banner136
banner138
 Ahmet Özer, Ali İhsan Mıhçı’nın Ankara yaşamını, edebiyat dünyasına girmiş, onun üzüntüsüne, sevincine ortak olmuş en yakın dostu, arkadaşıdır. Kendisi Trabzon-Maçka doğumlu (1946). Yazın hayatının her sayfası ödüllerle dolu bir şair - yazarımızdır. Ali İhsan Mıhçı’yı adeta adım adım izlemiş, onun ölümünden sonra da öykülerini, masallarını, dergilerde unutulan yazılarını derlemiş, kitap olabilecek dosyalar hazırlamış. Bütün bunları, “mazide hoş bir seda” olan o unutulmaz dostluğa saygı, bağlılık ve vicdani sorumluluktan başka bir amaç gütmemiştir. Bu nedenle Ahmet Özer, Ali İhsan Mıhçı’nın en yakın dostu, arkadaşı, sırdaşı diyebilirim.
Birkaç gün önce Mülkiyeliler lokalinde Ahmet Özer ile karşılaştım. Ali İhsan Mıhçı’ya ilişkin duygu, düşünce ve zengin birikimlerini paylaştı benimle. Onu dinledikten sonra, Edebiyat dünyasında önemli bir yer edinmiş, iz bırakmış bir edebiyatçımızın kendi memleketimizde  yeterince tanınmadığını düşündüm ve üzüldüm.
Ben, 1976’da Mükrimin Halil Lisesine atandığımda Ali İhsan Mıhçı da orada Edebiyat öğretmeniydi. Teneffüslerde karşılaşmanın,  zaman zaman öğretmenler derneğinde aynı masada çay içmenin ötesinde bir yakınlığımız olmadı. Bu mesai arkadaşlığımız yarım dönem sürmeden Elbistan’dan ayrıldı. Şimdi onu, oturduğu her masaya  birkaç kitapla gelen, birlikte oturduğu öğretmenlere kitaplar tanıtan, onları okumaya yönlendirme çabası içinde olan bir meslektaşım olarak hatırlıyorum. Diyebilirim ki ben, öğretmen Ali İhsan Mıhçı’yı Elbistan’da, yazar Ali İhsan Mıhçı’yı Ankara’da tanıdım.
Bir yazıdan alıntıladığım şu cümleler onun ne denli usta bir yazar olduğunu kanıtlıyor: “1980 yılının sonlarında bir gülmece öyküsü yarışmasında seçici kurul üyesiydim. Finale kalan 12 öykü sırasıyla yüksek sesle okundu. Derken, gündeme öyle bir öykü geldi ki, kötü okunsa bile hepimizi gülmekten yere yatırıyordu. Ikinci olan öykü söz gelişi 47 puan almışsa, bu öykü 97 puanla birinci geldi. Yazarın adını ve kısa özgeçmişini açıklayan zarfı açıp baktık ki, Ali İhsan Mıhçı...” (Ahmet Say)
Şimdi, Ali İhsan Mıhçı’nın biyografisinden ve şair-yazar Ahmet Özer’le yazınsal ilişkisinden kısa kesitler vererek onu daha yakından tanımaya çalışalım: Elbistan, Tepebaşı mahallesinde doğdu (1945). İlk ve orta okulu Elbistan’da, liseyi Erzincan’da okudu.  Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü 1966 - 67 akademik yılında bitirirken, bitirme tezinin “Elbistan Ağzı”olarak seçilmesindeki amaç, toplumsal bir kesitin dil zenginliğini,  bilimsel bir düzlemde yeniden ele almaktı. Sonra, Elbistan Mükrimin Halili Lisesi Edebiyat öğretmenliğine atandı (1966). Amacı, Emeğini, geride bıraktığı memleketi Elbistan’a harcamak, yöre insanına eğitim, kültür hizmeti sunmaktı. Bunun yollarını zorladı. Aradığı Edebiyat ortamını buralarda bulamayan Mıhçı, 1976’da Ankara’ya atandı. Burada çeşitli okullarda Edebiyat öğretmeni, Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesinde öğretim görevlisi olarak çalıştı. Ankara’da çıkan “Türkiye Yazıları” dergisinin yazı kurulunda görev aldı (1977-83). 1985 yılında resmi görevinden ayrılarak özel bir dershanede çalışmaya başladı. Ahmet Özer bir yazısında şöyle diyor: “Sevgili Ali İhsan sıradışı bir insandı. Kitaplarının, yazılarının sayısı az olsa da kültürel birikimi çok üstündü. Üç oğluyla eşine bıraktığı en büyük kalıt, onuru oldu. Yazın tarihimizde özgün bir dille kurduğu öykülerinin, Türkçeye verdiği emeğin onu hep yaşatacağına inanıyor, anısına sevgiler sunuyorum.
Burada asıl anlatmak istediğim öğretmen Ali İhsan Mıhçı değil; Yazar Ali İhsan Mıhçı’dır. Ancak, yıllarını  edebiyat uğraşısı içinde geçirmiş, öyküler, masallar, orta okullara, liselere ders kitapları yazmış, eserler vermiş, dergilerde yüzlerce yazısı yayımlanmış bir yazarı en iyi anlatacak olan, onun en yakınında bulunmuş şair-yazar Ahmet Özer’den başkası olamaz. Şimdi Ahmet Özer’in tanıklığına şöyle bir göz atalım:
