banner67
TEOG sınavlarında yapılması düşünülen köklü değişim ile eğitim sistemi ile ilgili tartışmalar arttı. Farklı bir bakış açısı ile bazı tespitlerimi aktaracağım.
Bundan 6 yıl önce, büyük oğlum lise 1’de okurken, arkadaşları ile birlikte aracımla bir yere götürüyordum. Mertcan isimli genç ilkokulu İsviçre’de, ortaokulu Elbistan’da okumuş. Mercan’a şöyle bir soru sordum: “İsviçre’de okumak ile Türkiye’de okumak arasındaki fark nedir?” Mertcan cevap verdi: “İsviçre’de, Cuma günü okul tatil olduğunda, Pazartesi gününü iple çekiyorduk. Türkiye’de  okullar; bayram, kar vs. için tatil olduğunda havalara zıplayıp sevinç duyuyoruz.”
            Kar yağıp okulların tatil edilmesi veya bayram tatilinin uzatılması ile 1-2 gün okulda ders görülmeyecek olmasına, neden sevinç çığlıkları atılır? Okul itici mi geliyor yoksa? Ne yapıyorlar okulda? Dayak mı atıyorlar, aç mı bırakıyorlar, kilometrelerce soğukta yürüyerek mi okula gidiyorlar?
            Okulların fiziki mekanları yenilendi. Hemen her branşta yeter sayıda öğretmen atandı. Akıllı tahtalar duvarlarda yerini aldı. Kitaplar bedava dağılıyor. Hafta sonu kursları ücretsiz. Köylerden gelen öğrencilere ücretsiz servis ve yemek veriliyor. Fiziken Avrupa ile aramızda bir fark yok. Hatta bazı Avrupa ülkelerden daha ileriyiz. Demek ki sadece bu yatırımlar, kar tatilini hüzne çevirmeye yetmiyormuş.
            Biraz geriye doğru gidelim: Bizim dönemimizde özel servis, taşımalı sistem yoktu. Okula yürüyerek gidilirdi. Mesafe kavramı yoktu. Tebeşir parası toplanırdı. Köy okullarında, her öğrenciye sırası ile okula odun getirmesi talimatı verilirdi. Dayağın her çeşidi atılırdı. Parmaklar birleştirilip yukarı gelecek şekilde tutulduktan sonra sopa ile parmak uçlarına vurulurdu. Hastanelik olmadıktan sonra, hiçbir veli şikayetçi de olmazdı. O günler gelmesin bir daha. Ama mukayese etmekte fayda var. Öyle 30-40 santim kar yağdığında da tatil filan olmazdı.
            Bir bayram günü, bir öğretmenin evindeyim. 5 üniversite öğrencisi ziyarete gelmişti. Merak ettim sordum. “Kaç öğretmeninizi ziyaret edeceksiniz.” Öğrenciler cevap verdi: “2  öğretmenimizi ziyaret edeceğiz.” Liseden mezun olan bu öğrencilere, koca okuldan 2 öğretmeni bayram ziyaretine getiren sebep nedir acaba? Neden o iki öğretmen… Neden diğerleri değil…
Diğer taraftan; Eğitim sezonu başlamıştır. Beyefendinin, hanımefendinin tatil keyfini yarıda kesmek olmaz. Bir rapor ile, okula bir iki hafta geç gelebiliyor. Haftalık ders programları dağıtılır. İdareyi basar gibi gelen öğretmen: “Haftanın şu günleri, şu saatlerinde ders istemiyorum. Benim ders programımı şu şekilde yapacaksın. Yoksa sen bilirsin.” Racon kesmeler vs vs… Bu örnekler azınlıkta da olsa yaşanmıyor değil.
İşletme yönetiminin temeli EŞİT YETKİ, EŞİT SORUMLULUK ilkesine dayanır.. Bu bağlamda; İl, İlçe milli eğitim müdürlüklerinin ve okul yöneticilerinin sorumluluklarına göre, yetkilerinin son derece az olduğu kanaatindeyim. Tüm eğitim camiasında özveri ile çalışan eğitimcileri ile sorun çıkartanları ayıklama üzerine daha kısa sürede tesir edecek yetkilere ihtiyaçları var. 657’nin zırhı gözden geçirilmeli. Koca okulda uyumsuz biri çıktığında motivasyon kayboluyor. Sevgiye-saygıya dayalı eğitim, sadece ders anlatıp ders zilini beklemeye odaklanıyor.
24 derslikli bir okulun idaresi teslim edilen okul idaresi en başta şunu düşünmeli: “Bu okulda bulunan öğretmenlerin maaşı, taşıma ile gelen öğrencilerin maliyeti, okulun elektrik, içme suyu, yakıt vs. giderlerinin yıllık toplamı yaklaşık 5.000.000 TL. Bu okulu nasıl idare edeyim ki, devletin bana güvenerek teslim ettiği okulda, ahirette hesap vermek zorunda kalmayayım.” Bu meblağın sorumluluğuna göre, yetkiler gözden geçirilmeli.
Bir önceki yıl yapılan sınavlarda, Türkiye genelinde ilk 1.000, ilk 5.000, ilk 10.000’lik dilimlere giren başarılı öğrencilerin, derslerini anlatan tüm öğretmenlerine veya en fazla net bıraktığı dersin öğretmenlerine özel bir ödül, ikramiye düşünülemez mi? Bu eğitimcilerimize üst seviyeden takdir belgeleri gönderilemez mi? Kademe/derece ödülü verilemez mi? Özverili çalışan öğretmen ile elinde çay bardağı ile sallana sallana dersine 15 dk geç giren öğretmen arasında fark olmalı. Bir yerlerde ince ayarlara ihtiyaç var. 
Dikkat çeken başka bir husus da, okul konulu filmler-diziler. Okul hayatını konu filmlerin senaryoları, uzmanların süzgecinden geçmeden film çekimlerine başlanılmamalı. Öyle filmler, diziler var ki, ülkeye 50 atom bombası atsan bu kadar zarar vermez. Okul hayatı; öğretmenlerle dalga geçilecek, kız meselesinden sürekli kavga edilecek, boş vakit kalır ise ders yapılacak bir ortam değildir.
Eğitim ile ilgili yapılan tüm çalışmalar; kar tatili olayını; hüzne çevirmediği müddetçe hedeflediğimiz yere geç ulaşırız.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
,cemal özkaya 2 hafta önce

