KAHRAMANMARAŞ MERKEZİNDE VE KAHRAMANMARAŞ’IN KUZEY İLÇELERİNDE
(ELBİSTAN, AFŞİN, EKİNÖZÜ VE GÖKSUN) YAPILAN SAHA ÇALIŞMASI İLE  İLGİLİ HATIRA
Öğr. Gör. Bedri ÖZÇELİK
KIRIKKALE ÜNİVERSİTESİ
                Bendeniz, aslen Göksunlu olmama rağmen, Göksun’dan ve bu diyarlardan uzaklarda kalmış, bu topraklara hep özlem duymuş bir hemşehrinizim. Kırıkkale Üniversitesi’nde Öğretim Görevlisi olarak çalışmaktayım. Türk Halk Edebiyatı alanında akademik çalışmalar yapmaktayım.
Kahramanmaraş’ın belki de Türkiye’nin en önemli şair ve şiir kaynağının Elbistan Havzası olduğunu hep düşünmüşümdür. Çünkü tüm Türkiye’de tanınmış önemli halk şairi Abdurrahim Karakoç, bu havzada yetişmiştir. Elbette onu yetiştiren bir sanat ve edebiyat ortamı kesinlikle mevcuttur.
Buradan hareketle “Elbistan Havzası (Elbistan, Afşin, Ekinözü ve Göksun) Halk Şiiri Geleneği ve Abdurrahim Karakoç’un Şiir Dünyası” konusunda akademik çalışma yapmayı, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi öğretim üyesi kıymetli hocam Prof. Dr. Fatma Ahsen Turan ile birlikte planladık.
Plan çerçevesinde 2019 yılının Ağustos ayında Kahramanmaraş ve Elbistan Havzasında saha çalışması yapmak üzere bulundum. Bu çalışmayı yaparken çok sayıda gönül insanı tanıma ve güzel mekânların havasını teneffüs etme bahtiyarlığına erdim. Bu güzel insanlardan ve mekânlardan bahsetmek bir vefa borcudur.
2019 yılının Ağustos ayında bir pazartesi günü saat 10.00’da Kahramanmaraş Şehirlerarası Otobüs Terminalinde otobüsten indim. 
Nem oranı hayli yüksekti. Orta Anadolu’nun karasal ikliminden eser yoktu. Akdeniz ikliminin özellikleri hissediliyordu. 
Bir araçla Vefa Kitabevine gittim. Sahibi Mahmut Beyle daha önceden telefonda görüşmüştük. Ancak Vefa Kitabevi gerçekten benim için anlamlı hale gelmeye başlamıştı. Çünkü Mahmut Bey ve çalışanları çok samimi şekilde karşıladılar. 
Mahmut Beyden Kahramanmaraş’ın kültürü, tarihi, edebiyatı üzerine çalışma yapan daha önce isimlerini tespit ettiğim değerli insanların iletişim bilgilerini temin ettim. 
İlk olarak değerli ilim ve gönül insanı Yaşar Alparslan Beyi ziyaret ettim. Gönlü açık olan Yaşar Bey kütüphanesinin kapısını da sonuna kadar açtı ve beni davet etti.
Yaşar Bey kendini Kahramanmaraş kültürüne, tarihine, edebiyatına ve insanına adamış bir şahsiyet. İlmiyle, konuşmasıyla, cömertliğiyle insanı büyüleyen bir özelliği var. Yaşar Bey konuştukça Kahramanmaraş’ın bütün semtlerinde, mahallelerinde, caddelerinde, sokaklarında gezdiğini ve buralardaki bütün ayrıntıları, Kahramanmaraş’ın hayatını, dünya görüşünü, dilini, edebiyatını, kültürünü, tarihini kısacası Kahramanmaraş’ı ve Kahramanmaraşlı’yı öğreniyorsun.
Ayaklı kütüphane denilse abartı olmaz. Kahramanmaraş’ta Halk Şiiri Geleneği üzerine düşüncelerini ve özellikle yapmış olduğu çalışmalarını bize takdim ederken mutluluğu gözlerinden okunuyordu. Şahsen ve müşterek olarak hazırlamış olduğu bütün çalışmalardan birer tane tarafımıza takdim ettiler. Kendilerine bu cömert davranışlarından dolayı teşekkür ederim. 
Artık bir diğer önemli gönül insanı Serdar YakarBeyle görüşme randevusuna ulaşmam için  ayrılmak zorunda kaldım. Ancak aklım ve gönlüm hala o engin deryanın anlattıklarında.
Serdar Yakar Bey, Necip Fazıl Kültür Merkezinde Kahramanmaraş kültür ve edebiyatı için önemli çalışmalar ortaya koyan iyi bir yazar. Çay eşliğinde başlayan Kahramanmaraş konulu sohbetimiz Kahramanmaraş’ın yetiştirdiği önemli halk şairleri ve halk şiir geleneği konusuna evirilmiş oldu. Serdar Bey tam bir kültür insanı. Çalışmalarından birer tane örnek hediye olarak tarafımıza takdim ettiler. Kendilerine bu cömert davranışlarından dolayı teşekkür ediyorum. 
Büyükşehir Belediyesi Kültür Dairesi sorumlusu Mustafa Semerci Bey’in makamına uğradım. Belediyenin kültürel faaliyetleri hakkında konuştuk. 
Daha sonraki durağım İl Kültür ve Turizm Müdürü Seydihan Küçükdağlı Beyle görüştük. Bizimle tecrübelerini paylaştı. Plan ve projelerini paylaştı.  
Kahramanmaraş merkezde son olarak Ramazan Avcı Beyle görüştük.
Ramazan Bey tam bir Abdurrahim Karakoç hayranı. Onunla ilgili hatıralarını anlattı. Kahramanmaraşlı Şairler Antolojisini hazırlamışlar. Çok kapsamlı bir çalışma. Karacaoğlandan Günümüze Kahramanmaraşlı Şairler isimli eser bu alanda büyük eksikliği ortadan kaldıracak nitelikte. Ramazan Bey kendini Kahramanmaraş’a adamış bir edebiyat insanı.
Gününden evvel yaptığım tespitler ve Kahramanmaraşlı gönül insanlarının tavsiyeleri üzerine Elbistan Havzası diye adlandırdığımız yörelerde görüşülmesi gereken kişileri ve kurumları belirledim. Elbistan Havzasına doğru yolculuğa başladım. Ancak kendimi bu işe o kadar kaptırmışım ki Maraş dondurması yemediğimi Kahramanmaraş’tan ayrıldıktan sonra fark ettim. Neyse bir daha ki sefere telafi ederim diye düşündüm.
Elbistan’da beni bekleyen hem Arif hem de Bilgin ilk defa karşılaşacağım bir dost bekliyor. Arif Bilgin Ağabey, ismiyle müsemma bir gönül insanı. Sanki kendisiyle “kal u bela” da tanışmışız gibi.


