yazar, şair ve yöneticilerini davet ederek bir bilgilendirme toplantısıyla Elbistan’daki değişim ve dönüşüm hakkında bizleri bilgilendirdi. Bizimle paylaştığı bilgiler ve yaptığımız gözlemler sonucunda edindiğim kanaati açıkça söylemem gerekirse hiç tereddütsüz şu cümleyi söyleyebilirim. “YENİ BİR ELBİSTAN KURULUYOR.” Mükrime Hatun Kültür Evi’nde kapsamlı bir sunum yapan Başkan Gürbüz bizi Elbistan’ın geleceği hakkında heyecanlandırdı desem mübalağa etmiş olmam. “Biz yeni bir şey yapmıyoruz, var olanı ortaya çıkarıyoruz,” demesi ise Elbistan’ın unutulmuş değerlerine verdiği önemin vurgusu olarak hafızamda yer etti.
Başkan Gürbüz’ün, Kaynarca rekreasyon projesi, sahil yolu, ilçenin tarihi kent merkezinin ortaya çıkarılması, Ulu Camii meydan projesi, trafik acil eylem planı, küçük Ceyhan’ın yeniden oluşturulması, imar planı, kentsel dönüşüm, şu an ki nüfusunun üç katı bir nüfusa hitap edecek kapasitede kilit parke tesisi, şimdiki Kale Restoran’ın arkasında kalan ve “Çubuklu Vadisi” diye anılan vadinin her iki tarafına dikilecek lavantalarla -ki seralarda yetiştirilmeye başlanmış- kurulacak olan “Lavanta Vadisi” ve diğer birçok proje hakkında sunduğu kapsamlı bilgiler, konuya ne kadar önem verdiğini gösteriyordu. Ayrıca bu projeleri gerçekleştirebilme heyecan ve azmine sahip olduğunu, sergilediği ruh halinden gözlemleyebiliyorduk. O heyecanın, başkanı dinleyen kalem erbabına da geçtiğini görmemek mümkün değildi.
Belediye Başkanı Mehmet Gürbüz Kaynarca mevkiinde yapılan çalışmalar hakkında detaylı bilgiler verdi. 2 etaplık projenin 1.etabındaki hummalı çalışmanın devam ettiğini söyledi. Kaynarca bölgesinin çehresini tamamen değiştirecek bir proje sürdürdüklerini kaydeden Başkan Gürbüz, bu dönüşümün son aşamasında olduklarını hatırlatarak, “Pınarbaşı ve Kaynarca bölgesindeki 2 etaplık çalışmamızı bitirdiğimizde Abant’tan daha büyük bir su havzasını ilçemize kazandırmış olacağız,” dedi. Başkanı dinlerken, ne kadar büyük projeler karşısında olduğumu anladığımdan her anlattığı proje beni daha da heyecanlandırıyordu.
Başkana; “Sayın başkanım, daha önceki dönemlerde Elbistan, Pınarbaşı’nın kirliliğiyle ve su seviyesinin aşırı düşmesiyle gündeme geliyordu devamlı. İlgilisi olduğunu düşündüğümüz yetkililere her fırsatta; “bunun bir çaresi yok mu” diye soruyorduk ama Elbistan belediyesinden yetkililer; “bu iş Büyükşehir’in yetkisinde, biz karışamayız,” diyorlardı. Büyükşehir yetkililerine de aynı soruyu yönelttiğimizde; “oraya bizim müdahale etmeye yetkimiz yok. Orası DSİ’nin sorumluluk sahasında. Biz onların izni olmadan çizmeyle bile giremeyiz,” diye karşılık veriyorlardı. Nasıl oldu da siz bunca iş makinesiyle girerek, sadece Elbistan’ın ve Elbistanlının bir değeri olmasının ötesinde tüm insanlığın ortak değeri olan bu Ceyhan Pınarbaşı mevkiini ve dahi kaynağını yeni bir görüntüye kavuşturuyorsunuz,” dediğimde hafiften tebessüm etti. Genelde yapıldığı gibi geçmişi kötülemeye, kendi yönetimini övmeye kalkışmadı. Bunun yerine sözüne biraz da yumuşaklık katarak cevap vermeyi tercih etti.“Bu, bizden önce de vardı bizden sonra da var olmaya devam edecek, bize yaşanılabilir bir dünya bırakan geçmişlerimizi nasıl rahmetle anıyorsak, bizden sonrakilerinde bizi rahmetle anması adına bunların yapılması gerekiyordu,” dedi ve bu konuda fazla ayrıntıya girmedi.
