banner136

Kaynarca bir zamanlar oradan buradan kaynayan sularla kimi yerleri küçük gölcükler ve kimi yerleri bataklık ve aralarda da çayır çimen olan bir yerdi. Kuzey ve batı tarafları sazlarla kaplıydı. On binlerce uçları salkım saçak olan, modern evlerde boyanarak veya cilalanarak büyük vazolar içinde süs eşyası olarak kullanılan püsküllü sazlar, iki üç metreyi bulan boyları ile çok farklı bir görünüm oluştururdu.

Böyle sakin, sulu ve konacak dalı sazı çok olan yerlere göçmen kuşlar ille uğrarlar. Tıpkı Izgın’daki Karasu çayının membaında oluşan gölcük de göl gibi iken (yani şu ya da bir sebeple kurutulmamışken) sekiz on çeşit kuşun baharla birlikte geldiği, oralarda yuvalandığı ve sonbaharda göçüp gittikleri, aynı zamanda göçmen kuşların zurba zurba/ sürüler halinde uğradıkları orada oturanların tamamı tarafından bilinir.



Kaynarca’ya daha çok kuş sürüsü misafir olurdu. Adlarını bilmediğim kaç çeşit kuşu görürdük. Kaynarca yine bir kuş cenneti olabilir. Çevresine dikilecek ağaçlar ve bir köşesinde oluşturulacak kamış ve dikine yükselen saz yetiştirilerek bu doğrultuda önemli bir adım atılmış olur. Ayrıca ağaçlara asılacak kuş yuvaları bunun için önemli bir adım olacaktır. Hollanda’da 40 yıldır öğretmen olarak görev yapan, 40 yıldır da gözü kulağı memleketinde olan kıymetli arkadaşım İbrahim Gövcecik şu sözü verdi:

‒ Hocam, inşallah izne gelirken getirebileceğim kadar kuş yuvası getirip özellikle Kaynarca ve Pınarbaşı’ndaki ağaçlara yerleştirilmek üzere belediyemize hediye edeceğim.

Zaman zaman Pınarbaşı’ndan başlayarak Ceyhan nehrinin bir o tarafından bir bu tarafından adımlarım, bu arada elbette fotoğraflarım. Suçatı’na kadar onlarca yıl önceki halinin neredeyse her yüz metresini gösterir fotoğraflar vardır arşivimde…

26.11.2006 tarihinde bir gün akşama doğru (fotoğraflarda tarihi ve saati var) yaklaşık 13 yıl önce tam da bugünlerde epeyce gezinmiş ve bir ay öncesine kadar Ceyhan nehri ile Kaynarca arasında var olan yolda ilerlerken Elbistan tarafından Kaynarca’ya doğru binlerce sığırcığın geldiğini gördüm. Tabii hemen yapıştım fotoğraf makineme…



Bir kısmı sazların üzerine konarken bir kısmının Kaynarca üzerinde dönmeye başladıklarını, şekilden şekile girerek adeta dans ettiklerini gördüm.

Benim için inanılmaz bir andı. Hiç görmemiştim, ama duymuştum. Hava da kararmaya başlamıştı. Çekebildiğim kadar çektim.



Toplanıyorlar, dağılıyorlar, bir upuzun şerit gibi bir balık gibi bir tam bir daire şeklini alıyorlardı. Bu dönmelerinin sonuna doğru Elbistan tarafından küçük bir grup daha geldi bir kısmı sazlara konarken bir kısmı havadakilerle birleştiler. Onlar turlarına ve danslarına devam ederken sazlara konanlar ya su içiyorlardı ya dinleniyorlardı.. On dakika geçti geçmedi onlar da havalanıp ana gruba katıldı ve hepsi birden kim kaldıysa peşimize takılsın der gibi Kaynarca üzerinde geniş bir daire çizip (doğu) Akbayır tarafına uçup gittiler…

Kaynarca’nın içinde, köprüden sonra Saraykent tarafına gidenlerin kestirme bir yolu vardı; cılga bir yol. Kimi yeri çimer, kimi yeri çamur; kimi yerinde akan suyun oluşturduğu arktan atlamak gerekirdi kimi yeri yatıp yuvarlanacağın kadar güzel çayır çimen. Bu yol, hayvanların otlanması ve balık çiftliğine giden su kadar faydası olurdu… Balık çiftliği dedim de 1960’lı yılların sonu 70’lerin başı olabilir, buradan Baladırık değirmeni’ne ve gazinoların oradaki köprünün doğu taraf yakınına kurulan balık çiftliğine açılan arkla su giderdi. Dönüşümlü kullanırlarmış. Bir gün değirmeni işleten adam geldiğinde suyun balık çiftliğine çevrildiğini görmüş. Hiç anlayıp dinlemeden suyu değirmenine çevirmiş ve başlamış çalıştırmaya.. O zamanki Elbistan’ın Sesi gazetesinde de haber olmuştu; susuz kalan, yani kirlenen suları değiştirilemeyen beş yüz bine (500.000) yakın balık ölmüş, o balık çiftliği çalışmasını durdurmuştu…