öğretmen geç kalınca bende çok sevinirdim oğlumda seviniyor. aradan 40 sene geçmiş durum hala aynı. aynı hükümetlerin değişen bakanlarıyla değişen eğitimde demekki sistem diye birşey yok. milli eğitim bakanının veya iktidardaki partinin fikrine zikrine göre eğitim planlamaya devam ettiğimiz müddetçe isviçreye bakıp daha çook dizimize vururuz.

Avatar
Mehmet 2 hafta önce

Ahmet Bey;
Çok güzel tespitleriniz olduğu aşikar lakin en önce değinmeniz gereken kamuda torpil konusu olması gerektiği kanaatindeyim. Sanıyorum siyasi kaygılarınızdan meselenin özüne pek giremediniz/girmek istemediniz. Tek tip insan (süleyman Demirel'den hatıra) modelini tek tip imam hatiple yapılıyor olmasın. İstatistiklere göre bu okulda okuyan!! gençler pekte başarılı olamıyorlar. Cezaevi civarına kocaman imam hatip yerleştirileceğine oraya harcanan parayla diğer okulların eksikleri giderilemez miydi?

Avatar
Muhammet 2 hafta önce

Siz dahil gazeteniz tüm yazarları artık kabul etsinler ki salınan onlarca vergi zamlar vs ile yapılan binalar varolan sorunları çözmez ve nihayet çözmuyorda eğer binalar, yapılar sorunları çözse Venezüella şu anda dünyanın en modern ülkesi olurdu. Sorun yetişmiş insan gücü ve liyakat yapılan atamalarda günümüzde özellikle eğitim alanında iyi yetişmiş ve iyi donanımlı eğitmen yetersizliği var.okul idarecileri ve milli eğitim müdürlüklerinde kimlerin oturduğu malumunuz,dolayısıyla eğitimimizdeki malum durumu iki satırla anlatmak imkansız. Eskiye gelince ama fakat lakin olmaksızın lanetlenecek uygulamalar gitsin gelmesin örneğin tırnaklarımin sopadan kırıldığını hatırlarım.bilgisayar çağında zaten bunların olması söz konusu deyil olamazda.bu durumlar göz ardı edilmemek kaydıyla benim mezun olduğum yılda yaklaşık 25-veya 30 tip Fakültesi kazanan öğrencilerin olduğu birçok hukuk fakültesi ve önemli Mühendislikler kazanmalar olduğu gerçeğini de göz ardı etmessek ve günümüzde kaliteli okulları kazanan öğrenci sayısındaki azalışa bakarsak binalar pek işe yaramamis sayın göçer aynen katılıyorum size ama ters açıdan DDDD

Avatar
Mehmet BAYRİ 2 hafta önce

Ehemm mühimden evladır...Her şey öğretmende başlıyor. Maden cevherini işleyecek olan öğretmenler.... Cuvara vızzııını sınıfta sooondurmeyi huy edinmiş ürkütmenler görmüşlüğüm var.. Eli öpülesi fedakar cefakar olanlara selam ile ...

banner1

banner27

banner57