banner136

Kıl çadırda doğdu Bora. Üstünde damı olan, sıcacık sobasının üzerinde kızarmış ekmek kokulu evi yoktu. Akan çeşmesi, mavilerle bezenmiş odası da. Göçebeydi hayatları, anıları, arkadaşları. Anneye sordum “ İlk bebeğin mi?” diye. Sessizce eğdi başını “yok, yedinci” dedi. Yedi küçük yürek, yedi çıplak ayak, yedi yurtsuz beden. Her mevsim ordan oraya savrulan hayaller… Mevsimlik hayaller.

Ama kocaman mavi gözleri vardı Bora’nın, sapsarı saçları. Başka bir coğrafyada doğsa belki mahallenin maskotu, okulun en güzel çocuğu, ilerde kızların gözdesi olacaktı. Fakat kaderi ona tarlada çalışmayı, çöpten kağıt toplamayı, belki de kırmızı ışıkta arabaların camlarını silen o minik bedenlerin yaşadığını yaşatacaktı. Diğerlerinden tek farkı güzel gözleri hatırına sattığı üç fazla mendil olacaktı.

Mevsimlik işçi olan ailenin yedi bebesinin en küçüğü olan Bora çokta zeki olmasına rağmen okuyamayacaktı belki, doktor olamayacaktı mesela, okul servisi onu alıp götürmeyecekti, ya da arkadaşlarıyla bir cafe de toplanıp doğum gününü kutlayamayacaktı. Ama Bora bunların eksikliğini de hiçbir zaman yaşamayacaktı, çünkü hiç tatmadığın bir yiyeceği hiçbir tasvirle anlamazdın. Yaşamadığın şeyin eksikliğini duydurmazdı hayat sana. Yani o kadar vicdanlıydı(!)

Onun hazları bambaşka olacaktı. Yalınayak koşacak çayırlarda, annesi “ Koşma terlersin hasta olursun “ demeyecek, bulduğu su birikintisinin içine balıklama dalacaktı mesela. Geceleri kardeşleriyle yıldızları sayacak, gündüz keçisiyle çayırlarda güreş tutacaktı. Babası tahtadan oyuncak kamyon yapacak, Bora “ Kumandalı araba istiyorum” demeyecekti hiçbir zaman. Çadır kurdukları yere çeşmenin yakın olması, kışın üşütmeyecek kadar odun bulmaları yetecekti. Hele birde akşama tencerede kaynayacak çorban varsa, yedi küçük elin kaşık sallayacağı, daha ne isterdi ki Bora’nın babası.

Çünkü hayat gülümsemek için çok ta sebep aramamayı, “Sağlığın yerindeyse, karnın da doyuyorsa senden iyisi yok” demeyi öğretiyordu, kafana vura vura.

Bora’nın kocaman gülen mavi gözlerindeydi hayatın tüm gerçeği. Çünkü doğduğun coğrafya kaderindi, bazen de kederindi aslında. Payımıza düşen tek şey yaşamak ve mutlu olmak için sebep bulmaktı sadece. Kimi daha lüks bir evin hayaliyle, kimi daha konforlu bir arabanın düşüyle, kimi de sıcak bir yemeğin avuntusuyla beklenen sona varıyordu yavaş yavaş.

Oysa hepimiz Bora ile aynı çadırda, aynı gökyüzüne bakıyorduk kaderimize razı olarak suskunca.



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mehtap şahin 3 ay önce

Evet arkadaşım yine kaleminle dağların bizi... boranın mavi gözleri gibi masmavi bir gökyüzüne bakıyoruz.onun gibi güzel bakmayı. Onun gibi umut dolu yaşamayı öğrenirmiyiz bilmiyorum... Yinede benim ümidim var...belki birgün şükretmeyi öğreneceğiz...yüreğimiz hiç soğumasın sende hep yaz

Avatar
Hüseyin albayram 3 ay önce

Kaleminize sağlık meltem hnm. Acı ve güncel bir konuya değinmişsin

Avatar
Mehmet Gözükara 3 ay önce

Bu güzel paylaşım için yazarı tebrik ediyorum. Bora'nın sahip olmadıklarını konu alan bu yazı, Bora'nın sahip olduklarını yazmazsa yazar, yazı eksik kalır...

Avatar
köyün delisi7 3 ay önce

konu güzel, tesbitler güzel. Kalem daha da güzel olunca okuyucu zevk alıyor.Kalemin hiç susmasın Meltem Hanım

Avatar
Solmaz Aşık 3 ay önce

Yüreğinden kaleme akan muhteşem yazın için kutluyorum canım

Avatar
Hoca 3 ay önce

Çok güzel tasvir edilmiş ve derinlik olan bir yazı,belki de İstanbul'a gitse Kıvanç tatlituğ olacaktı.

Avatar
Mahir Başpınar 3 ay önce

Hayatın en güzel yönü de, Bora gibi yaşamakta olduğun hayatı gülümseyerek doya doya yaşamaktır. Kaleminize yüreğinize sağlık.

Avatar
Sevim Albayram 3 ay önce

İnsanı derinden etkileyen bir yazı olmuş. Kader denen olguyu sorgulamak mı kabullenmek mi sitem etmek mi gerekir bilemedim. İnşAllah tüm çocuklarımızın kaderi güzel olur.

banner129

banner116