Bir ara önceki belediye burada bir proje uygulamak istedi ve suyun kaynadığı yerlere büyük havuzlar oluşturuldu; oralardan çıkan çamurları bu havuzların sağına soluna yığdılar ve öylece kaldı. Yıllarca kaldı. Derken sihirli bir el değdi Elbistan’ın üzerine, Mehmet Gürbüz belediye başkanı oldu ve daha besmeleyi çekemeden kendini Ceyhan’ın temizliğinin, Pınarbaşı’nın düzene sokulmasının, şehrin asfaltlanmasının, 75 yıldır heyula gibi duran ve bir türlü yıkılamayan un değirmeninin ve belediyenin yanındaki Emek sinemasının yıkılmalarının, Kaynarca’nın temizlenmesinin ve büyütülmesinin vs vs işlerinin içinde buldu. Dost düşman “Valla gardeş belediye dediğin beyle çalışırmış…” demeye başladı. Daha neler yapılacak neler… Kaynarca birden büyümeye, temizlenmeye kapalı duran su gözleri açılmaya başladı.



Temizlendikçe büyüdü, büyüdükçe suyu çoğaldı ve güzelleşti.. Bir göl oluşmaya başladı. Sonra hemen üstteki fotoğrafta görülen ve kamyonun geldiği yol (ki bu yol Ceyhan Nehri ile Kaynarca bölgesini ayırırdı.) ve sağındaki solundaki arazi iki ada oluşturulduktan sonra Kaynarca’ya katıldı. Kocaman bir göl olup çıktı ortaya; Birçok Elbistanlı çocuk buraya “ELBİSTAN DENİZİ” demeye başladılar. Hele siz güneyindeki yolu, köprüyü bile içine aldığı ve Pınarbaşı göleti ile birleştiği zaman görün DENİZİ


 


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Kar 2 hafta önce

Kış mevsimi çekili foto 2011 en az çünkü orayı çok iyi tanırım inşalah kaynaklar kurumaz dogallı na dokunuldu çünkü

Misafir Avatar
Elbistan Sevdağlısı 1 hafta önce @Kar

O Kar Yağışlı Foto 2011 yılı üzerinde neden dersenin Terfi merkezinin İçme suyu İhal ebitişi Tamamlanıp Tam Anlanmıyla düzene binmesi 2010 yılına tekamul ediyor terfi merkezinin çevre düzenlemesi iş bitiş tarihinden sonra belediye tarafından yapıldı bu arada yaşımın yettiği kadarı ve çocukluğumun yaz dönemlerinin kaynarcada geçmesinden dolayı su samurlarını hatırlarım şimdi kalmadı denecek kadar samur var onlarda geceleri ceyhanın battal köprüsünden sonra ki mevkide görünmekte eski elbistan nerdee o köprünün içine araba yıkamaya girer köprünün kenarındaki kaynayan sudan içerdik mis gibi çokcuklarımıza bırakacağımız miras olan ceyhan ve kaynarca umarım daha iyi olur

Beğenmedim! (0)
Misafir Avatar
Arif Bi̇lgi̇n 2 hafta önce @Kar

Olabilir, keşke düzeltme imkanı olsaydı düzeltirdim; teşekkür ederim.. 2013 de olabilir diye düşünüyordum zaten... Selamlar

Beğenmedim! (0)
Avatar
Ö.YÜCE 2 hafta önce

Elbistan'ımız için bir çivi çakandan Allah razı olsun. Belediye Başkanımız boşa geçen son beş yılın harabesini kaldırmaya çalışıyor. İnşAllah her şey çalışarak daha güzel olacak. Tebrikler Başkan.

Avatar
Ömer özgen 2 hafta önce

Sayın belediye başkanımızın eline sağlık daha nice çalışmalar yapacağını bekliyoruz.Arif bey sizlerin de yazılarınızla dile getirmenize teşekkür ederim.

Avatar
Kemal UNCU 1 hafta önce

Hayırdır Arif Hoca yere göğe sığdıramadığınız Küçükler'i bir kaşık suya sattınız?

Avatar
Manyas 1 hafta önce

Elbistan için düşünce bazından,Turizme kazandırma yönünde çok iyi bir fikir,Kuş cenneti ilçemize yerel ve ulusal bazda fotoğrafçılık için çok önemli,bu mekanın bu anlamda degerlendirilmesi,Mangal konularını farklı bir bölge de olması,Şehrimize deger getirir, saygılarımla