Elbistan’ın tam ortasından geçen Ceyhun nehrinin üzerine kurulmuş köprünün başında beni beklerken buldum o dost insanı. Güzel bir mekânda oturup çaylarımızı yudumlarken Elbistan Havzasından bahsetmesini istedim. Arif bir insan olduğu, insan sarrafı olduğu her halinden belli olan Arif Ağabey aheste aheste konuştu. Arif Ağabey, aynı zamanda iyi bir şair. Konuşmalarını kendi şiirleri ile süslüyor. Ben de kendi halim de notlar alıyordum. Öğretmenlik yönünü notlar alırken bakışından fark ettim. Benim o değerli bilgileri kaçırmadan çalakalem not alışım esnasında kendimce şifreleyerek yazdığım not tutma tekniği onu biraz rahatsız etmişti. İmla ve noktalama yanlışlarına gönlü razı olmuyordu. Ne güzel bir hassasiyet. Türkçeyi doğru kullanma sevdasına hayran kaldım.
Artık güneş Elbistan Havzasına veda ediyordu. Ben konaklamak için bir otelden yer ayırtmıştım. Arif Ağabey’den izin isteyecektim. Ancak kendisi o esnada telefonla konuşuyordu: “Hatun akşam misafirimiz var.”
Bu duruma hem şaşırdım hem de sevindim. Şaşırdım. Çünkü yenge hanımla daha önce görüşmeden misafir davet ediyordu. Sevindim. Çünkü Anadolu insanı hala değer yargılarını devam ettiriyor. Misafirperverlik bütün canlılığı ile Elbistan Havzasında devam etmekteydi. Otelden yer ayırtmamıza rağmen Arif Ağabeyin misafiri oldum. Hayatımda unutamayacağım bir misafirperverlik örneğine tanık oldum.
Akşam yemeği yerken “rahmetli babamın” nasihatini hatırladım. Burada bu nasihatten bahsetmeyeceğim; ancak bunu Arif Ağabeyle ve Yenge hanımla paylaştım.
Yemekten sonra Arif Ağabeyin kütüphanesine geçtik. Müthiş bir kütüphane… Keşke her öğretmenin lüks daireleri, son model arabaları yerine böyle kütüphaneleri olsa; o zaman dünya daha yaşanabilir olur diye düşündüm.
Arif, bilgin ve şair bir insanı bulmuşken boşa vakit geçirmek anlamsız olurdu. Gece geç vakte kadar sohbet ettik. Özellikle Abdurrahim Karakoç ve Karakoç ailesi üzerine hatıralarını isteğim üzerine anlattı. Abdurrahim Karakoç’un şiir dünyası hakkında fikir beyan etmemde bu hatıraların büyük katkısı olacaktı. Daha sonra uyumak için “misafir odasına” geçtim. Arif Ağabey kütüphanesinde işimize yarayacak pek çok eseri hediye etti. Uyumak ne mümkün… Kütüphaneden seçtiğim eserleri okuyarak sabahladım.
            Mükellef bir kahvaltıdan sonra Arif Ağabeyle Elbistan Havzasının tanınmış şairi Mehmet Gözükara’nın evine gittik.  Aynı şekilde Mehmet Gözükara da evinde misafir etti. Bu kutlu değerin Elbistan Havzasında çok canlı bir şekilde yaşadığını daha derinden hissettim.
            Şiirlerinden, sohbetinden ve misafirperverliğinden dolayı engin gönüllü bir sanatçıyla karşı karşıya olduğumu çay eşliğinde yaptığımız söyleşi de tam anlamıyla idrak ettim.  Yazmış olduğu şiirlerin büyük çoğunluğu halk şiiri tarzındadır. Bu şiirlerini kendi imkânlarıyla bastırmış, kitap haline getirmiş. Eserlerini hediye etmekten büyük haz duyan, yiğit bir Anadolu insanı… Abdurrahim Karakoç edası vardı. Şair kişiliğini davranışlarına yansıtan  ender şahsiyetlerden biri olarak hafızamızda yer aldı.