Bu süreçte yaptığımız en güzel iş, yayımlanan öykü ve masallarına yayımlanmayanları da katarak kitaplaştırdığımız tek öykü kitabı “İnsan Kısım Kısım Yer Damar Damar”la gün yüzüne çıkarmak oldu. 2002’de T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları arasında çıkan ve adını bir öyküsünün başlığından aldığım, “Bir Uzun Ölüm” kitabında yer alan ürünleri ise, Mıhçı’nın Türkçeyi kullanmadaki yaman ustalığının bir ifadesidir. Bitirme tezinin “Elbistan Ağzı”olarak seçilmesi, toplumsal bir kesitin dil zenginliğini,  bilimsel bir düzlemde yeniden ele almaktı. Ali İhsan Mıhçı, iyi bir edebiyatçıydı. Yazınsal alandaki söyleşilerimizde bir yanlış yaparız diye kılı kırk yarardık. Nitekim bir yanlışımızı görse, doğruyu kanıtlamak için sağlam mantık dizgesini yürürlüğe koyardı.Ömrü ekmek kavgasıyla geçti. Bu yönüyle onu hep ünlü yazarımız Orhan Kemal’le özdeşleştiririm. Onun ve sevgili Yaşar Yörük’ün dilbilgisi, edebiyat, kompozisyon alanında yapıtlar üretirken nasıl bir gerilim içinde olduklarını çok iyi bilirim. Mıhçı bir yandan yardımcı ders kitapları yazarken, bir yandan da özgün eleştiri yazılarına imza atmıştı. Yazarlık kimliğinde neyi nasıl yazacağını çok iyi belirlemişti. Yazdığı kimi yazılar, dergilere ulaşmadan dosyasında kalıverdi: 1940 Kuşağı’nı, Namık Kemal’i, Aşık Veysel’i, Afet Ilgaz’ı, Şükrü Bilgiç’i, Upton Sinclair’i, Zaharia Stancu’yu, Şolohov’u, Oğuz Atay’ı, Sabahattin Ali’yi,  Ömer Faruk Toprak’ı, Muzaffer Hacıhasanoğlu’nu, Harun Karadeniz’i anlatan yazılara verdiği emek, kayda değer ölçüdedir.Ne acıdır ki, onca güzelim yazıları gazete ve dergi sayfalarında kaldı.
Sevgili Ali İhsan, sıradışı bir insandı. Kitaplarının, yazılarının sayısı az olsa da kültürel birikimi çok üstündü. Üç oğluyla eşine bıraktığı en büyük kalıt, onuru oldu. Yazın tarihimizde özgün bir dille kurduğu öykülerinin, Türkçeye verdiği emeğin onu hep yaşatacağına inanıyor, anısına sevgiler sunuyorum.
Ahmet Özer’in notlarında, Mıhçı’nın edebi kişiliğini, imza attığı başarılı çalışmalarını ve aldığı ödülleri görüyoruz:
1975’ten itibaren onun öykü ve denemeleri yansıma, Demokratik Eğitim, Türkiye Yazıları, vd. Gazete ve dergilerde yayıymlandı. Öykülerinde halk anlatılarından esinlendi.  Kimi öykülerinde mizahi dili bir altörge olarak kullandı. “İnsan Kısım Kısım Yer Damar Damar” (1982) kitabıyla başarı kazanan Mıhçı, araştırma, inceleme, fıkra, öykü dallarında yüzlerce yazı yazdı. “Bin bir Resul Gelmedi” adlı öyküsüyle, Yapıt Dergisi Öykü Yarışmasında birincilik ödülü (1978), “Ünlemdeki” öyküsüyle Yarımca Kültür Sanat Şenliği öykü ödülünü, “Düdük Davası” ödülüyle Hacı Bektaş Şenliği mizah öyküsü birincilik ödülünü aldı (1980). Bunlardan başka orta okul ve lise  ders kitapları, çeşitli dergilerde yüzlerce yazıları yayımlandı. 
 Değerli yazar Ahmet Özer, bu dostluğu yıllarca ve tertemiz sürdürmekle kalmamış, Mıhçı’ının ölümünden sonra da yazar Çetin Eldemle birlikte  onun dergi sayfalarında  tozlanan, unutulmaya yüztutmuş  yazılarını derlemiş. Basıma hazır hale getirmiş. Bununla ilgili bir dilekte bulunuyor yazar Ahmet Özer: “Yine de birgün o özgün yazıların kitaplaşacağına inanıyorum. Ali İhsan Mıhçı, öğretmenliğinin yanı sıra taşıdığı aydın kimliğiyle de örnek bir arkadaşımızdı,” diyor. 
Şair-Yazar Ahmet Özer,  bu dostluğun noktalandığı en acı anısını bir yazısında şöyle anlatıyor: 1993 Yunus Nadi Armağanı “Yayımlanmamış Şiir Kitabı Ödülü”nü almak için uzun bir yolculuktan sonra İstanbul’daydım. Beyazıt Çınaraltı’ndaki gazete satıcısı, büyükçe paketi yeni açıyordu. Bekledim. Paket açılınca “Cumhuriyet” istedim. Aradığım, Yunus Nadi Ödülleri üzerine verilecek bilginin ayrıntısıydı.Gazeteyi açınca bir başka haberle irkildim. Sevgili dostum, kardeşim, meslektaşım Ali İhsan Mıhçı’nın ölüm haberiydi yüzüme yansıyan: Tarih 26 Haziran 1993’tü.
Umarım ki, Elbistanlılar, Elbistan kültürüyle, sanatıyla yakından ilgilenenler, Bu değerli yazarımızın, Ahmet Özer tarafından derlenen ve basıma hazır hale getirilen eserlerini;  mahkum edildiği tozlu raflardan kurtaracaklardır. 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Asuman Soydan Atasayar 2 yıl önce