İkinci olarak gündeme getirdiği proje ise Elbistan’ı, ‘lavanta kokulu ilçe’ haline getirecek proje idi. Başkan; “Bu kapsamda Pınarbaşı mesire alanı arkasındaki 100 dönümlük alana ekilecek ilk 7 bin fide, seralarda toprakla buluştu bile. İnşallah bu sayı, kısa süre içerisinde 30 bin adede çıkarılacak,” diyerek bu projede gelinen noktayı ve hedeflerini anlatmayı sürdürdü. Elbistan’ın turizmine büyük katkı sağlaması düşünülen ‘Lavanta Vadisi Projesi’ kapsamında, Taşburun Mahallesi’nden başlayarak Pınarbaşı mesire alanına gelen Çubuklu Deresi’nin her iki yakasındaki 100 dönümlük alan, mor bahçelere dönüşecek. Böyle bir müjde hangi Elbistanlıyı heyecanlandırmaz ki?..
Başkan Gürbüz’e kulak vermeye devam edelim. “Bu projenin tüm etaplarının hayata geçmesi ile Elbistan Türkiye’deki en büyük lavanta vadilerinden birine sahip olacaktır.” Gerçekten heyecan verici bir proje. Elbistan için, Elbistan’ın güzelleşmesi, kalkınması adına yapılması düşünülen bu devasa proje Elbistan’ımızın gülen yüzü olacaktır.
Yapılan fiziki ve teknik araştırmaların sonucunda Elbistan’ın iklim ve toprak yapısının lavanta yetiştiriciliği için uygun olduğunun belirlendiğini ifade eden Başkan Gürbüz, “Bu kapsamda Pınarbaşı mesire alanımızın arkasında bulunan ve yaklaşık 100 dönüm alana sahip Çubuklu Deresi vadisi için, ‘Lavanta Vadisi Projesi’ni hayata geçiriyoruz. Bu proje şu an Türkiye de en büyük lavanta vadisi arasında ilk sıralarda yer alacak. Yapılan araştırmalarda lavanta çiçeğinin ekolojik olarak Elbistan iklimi ile örtüştüğü tespit edilmiştir. Şuan seralarımızda lavanta çiçeği yetiştirmeye başladık. İlk olarak 7 bin adet lavanta çiçeği ekimi yapıldı. Bu sayıyı kısa sürede 30 bin adede çıkaracağız,” dedi.
Lavanta vadisinin, Elbistan’ın turizmine sunacağı katkısının yanı sıra ekonomik yönden de küçümsenmeyecek bir desteği getireceğinin altını çizen Başkan Gürbüz, “Ülkemizin diğer bölgelerindeki lavanta bahçelerinin turizme olan katkısından hareketle, Lavanta Vadisi Projemiz ile ilçemizi fotoğrafçılık ve doğa turizminde ön plana çıkarmayı hedefliyoruz. Lavanta, sunduğu görsel şölenin yanı sıra ekonomik açıdan da önemli bir tıbbi aromatik bitkidir. Elde edilecek lavanta yağı ve arıcılığa sunacağı katkıyı da göz önünde bulundurduğumuzda ilçemiz adına yeni bir sektör oluşturacağını düşünüyoruz,” dedi. Kaynarca mevkiinden alınarak Çubuklu Deresine taşınan 250 bin metreküp hafriyat, bu konudaki çalışmaların ne kadar ciddiye alındığına şahitlik eder sanırım.
Şair olmak zor bir zanaat! Çünkü normalde insanlar dışa doğru yolculuğa çıkmayı tercih ederken, şair içe doğru yolculuğu tercih eder. Bulunduğumuz sohbet halkasında söylenen sözlerden derlediğim demet, iç dünyamda çiçeklenerek şiire dönüşüyor.

