banner136

Babamın gönderdiği para biteli çok olmuştu ve annem hasta haliyle evlere temizliğe gitmeye başlamıştı. Kardeşimle beni komşuya emanet ediyordu annem ama ben kardeşime bakabiliyordum. Annem oruç tutacaktı bende tutmaya karar vermiştim zaten evde yiyecek bir şey yoktu ki…
 
 İlk sahura kalktığımızda soframızda peynir, zeytin ve bir tane de domates vardı. Ekmeğin birazını bölüp kocaman olan ekmek tenceresine bıraktım kardeşimin yarın ki yemeğiydi o. Niyet edip yatağıma döndüğümde ‘ Allah’ım anneme güç kuvvet ver hastalanmasın ’ demiştim. Sabah annem erkenden işe gitmiş, altı yaşında ki kardeşimin ‘ abla acıktım’ demesiyle uyandım. Akşam ayırdığım ekmeğin içine küçük bir parça peynir bırakıp verdim eline. İki odalı evimizi süpürdüm. Evimiz güneş almadığı için soğuk olurdu. Öğleye doğru mahallede ki çocukların sesleri gelince bizde çıktık kapının önüne. Yaşıtlarım ki ben de on yaşındaydım hepsi oyun oynama başlamışlardı. Beni de çağırdılar ama ip atlayacak gücü bulamadım kendimde.
 
Annem gelene kadar oyalandık dışarıda elinde poşetlerle annemi görünce koşar adım gittim yanına, üç poşetin birini bana verdi. Yüzü solgundu, yorgundu belliydi ama beni de kardeşimi de öptü, gülümsedi. İftara makarna yapalım dedi. Artık dayanacak gücüm kalmamıştı televizyondan gelen her sesi ezan sesi sanıyordum. Pişen makarnadan bir tabak alıp şeker döktü annem o da tatlımız olmuştu. O gün iftarda da sahurda da makarna yedik. Salçasız ve yağsız ama yine de çok güzeldi.
 
Annem o gün işten erken geldi gözleri kan çanağıydı ve ayakta durmakta zorlanıyordu. Halinden o kadar korktum ki komşu teyzeyi çağırdım. Teyze bana para verip ekmek almaya yolladı. Evden çıkmıştım ki Bize de ekmek alayım mı demek için kapıyı açtığımda annem teyzeye sarılmış ağlıyordu. ‘ Evimin direği ölmüş ablam ben ne yapacağım şimdi’ dedi. Bir ayağım hava da kalmıştı yavaşça geri adım attım oturdum eşikliğe. Babam ölmüş evimizin direği ölmüş içimden söyleyip duruyordum. Hıçkırık sesime kapıyı açtı annem ayağa kalkıp sarıldım. Ne annemde ne de bende konuşacak hal vardı. Konuşsak ne diyecektik ki…
 
Annemle babam ailelerin rızası olmadan evlenmişler ve iki aile de artık bizlerle görüşmüyordu. Babamın öldüğünü duydukları halde bizi görmeye hiç kimse gelmedi. Kardeşim küçük bilmiyor ama benim canım bir kere daha yandı. O günden sonra tüm insanlara dua eden ben bu iki aileyi de dualarımdan çıkardım…
 
Annem birkaç gün sonra mecburen işe gitti. Acısını yaşayamadan omuzlarında iki çocuğunun yüküyle. Yataktan kalkacak hiç halim yoktu yemeğimiz olmadığı için sahura kalkmamıştık ama sokakta oynayan kardeşime bakmak için çıktım evden. Güneş gözüme girdi kapattım elimle. Kardeşime seslendim, güneş etrafımı görmemi engelliyordu. Başım dönmeye başlayınca duvara yaslandım. Birkaç dakika gözlerimi kapattım ve açtığım da iki kişi ellerinde yemeklerle geldiler yüzlerini göremedim parlıyordu. Beni yumuşacık bir mindere oturtup yemek yedirmeye başladılar. Ezan okundu mu, annemle kardeşim de gelsin beraber yiyelim ‘ dedim, ‘evet okundu Allah kabul etsin orucunu ama merak etme onlarda yemeklerini yiyorlar ’ dedi bir tanesi. Bir yudum su içtim ve ağzıma verdikleri yemeklerden yemeye başladım. Ekmek sıcacıktı, çorba çok lezzetliydi. Onlara’ annemde böyle lezzetli çorba yapar ‘dedim. Gözlerimi açtığımda bizim evde koltuğun üzerinde yatıyordum ve başımda annem vardı. Doğruldum ve yer sofrasının açık olduğunu görmemle ezanın okunması bir oldu. Bir an ne olduğunu anlamadım ama sonra sevinçle kalktım ‘ anne biliyor musun rüyam da melekler bana yemek yedirdi ve şimdi hiç aç değilim. Ne kadar çok uyumuşum ama çok güzel bir rüyaydı annem diyerek sarıldım boynuna. Annem hem ağlıyor hem de öpüyordu beni, sevinçten ağladığını sanmıştım. Meğer ben sokakta açlıktan bayılınca komşular bana yemek yedirip eve getirip yatırmışlar, annem gelene kadar başımda beklemişler. O kadar utandım ki komşulardan ama en çok ta annemden. O akşam sahura kadar annem de ben de uyumadık, uyuyamadık. Gece boyunca dua ettim, beni bayıltma utandırma beni, annem benim yüzümden ağlamasın. Kimseyi aç bırakma Allahım…
 