Doğan Abimin kalemiyle memleketimizin bir değerini daha iyi tanımış olduk. Üzeri tozlanmaması gereken bir şahsiyet sayenizde gün yüzüne çıkmış. Emeğinize sağlık.

Avatar
Serap BİLDİK 2 yıl önce

Yıllar öncesine gittim ve hüzünlendim birden. Hani özel bir dershanede çalışmaya başladı demişsiniz ya, işte ben o özel dershanenin Yaman Dershanesinin ve Ali İhsan MIHÇI hocanın öğrencisiydim. Ondan çok şey öğrendik bizler, geçmiş eğitim yaşantıma gittiğimde akılımda kalan nadir hocalarımdan biridir ve her zaman saygı ve sevgiyle anarım kendisini. Bize aydın, laik ve Atatürkü anlamaya çalışan gençler olmamız için Türkçeyi ve edebiyatı heyecanla anlatırdı. Dershanenin son günlerinden birinde bağlamamı getirmiştim evden onun için ve sınıfta bizlere bağlama çalıp Odam Kireç Tutmuyoru çalıp söylemişti. Bende sizin gibi Cumhuriyet gazetesinden öğrendim vefat ettiğini yıllar önce, o zaman iki damla yaş süzülmüştü yanağımdan tıpkı yıllar sonra sizin bu yazınızı tesadüfen görüp okuduğum şu anda yanağımdan akan iki damla yaş gibi. Işıklar içinde uyusun sevgili hocam ve güzel ailesine selam olsun.

Avatar
Mustafa Kök 2 yıl önce

Ali İhsan Mıhçı hakkındaki yazınızdan dolayı teşekkür ederim Doğan Beyciğim.
Ben onu, askerlik sonrası ücretli öğretmen olarak derse girmeye başladığım sırada 1971 baharında Mükrimin Halil Lisesinde tanımıştım. İyi bir edebiyat öğretmeni olduğunu herkes bilir ve söylerdi. Birlikte az oturup otrup-kalktık, ama saygılı ilişkilerimiz oldu. O zaman ideolojik konularda konuştuğunu da hatırlamıyorum. Sora 1975'de ben Mükrimin Halil'e döndüğümde o ve diğer tanıdık öğretmenlerin çoğu ayrılmıştı (1976'da orada olduğu bilgisi yanlış hatırınızda kalmış olmalı). Ankara'ya, İmam Hatip Lisesine gittiğini, orada keskin bir ideolojik tavır içine girdiğini duydum ve zamanın keskinleşen ortamından etkilenmiş olduğuna ordum. Bazı yazılarını duymuştum ama dediğiniz kadar önemli bir kalem erbabı olduğunu şahsen bilmiyordum. Yazdıkarınızı okuyunca keşke daha uzun yaşasa ve kendini hep edebiyata verseymiş diye düşündüm. Bahsettiğiniz kitapları temin etmek isterdim, adres verirseniz memnun olurum. Selâmlar.

banner116