            Mehmet Gözükara ile birlikte Göçer Ofsete geçtik. Mehmet Ağabey, özel işleri olmasına rağmen bizi yalnız bırakmadı şükranlarımı sunuyorum.
Afşin’e gitmeden önce Elbistan’ın tarih hafızası olarak adlandırılan ve 1957 yılında Elbistan’da ilk gazeteyi yayın hayatına geçirmiş olan, bugün yayın hayatına devam eden Elbistanın Sesi gazetesinin sahibi Mehmet Göçer amcayı ziyaret ettik.
Hatıralarından istifade ettik. Yazılı atışma geleneğinin ilk örnekleri hakkında bilgi verdi. 90 yaşında olmasına rağmen cevval, çalışkan ve sözlü tarih kaynağı. Çalışmalarından örnekler verirken Elbistan kültürüne yaptığı katkıdan dolayı gözlerinin içi gülüyordu.
Söyleşimizi tamamlarken Afşinli Haşim Kalender aradı. Bundan sonra ki durağımız Afşin olacak.
Haşim Kalender beni ihtişamlı bir şekilde karşıladı. Gerçekten soy ismi gibi kalender bir insan. Gönlü şiir dolu bir insan.
Beni evinde misafir etmeyi çok istemesine rağmen ben öğretmen evini tercih ettim. Rahat etmem için elinden gelen bütün dikkati ve rikkati gösteriyordu.
Konaklama yerini ayarladıktan sonra Afşin Halk Ozanları Derneğine gittik. Afşin’in halk şairleri, saz şairleri, kalem şairleri ve ozanları bir araya gelmişler orası şairler bahçesine dönmüş. Uzun uzun muhabbet ettikten sonra şiir okuma faslı başladı. Sazın ve sözün sultanlarının şiir meşki geç vakte kadar devam etti. Hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Her biri hakkında kapsamlı çalışmalar yapacağım için burada tek tek isimlerini yazmadım. Bir gazete yazısı olduğu dikkate alınırsa ne demek istediğim anlaşılır.



