Trafikteki nezaketsizlikten,sabırsızlıktan,
Bankadakinezaketsizlikten,sabırsızlıktan, 
Hastanedeki nezaketsizlikten,sabırsızlıktan,
Apartmandaki nezaketsizlikten,sabırsızlıktan,
Kavgalar, gürültüler nezaketsizlik vesabırsızlık meretinden gelmiyor mu başımıza?
Hülasa nerede bir huzursuzluk varsa, orada nezaket ve sabır eksikliği var demektir.
Hiçbir şeye sabrımız yok.
Toplum olarak çok sabırsızız.
Ahlaki değerlere ve kurallara riayet etmeden,
Önce benim işim olsun, benim işim bitsin diyoruz.
Olmayınca da yüzümüzü ekşitip agresifleşiyoruz.
Sabretmeyi ve nezaketli olmayı ne zaman ve nasıl öğreneceğiz?
Cüneyd-i Bağdadi’ye: Sabır nedir? Diye sorduklarında şu cevabı vermiş:
“Yüzünü ekşitmeden acıyı yudumlamaktır!”
Bazen ceviz kabuğunu doldurmayacak olaylar yüzünden kavga ediyoruz.
Ne demiş atalarımız? “Sabırla koruk helva olur”
Hele de öfkenin, kızgınlığın ilk anında sabırlı olmak çok önemlidir.
“Biz toplum olarak sabırsızız.” cümlesini herhalde duymayanımız yoktur.
Sabır konusunda bir karne notumuz olsaydı pek çoğumuz sınıfta kalırdık.
 “Sabır acı, meyvesi tatlıdır” derler. Gerçekten de öyledir.
Hoşgörülüyüz, merhametliyiz, nezaketliyiz ama çok da sinirliyiz,
Keşke aşağıdaki izlenimlerde olduğu gibi kendimizi evimizdeki gibi, topluma ve sosyal hayata yansıtabilsek ne güzel olurdu.
Bir Japon turist, Türkiye’de geçirdiği günlerin sonunda bizle ilgili izlenimleri sorulduğunda şunları söylüyor:
Türklerin evine gittiğinizde, tanımasalar da buyur ediyorlar.
Siz oturmadan kimse oturmuyor.
Siz sofraya geçmeden kimse geçmiyor.
En iyi yere sizi oturtuyorlar.
Siz yemeğe başlamadan kimse başlamıyor.
Zorla her yemekten tattırıyorlar.
Siz kalkmadan kimse, evin çocuğu bile sofradan kalkmıyor.
Çay, kahve, meyve, ikram bitmiyor.
Herkes sizi rahat ettirmek için uğraşıyor.
Kumandayı elinize veriyorlar.
Sırtınıza, altınıza yastık konuyor.
Yorgunluktan ölseler bile siz kalkmadan kimse gidip yatmıyor.
Gitmeye yeltendiğinizde bu kez bırakmıyorlar.
Yataklarını veriyorlar, kendileri kanepede, koltukta yatıyor.
Sonra evden çıkıyorsunuz aynı adamlar 180 derece değişiveriyor.
Herkes arabasını üstünüze sürüyor.
Arabanın burnunu çıkarmazsanız kimse yol vermiyor.
Kornalar, küfürler, şerit değiştirmek bile mümkün değil.
Yayaysanız ışık olmayan bir geçitten mümkünü yok geçemezsiniz.
Evde öyle, arabada böyle, nasıl oluyor? Bu işi çözemedim!
Ben de bu işi çözemedim anlayan varsa anlatsın lütfen.
Evdeki insanımızla, sokaktaki insanımız neden çok farklı?
Neden trafiğe çıkmadan normal bir insan iken trafikte bu kadar agresifiz?
Yukarıdaki yaşanmışlık, sabah evden çıkmadan kavga etmeye niyetli olan bir toplum olduğumuzu olanca açıklığıyla göstermektedir.
Trafikte olduğumuzdan çok daha farklı gibi görünebiliyoruz.
En munis insan bile, direksiyon başına geçtiğinde, başka bir sürücüye aniden el kol hareketi yapmaya cesaret edebiliyor.
Trafikte olsun, başka bir yerde sıra beklerken olsun,
Benciliz aynı zamanda, empati de yapamıyoruz.
Bence sorgulamamız gerekenlerden biri de şu:
Konuşarak olayları çözemiyoruz çünkü konuşmayı bilmiyoruz.
Toplum olmanın, birlikte yaşamanın gerektirdiği saygıdan uzaktayız.
Dolayısıyla burada akla şu soru geliyor:
Sabırsız olmak genetik ya da toplumsal bir durum mu?
Yoksa kendimizi daha sabırlı, daha hoşgörülü olma yolunda eğitebilir miyiz?
Öyle bir hale geldik ki toplum olarak çok sabırsızız, tahammülümüzü yitirmişiz.
En ufak şeylerde bile sabırsızlığımızdan dolayı kalp kırıyor, gönül yıkıyoruz.
Sonra da özür dilemiyoruz.
Özür dilemek ağır mı geliyor bizlere.
Çok mu zor bu iki kelimeyi ağzımızdan çıkarmak!
Hepsi iki kelime:
Özür dilerim.
Özür dileyebilmek bir erdemdir!
Hata yapınca özür dilemek doğru bir davranıştır.
Bunları yazıyorum ki örnek alalım diye.
Keşke biraz daha sabırlı, biraz daha sevgi dolu, biraz daha anlayışlı olabilsek
Sonuç olarak sabırlı ve hoşgörülü bireyler olabilmek için kendimizi eğitebiliriz ve davranış biçimlerimizi değiştirebiliriz.
Unutmayalım ki toplumsal değişimler için önce bireyler değişmelidir.
Biraz sabır biraz hoşgörü, bütün ihtiyacımız bu.
Elbistan Basınımızın ve tüm basın çalışanlarının,10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutluyorum.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
şevket kara 6 ay önce

Herşeyin başi eğitim sonradan eyitim olmuyor okul oncesi ve sonrasi eğitim ata sözü ağac yaşken eğilir basin çalışanların 10 ocak gününü başta sizin olmak kaydı ile kutlu olsun selamlar

Avatar
YÜCE 6 ay önce

Aile küçük bir toplum fakat sokağa çıktığın zaman büyük bir toplum oluveriyorsun onun için çeşit çeşit insanlar var bunların içinde sabreden de var sabretmeyenler de. Ama biz bu sabretmeyenleri eğitmek olmalıdır görevimiz. Yol yordam göstermeliyiz. Makalende bahsettiğin atasözlerinin gereğini yerine getirmek gayretimiz olmalıdır. Kaleminin mürekkebi bitmesin eline gönlüne sağlık Bekir kardeşim.

Avatar
ibrahim 6 ay önce

yayınlanan yazılarını okuyorumçok zaman güzel konular değiniyorsun teşekkürler

Avatar
Ahmet 6 ay önce

Toplumdaki olumsuzluklardan herkes şikayetçi.Ama ben bu olumsuzluklari yapanlar kim?Bir türlü bulamiyorum.

banner110