“ İnsan bir defa aşık olur” diyordu kadınım. İlk başta yadsımıştım bu düşünceyi. Öyle olabilir mi diyordum kendi kendime. Tam da bunun üzerine düşünüp bir şeyler karalarken ansızın bir gün gelecek oldu. Bazen ummadığımız anda öyle şeyler olur, öyle ayrıntılar rast gelir ki ürkütmeden onu yakalayabilmek bütün yaşamımızda en büyük dönüm noktası olur. Sanırım buna eşik diyorlar. Eşiğin aşılması yada aşılamaması tek sorun bu. Aşmak çözüm mü peki? Bu eşikler, bu tekinsiz yerler, bu devler biter mi? Yani bu döngüden kurtulmak mümkün mü? Ah masallar…
Çoğu zaman otogarda beklerim. Hele ki o en son karşılaştığım şeyden sonra nedendir bilinmez daha yeni şeyler bekler oldum. Neden beklemeyeyim ki. Lakin bir daha gelmedi. Gelse çok şey vardı soracak... Gelmedi. Ben hayatın gerçeklerini, aşkın gizemini öyle teraslarda, kafelerde bulunacağıma inanmıyorum. Bilirim okullardan mezun olunmaz, adamlardan mezun olunur. Lakin o adam da kolay bulunmaz. Rahmetli Galo Yaşar teyit ediyordu bu düşünceyi. Bana:” sen ölmezsen adam olursun” diyordu atölyesinde çay içerken. Ben kim adamlık kim diyordum kendi kendime. Neyse… Sevdiğim kadın bir gün gelecek oldu. Onu bekliyordum otogarda saat 15.00 suları, otobüs yaklaşık bir saat içinde gelecekti. Biraz oturdum. Sonra kalktım bir çay aldım, tekrar banka oturdum. Elimde bir kitap vardı Nietzsche‘nin. Devam ettim okumaya. Sonra yanıma birinin oturduğunu fark ettim. Çaktırmadan baktım, giyiminden, hal hareketlerinden çok şey olduğu belliydi. Oldu bitti merak ederim bu insanları, onların güzelliklerini keşfetmeye çalışırım. Bu ayrıntıyı da  Mesut’ta yakaladım. Çoğu insanın, rahatsızlık vererek zıvanadan çıkardığı o mükemmel insanı fırınlardan bayat keteleri alıp, Ceyhan Nehrine balıklar yesin diye ufalarken görmek, ceketinin iç cebindeki gırgırla camiyi temizlediğini bilmek onun ne kadar değerli bir insan olduğunu gösteriyordu. İşte yanımda bir güzellik daha oturuyordu.  Kitabı sehpaya usulca bıraktım. Cebimden tabakamı çıkardım. ‘ Biliyor musun’ dedi bir anda lafa girdi. Kitap üzerine konuşmaya başladı. Konuşmaları ders niteliğindeydi. Keyifle dinledim. Konuşmasını bitirdi ve ardına “ Bin kitap okudum ama adam olamadım” dedi. Şaşırdım böyle bir şey söylemesine ve bir psikolog edasıyla “peki neden adam olamadığını düşünüyorsun?” sorusunu yönelttim. Konuşmasına devam etti. Başından geçen olaylardan bahsetti. Bir zamanlar aşık olduğunu ve Mersin’de yaşadığını söyledi. O da: “insan bir defa aşık olur” dedi. “ Ne oldu peki” dedim. Kız da ona aşıkmış. Lakin başından öyle olaylar geçmiş ki sonunda bu hale geldiğini söylüyordu. Aşık olduğu kızla evlenmek istiyormuş. İşi de iyiymiş. Lakin ailesi kendi kültüründen olmadığını söyleyip ayrılmaları için her şeyi yapmış. Sonunda başarılı olmuşlar. Bu değil, onlar galip gelmiş. O da sonunda bu hale gelmiş. Değimiyle önce keçeyi suya atmış sonrasında bu hal kaçınılmaz olmuş. Gittim ikimize de çay aldım geldim. Tabakayı açıp birer tütün sardım. Çok yoruldun al bir tütün iç dedim. Çayı ve tütünü içti gitti. Bir daha da göremedim. Derin düşüncelerden sonra otobüs geldi. Beklenenin gelmiş olmasının verdiği sevinç dışarı taşarken sarıldığımda, derin bir titremenin ardından içimden “Haklısın aşkım” deyip daha sıkı sarıldım… 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Fatih Öztürk 2 ay önce

Gerçekten insana bakış açınız çok doğru hepimize böyle bakmak yaşanmışlıklari anlamak ve anlatmak sonunda da ders almak yakışır

banner1

banner88

banner27

banner57