“Ehli bilir sözün vardığı yeri
Yazılan hikâye güzel değil mi?
Bir arada yaşar, yazar-şairi
Güzel beyit, “beytü’l gazel” değil mi?
 
Kaynayan Kaynarca gölü andırır
Lavanta vadisi gülü andırır
Kâinat kilitli dili andırır
Onun anahtarı özel değil mi?”
 
 İşte o özel anahtarı alarak uygun kapıyı açtığımız takdirde, Cenabı Mevla’nın bin bir nimetiyle karşılaşırız. Yeryüzünün halifesi olarak yarattığı âdemoğlu için yerin altını da, üstünü de hazinelerle donatarak hizmetine sunan Allah’ın yaratma gayesine uygun hareket ettiğimiz müddetçe, yaptığımız her bir iş ibadet hükmüne geçer. Başkanımızın anlattıklarını dinledikçe anahtarı uygun kilide taktığı ve açması gereken kapıyı açmakta olduğu hissine kapıldım. Bu duygular, samimiyetle anlatılan projeleri dinledikçe bende iyice pekişti.
Bu kilit; gâhî tatlı bir söz, gâhî hoşça bir hareket, gâhî de sağlıklı bir iletişimdir. Yazar ve şair arkadaşların her sorduğu soruya yapıcı bir üslupla cevap vererek çözüm yollarını anlatan Başkan, Ahmet Rasim’in “Şehir Mektupları” örneğini vererek; “yazmaktan -eleştirmekten ve fikir beyan etmekten- çekinmeyin. Her birinizden ayrı ayrı alacağım şey olacaktır/olmalıdır da,” mealinde konuşarak, bizlerin biraz daha yakın durmamızı, fikir, düşünce, eleştiri ve önerilerimizle kendisine yardımcı olmamızı salık veriyordu. Bu iyi niyetle yapılan çağrı eminim karşılıksız kalmayacaktır. Elbistan adına tazelenen ümitle elimizden gelen her yardımı yapmakta tereddüt etmeyeceğiz.
Başkan söylenmesi gereken her şeyi söylemiyordu. Diyeceklerinin bir kısmını söz arasına sıkıştırarak, bizim anlamamızı istiyordu sanki.
Kıymetli okuyucularım söz öyle bir şey ki… Söylenilen söz aynı olmasına rağmen, dinleyenler farklı olduğu için anlamlandırma da farklı olur. Eskiler; sözü birden fazla kapısı olan binaya benzetirler. Söylenilen sözün ilk kapısından herkes girer. İkinci kapısından söz (kâl) ehli, üçüncü kapısından hâl ehli girer. Yani, söz deyip geçmemek lazım!
 
“Canlı bir kitapsın, yazarı Mevlâ
Açık dur, kitaplar seni okusun.
Yüzünde şavklansın nazar-ı Mevlâ
Eğilsin mehtaplar seni okusun.”

Demiyor mu merhum Abdurrahim Karakoç? Hah, ben de tam o pencereden bakarak Başkan Gürbüz’ü şair hissiyatıyla şöyle okudum. Bakalım, başkanın o halis-muhlis tavırlarından ne okumuşum:

Benim derdim sanma “benim”
Yüküm kristal eminim
Yıkılırsam hep kırılır
Yerine gelmez yeminim.
 
Kâlû belâ da sözüm var
Hakkı görecek gözüm var
Ni’mel Mevla Ni’mel Vekil
Her düğüme bir çözüm var.
 
Sular durur sular akar
Bulut olur göğe çıkar
Her-hâl insanoğlu için
Yapılanın hesabı var.
 
İçte farklı dışta farklı
Süre mühlet, ölüm saklı
Hâlden anlar hâlin ehli
Şaşar kalır kâl’in aklı.
 
