banner67
(Terk Eden Elbistan-4 / Şecereler-1 (Sayfa 161-163) kitabımdan)
Meteoroloji (Hava bilimi) olmadığı zamanlarda çiftçiler havanın (güneşli, yağışlı, rüzgârlı, fırtınalı mı) durumunu tecrübeleriyle kendilerine göre geliştirdikleri ilginç işaretlerle tahmin etmeyi öğrenmişler. Bunların bir kısmı, altta fotoğrafını da göreceğiniz arşivimdeki eski bir belgeye göre şu şekilde sıralanmış:

Çiftçi barometresi (Arif Bilgin arşivi)
 
1) İnekler, beygirler ahırların duvarlarında olan güherçileyi yani çorakları yalar ise ve dışarıdaki hayvanlar akşamdan evvel ahıra girerler ise biraz sonra veya ertesi günü yağmur yağacağına..
2) Kargalar ziyade (fazlasıyla) bağrışırlar ve sık sık uçuşup öteye beriye konarsa biraz sonra ve uzağa gitmeyip yuvalarına erken dönerlerse ertesi günü yağmur yağacağına ve yiyecek bulmak için uzak yerlere gidip geç gelirlerse havanın güzel olacağına..
3) Tavuklar tüylerini kabartarak toprakta çok eşinirse fırtına zuhur edeceğine (meydana geleceğine)..
4) Ördekler su üzerinde birbirini kovalar ve kanatlarını çırparak ara sıra suya batarlarsa biraz sonra bora veyahut fırtına zuhur edeceğine..
5) Kırlangıçlar uçarken veyahut (yuvalarından çıkarken) yere dokunarak geçerse fırtına zuhur edeceğine ve akşam üzeri yükseklerde uçarsa havanın güzel olacağına..
6) Arılar kovanlarından uzaklaşmaz ve kalabalık olarak kovana avdet ederlerse (dönerlerse) yağmur yağacağına..
7) Tarla fareleri meydanda gezer balıklar suyun yüzünde yüzer, kurbağalar ziyade bağırırlar ise havanın güzel olacağına ve eğer kurbağalar suya ziyade dalar ve çamurun içine yatar ise fırtına zuhur edeceğine; kurbağalar oturmak için yüksek ve açık mahal arar ise havanın gayet güzel olacağına..
8) Sinekler üstü örtülü yerlere ve evlere hücum ederler ve insanları çok ısırırlarsa şiddetli yağmur yağacağına..
9) Örümceklerin ağı gergin (ise) havanın bozulacağına, gevşek ise iyi olacağına ve örümcek yuvasında sakin durursa yağmur yağacağına; eğer muttasıl (bitişik) ağ yapar ve eskilerini tamir ederse havanın güzel olacağına…
Delalet eder.
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
İsmet Aksu 7 ay önce

Sayın Arif Bilgin Bey, tam manasıyla bir araştırmacı - yazar. Bence Elbistan için büyük bir talih.

Avatar
Taha 7 ay önce

Çok ilginç bilgiler. Teşekkürler hocam.

Avatar
Gungor karagenc 7 ay önce

Sayın Bilgin belge sumaniz guzel sizden ricam büyük babam KARABEKIR HACI agayla ilgili yaznizla ilgili belge bekliyorum. Kaymakam olan kisinin adı HACI oğlu adiise AHMET dir.Siz büyükbabam HACI KARABEKIR i fabil yapar kimi konusturmussunuz ya 1853 yılında HACI KARABEKIR Almanya görevli olduğunu Biliyormusunuz. Osmanlı arşivleri belgeleri söylüyor. Bilgilerize

Misafir Avatar
Arif BİLGİN 7 ay önce @Gungor karagenc

Güngör Bey, (ilk cevabımda unuttuğum için ekliyorum) Hacı Ahmet Efendi'nin Almanya'da görevli olduğunu ilk sizden duydum. Şaşıracak değil takdir edilecek bir husus. Gayet doğal. Devlet herhangi bir insanı Müsellim olarak Elbistan gibi o yıllarda eşkıyanın kol gezdiği bir yere 'asayişi sağlamak' görevini de özellikle vererek göndermez. Demek ki tercih edilecek sebepleri ve özellikleri varmış. Öyle eşkıyanın hem şehir içindeki etkili hamilerini, hem dağlarda gezen çetelerini hizaya sokmak da hen babayiğidin harcı olamazdı zaten. Bu da belli güç gösterisi, gerekirse çatışmalarla gerekirse ağır cezalandırmalarla yapılabilirdi. Bunlara karşı gösteriler tavır, masum vatandaşlara gösterilmiş değildir. Anlattığım olayda cahil halkın korkusunun kaynağı bu duyduklarından ve abartılarak anlatılanlardan etkilenmeleridir...

Beğenmedim! (0)
Misafir Avatar
Arif BİLGİN 7 ay önce @Gungor karagenc

Güngör Bey, bazı olayların belgesi olmaz. Özellikle mahalli kültürün ve kayda değer bilgilerin belgesi halktır. Görüp şahit olanlardır. Aile yakınlarıdır... Bana olayı önce 40 yıl kadar önce Evcihöyük köyünde, Davut isimli bir vatandaş, aradan uzun yıllar geçtikten sonra söz konusu olduğunda evindeki kütüphanede sohbet ederken merhum Kamil Yinanç anlatmıştır. Şu anda bile yaşı yetmişi aşan yerli insanlarımızdan kime sorsak bu olayı şöyle ya da böyle ifadelerle ama özü sabit kalmak üzere anlatabilir... Selamlar.

Beğenmedim! (0)

banner116

banner115