Ertesi gün evi temizlerken hiçbir zaman içinde ekmek olmayan tencere çarptı gözüme. Her gördüğümde içi dolu sanıp kapağını kaldırdığımda ki hayal kırıklığı… Mutfağın en kuytu köşesine sakladım. Gördükçe boş yere umutlanmamak için…
 
O akşam yumurta salatasıyla iftar yaptık. Annem namazını kıldıktan sonra oturduğu yerde uykuya dalmıştı. Kardeşimde uyuyunca uzun süre izledim ikisini de. Açtım ellerimi ‘ Allah’ım duy beni yalvarırım duy. Tek başımıza kaldık şu dünyada. Açlık çok zor Allah’ım. Bana açlıkla baş etmem için güç ver…
 
Kapımızda bir tıkırtı duydum hemen açtım kapıyı. İki kişi büyük bir poşet bırakıyorlardı kapımıza. Beni görünce şaşırdılar, iyi akşamlar, poşeti göstererek bu sizin için’ dedi bir tanesi. Gözlerim ne ara dolmuştu bilmiyorum. Bana yakın olan amcanın bacağına sarıldım. Boğazım düğümlendi konuşamadım. Amca da eğildi başımı okşadı. 
Derin bir nefes aldım ’ Allah razı olsun, biliyor musun yine sahur yapamayacaktık siz benim sesimi mi duyup geldiniz? Amca da bana sarıldı ağladığını hıçkırık sesinden anlıyordum. ‘ sen sakın ağlama bir daha biz seni de aileni de sahursuz ve iftarsız bırakmayız.’ Ve hızla bir arabaya binip gittiler.
 
İçeri koşup annemi uyandırdım. Annem ne olduğunu anlayana kadar ben o kocaman poşeti odanın ortasına getirmiştim bile. Nefes nefese kalmıştım. Kalbim yerinden çıkacak gibiydi. Annem de ben de halıya poşetin başına diz çökmüş ağlıyorduk. Annemin dua ettiğini dudaklarından anlıyordum ama ne dediğini duyamadım tek kelime hariç şükür…
 
Bir süre öylece oturduk halının üzerinde. İçindekileri o kadar merak ediyordum ki açması için annemi bekledim. Annemin elleri titriyordu poşeti açmaya çalışırken. Çıkan malzemelere önce sarılıyor sonra koşarak mutfak dolabına yerleştiriyordum ilk defa dolabımız bu kadar dolmuştu. Poşetin en altında beyaz bir zarf vardı. Alıp hemen anneme verdim. İçinden çıkan paraları görünce annem ellerini açıp dua etmeye başladı. Artık ekmek alacak paramızda vardı. Hemen sakladığım ekmek tenceresini alıp geldim ve anneme ‘ ne olur o parayla önce ekmek alalım dedim.
 
O amcalar her hafta kapımıza kocaman bir poşet yiyecek bıraktılar. Sahur da iftar da ne yiyeceğiz korkusu bitmişti…. Bir daha bayılmayacak ve hiç aç kalmayacaktık…
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüseyin albayram 3 ay önce

Sevda hanım şu mübarek günlerde ağlayarak okudum. Bütün insanlarımız duyarlı olsun. Hiç bir aç kardeşimiz kalmasın. Seninde kalemine yüreğine sağlık

Avatar
Sevim Albayram 3 ay önce

Burnumun direğini sızlattı bu yazı. Elinize yüreğinize sağlık. Rabbim hiç kimseyi çaresiz bırakmasın inş.

Avatar
Sümeyye 3 ay önce

Yine mükemmel bir yazı okurken içim titredi

Avatar
Rıdvan 3 ay önce

Okurken defalarca gözlerim doldu maalesef bu kaleme alınanların çoğu hâlâ gerçek hayatta var ve yaşanıyorr..
Fevkalâde

Avatar
Fatma Doguc 3 ay önce

Yürekten hissedilecek yazılan bu hikayeyinin şu günlerde hayatlara sirayet etmiş hallerine tanık oluyoryuz.Gonlu güzel arkadaşımı, hissederek kaleme aldığı duygu dolu bu yazıdan dolayı tebrik ediyorum.Kslemine ve gönlüne sağlık.

Avatar
Serkan 3 ay önce

Allahım kimseyi açlıkla yoklukla sınamasın