Başkanın anlattığı her kalem proje bir diğeri kadar önemliydi. Yayalaştırılacak yollardan oluşturulacak meydanlara kadar, trafiği rahatlatacak yön ve yol çalışmasına varıncaya değin her şey önemliydi Elbistan için. Bütün bunlar yerli yerine konunca ne denli kıymetli, ne denli güzel bir Elbistan meydana getirilmeye çalışılıyor daha iyi anlayabiliyorduk. Bu gayret ve çaba bize, iç çekilen bir hikâyeden yaşanılabilir bir Elbistan hikâyesinin yazıldığına şahitlik ettiriyordu.
 Başkan Gürbüz’ü dinledikten sonra bende oluşan kanatın hulasası şudur: “Bir dönem kapanıyor, ve yeni bir dönem açılıyor.” -Özellikle Büyükşehir olduğumuz dönemden, son yapılan yerel seçimle iş başına gelen Elbistan belediye başkanı Mehmet Gürbüz’e kadarki aralığı kast ediyorum- her ne iş olsa kurumların sahiplenmeyişinden tutun da, orası benim yetki alanı dışımdadır diyen yetkililer yok artık.  Elbistan ve Elbistan halkının fetret dönemi açılmamak üzere kapanıyor, Elbistan, makûs talihini yeniyordu.
Kahvaltılı sohbete ev sahipliği yapan Mükrime Hatun Kültür Evi’nde gerçekleştirilen bu sunum, artık umut ve hayal kırıklığı yaşamayacağımız anlamına geliyordu benim için. Özellikle sayın başkanın; ‘bu kentin değerlerini ortaya çıkarıyoruz’ şeklindeki çalışma özeti çok çok önemliydi. Var olan değerlerimizi yeniden değerli hale getirmek… Bu cümle, projelerin amacını doğru anlamamıza tek başına yeter ve artar bile. Kadim bir medeniyetimiz, biri tarihimiz var bizim. Bizi biz kılan değerlerimiz var.  
Başkan Gürbüz, “Bu kentin, değeri ve potansiyeli var. Birileri gelmiş Elbistan’ın üstünü örtmüş, onun güzelliklerini yaşamamıza izin vermemiş. Şimdi biz, ilçemizin ve vatandaşlarımızın hakkı olan bu potansiyeli ve değeri hayata geçirmeye çalışıyoruz. Şehrin birçok noktasını nakış nakış işliyoruz. Yaşamı kolaylaştıracak yeni projeler üretiyoruz. Bugün de sizlere bu konularda ilk ağızdan bilgi vermek, şehrimizle ilgili projeler hakkında görüş alışverişinde bulunmak istedik,” diyerek projelerle ilgili sunumunu tamamladı.
Bir hakşinaslık örneği de sergileyen başkan Gürbüz bazı isimlere teşekkür ederek konuşmasını tamamladı. “Şu içinde bulunduğumuz Mükrime Hatun Kültür Evi’nin, projelendirilmesinden bu hale gelmesine kadar her ayrıntısında emeği ve katkısı olan, fedakâr ve vefakâr Meltem Göçer ve Sevda Küçük hanımefendilere sizlerin huzurunda çok teşekkür ediyorum” İçimizi ısıtan bir son söz oldu bu. Demek ki yöneticiler teşekkür edebiliyormuş!
Sabah 8.30 da başladığımız bilgilendirme toplantısı bittiğinde saatler öğlen 12’yi gösteriyordu.
Elbistan için taze ümitler edindiğimiz toplantının ardından vedalaşıp ayrılırken, toplantıya katılanlar ‘davet için’ başkana teşekkür etti. Başkan ise ‘davete katıldıklarından ötürü’ bizlere teşekkür etti.
Bir Elbistanlı olarak bizim de teşekkür edeceklerimiz var. Bunca güzelliğin hayat bulmasına vesile olan, yaşanılabilinir bir Elbistanın kaygısını taşıyan, Elbistan ile Mehmet Gürbüz’ü buluşturan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal Bey’e de şükranlarımızı sunuyoruz. 
Bu güzel günü birlikte yaşadığımız yazar-şair arkadaşlara ve bunca güzelliğin muştusunu bizimle paylaşan Sayın Başkan’a çok teşekkür ediyorum.
Allah yâr ve yardımcın olsun sevgili Başkan…



 
 
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ahmet Dulkadiroğlu 2 hafta önce

Mazideki başkentimize yapılacak projeler beni sevindirdi.Dulkadiroğlu Sarayı da ortaya çıkarılır inşAllah.Osmanlı Sultanlarıyla evlenen beş Hatun da ElbistanlidirSizde güzel projeleri siirlestirerek toplumu aydınlattığınız için teşekkürler.

Avatar
Kasım Bal 2 hafta önce

Haydi hayırlısı inşAllah

Avatar
Ali Gültekin Biniş 2 hafta önce

Mehmet hocam dilinize ve yüreğinize sağlık. "Hakkını vermek" budur sanırım. Mehmet Gürbüz Başkanın projeleri inşAllah hayata geçer diye bekliyorum. Kaynarca ve Ulu Cami projeleri harika. Ali Demir Ulu Cami projesine ait resimleri paylaşmıştı. Görünce o kadar sevindim ki anlatamam. Böyle büyük bir tarihi mirasın köhne yapılar arasında kaybolması içimi acıtıyordu. Resimleri görünce "İşte budur!" dedim.
Bu güzellikleri o kadar güzel kaleme almışsınız ki sizi ayrıca tebrik ederim. Allah'a emanet olun!

Avatar
Seçkin doğan 2 hafta önce

Harika bir anlatım olmuş diline sağlık canım abim

Avatar
Mahmut Demir 1 hafta önce

Mehmet hocam, güzide yazınızı zevkle okudum. Yapılan/yapılacak bunca güzel hizmetleri sizin kaleminizden "Hikayesi Yeniden Yazılan Elbistan"ı okumak ayrı bir güzellik katıyor

Avatar
Nafiz Kurt 3 gün önce

Saygı değer Gözükara; Ebistanın geleceğini şekillendiren, yaşanılabilir Elbistanın kaygısını çeken bir kadronun işbaşında olduğunu sizin kaleminizden çıkan bir yazı ile ilan ediyorsunuz. Her Elbistanlının özleminin hayat bulduğu bir dönem olur İnşAllah. Yazı güzel, yazan hasbi, yapılan güzel, yapan samimi!!! Güzelliklerin sayısının artması dleğiyle... saygı ve sevgilerimi sunuyorum.