Ozanlar Derneği’nden çıktıktan sonra Afşin’in önemli tarihi mekânlarını ziyaret ettik. Rahmetli annemin gönül dünyasında önemli yere sahip olan kendi ifadesiyle (Devebaba) gerçekte (Dedebaba)’nın türbesini ziyaret ettik. Haşim Ağabey bizi Tanır’a götürdü. Tam bir tabiat harikası mekân. Derdiçok’un yaşadığı yer.
Akşam yemeğini Haşim Ağabey’in evinde yedik ve çayları Kalenderce şiirler dinleyerek, şiirden konuşarak yudumladık. Şiir kitaplarını hediye ederken hem yemek ikram ederken aynı cömertliği sergiliyordu Haşim Ağabey.
 Akşamın geç vaktinde Ashab-ı Kehf’i ziyarete gittik. Müthiş bir manevi atmosfer. Gönül insanlarının yetişmesinde bu atmosferin de etkili olduğunu düşünmemek elde değil.


Dinlenmek için konaklama yerine geldim. Ancak bana takdim edilen eşsiz halk şiiri kitaplarını okumaktan uyuyamadım.
 Sabahın erken saatinde elinde kitaplarıyla öğretmen evine gelen ve benimle görüşmek istediğini görevlilere söyleyen 90 yaşındaki fedakar, cefakar halk şairi Osman Konak amcayı yâd etmemek nankörlük olur.


  Sabah, Haşim Ağabey ben hazırım istediğin zaman gelirim diye mesaj gönderdi. Ben de hazır olduğumu bildirdim arabasıyla beni aldı, Afşin Belediyesine gittik. Başkan mütevazı ve samimi bir insan. Ziyaret sebebimizi öğrenince çok mutlu odu. Tam bir kitap kurdu. Çok okuyan bir insan. Böyle başkanlara toplum olarak çok ihtiyacımız var. Bilgisinden, görgüsünden istifade ettik. Kendilerine teşekkür ediyorum.
Arif Bilgin Ağabey Elbistan’da bizi bekliyor. Haşim Ağabey arabasıyla beni Elbistan’a kadar bıraktı. Arif Ağabey’le Karakoçların doğup büyüdüğü Ekinözü’ne gitmek için yola çıktık. Abdurrahim Karakoç’un şiirlerinde anlattığı dağları, taşları, ovaları ve su kaynaklarını gözlerimle görüyordum. İnsan buralarda ancak şair olur diye düşünüyorum.


Abdurrahim Karakoç’un adı ilçenin dört bir yanında yaşamakta. Ekinözü’nün insanı çok zeki. Tanıyana kadar “ser verip sır vermiyor”. Osman Karakoç’u evinde bulamadık.
Bahri Karakoç’u ziyaret ettik. Belki sorularımıza istediğimiz cevapları vermedi ama kendini çok güzel anlattı. Şiiri ve şairliği üzerinde ciddi çalışmalar yapılabilir.


Ekinözü’nün şifalı acı suyundan içmeden gitmek olmaz dedi Arif Ağabey. Tabi usulüne uygun bir şekilde hem acı su hem sıcak tatlı ikram etti. Sonra beni Elbistan garajına bıraktı. Ey irfan sahibi bilge insan (Arif Bilgin)!  İnsan biriktirme sanatını “terk etmesini istemediğin Elbistan’dan mı” öğrendin...
Göksun’a gitmek için yola çıktım. Ramazan Hurç’la telefonda görüştüm. Kendisi özel bir durum nedeniyle İstanbul’da olduğunu söyledi. Yaklaşık bir saatlik telefon görüşmemizde Göksun’la olabildiğince detaylı bilgiler verdi.
Akşam saatlerinde Kırıkkale’ye dönmek için otobüse bindim, şiirin başkentinden ayrılıyordum.  
 
 
              
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Haşim Kalender 3 hafta önce

Öyle güzel bir insan ta uzaklarda bizleri merak edip gelmiş keşke elimizden daha fazlası gelseydi eksiklerimizi içine dürmüş halk deyimiyle kendisine çok teşekkür ediyorum