banner136

Aynalar, günlük hayatımızda önemli bir yer tutar. Her sabah saçımızı taramak, traş olmak, makyajımızı yapmak, kıyafetimizi düzeltmek için aynaların karşısına geçeriz.
Hepimizin bir aynaya ihtiyacı olduğu doğru ama Mevlana’nın “İyi dostu olanın aynaya ihtiyacı yoktur” sözünden hareketle bizde dostlarımızı iyi seçersek aynalara ihtiyaç duymayabiliriz. İnsanın dostları aynalar gibidir ne görürse, aynen onu yansıtır.
Yani hiçbir yalana tenezzül etmeden, dalkavukluk yapmadan, ikiyüzlülüğe müracaat etmeden gerçekleri olduğu gibi insanın yüzüne söyler. Aynalar yalan söylemez ama camı düzgün, sırı sağlam ise. Yamuk aynalar ise yalancıdır, aldatıcıdır. Yamuk aynalar gibi dost bildiğimiz insanlar da, yüzümüze güler, arkamızdan kuyumuzu kazar. Bunlar da yamuk aynalara benzer. Yalan söyleyerek kendimizi kandırmayalım, kişiliğimizi öldürmeyelim ki; toplumda karşılığımız olsun. Aynaya bakmak, gerçekleri görmek, gerçeklerle yüzleşmek demektir. Keşke yamuk aynalara değil de düz aynalara bakabilsek. Aynalara baktığımızda irkilip kendimize gelsek, ne yapıyorum diyebilsek, yalan söylemesek. Aynayı sadece saçlarımızı taramak ve süslenme aracı olarak kullanmasak. Yalan söylerken hiç yüzü kızarmayanlar, araştırmadan, soruşturmadan yalan söyleyenler iftira atanlar, aynanın karşısına ilk geçmesi gerekenlerdir.
Yalan söyleyenler, keşke yalan söyleyeceklerine biraz aynaya baksalar.
Bakmazlar, bakamazlar; çünkü baktıklarında yüzleri kızarır.
Gizlerimizi gizleyemediğimiz, kötü düşüncelerimizi saklayamadığımız tek yer aynaların karşısıdır. Aynalar asla yalan söylemezler, aldatmazlar, ihanet etmezler, doğruları gizlemezler. Aynalar güzeli de gösterir çirkini de gösterir aynaya bir defa bakmak yeterlidir. Bazıları aynaya bakınca görmek istediği şeyi görür ve bu aynanın suçu değildir. Her insan aynaya baktığında yüzüne yansıyan ruhunu görür.
Aynaya güzel bakan, güzellikler görür, güzellikleri görür.
İnsan insanın aynasıdır derler ya. O hesap! Onda kendimizi görürüz!
Siyasette, ticarette, sosyal hayatta aklımıza gelebilecek her dalda aynaya bakma ihtiyacımız var. Bol miktarda mürekkep yaladığını iddia eden markalı ve imtiyazlı kişiler, sizde aynaya iyi bakın ve halinizi görün. Ama aynaya bakınca başkasını değil kendinizi görün. Herkes aynaya bakacak sonra konuşacak.
Anlatacağım hikâyenin değişik versiyonlarını ya da değişik anlatımlarını dinlemiş olabilirsiniz ama bu hikâye aynada başkasını değil de kendini görmek ve ders çıkarmak isteyenlere.
Ömründe hiç aynaya bakmamış, ayna nedir görmemiş bir adam eline bir ayna geçirmiş. Baktığında, başlamış ağlamaya...
Vah benim karakaşlı-kara gözlü kardaşım demiş.
Demek sen öldüğünde geri geldin ha...
Birkaç sene önce vefat eden çok sevdiği kardeşine öyle benzetmiş ki, aynada ki görüntüyü!
Bastırmış göğsüne aynayı ağlaya ağlaya uyuyakalmış.
Hanımı girmiş kocasının yattığı odaya.
Bakmış ki, kocası sıkı sıkı bir şeye sarılmış uyuyor, gözleri de hala yaşlı.
Usulca varmış yanına, aynayı onu uyandırmadan çekmiş almış. Bu nedir diye bakınca;
- Allah seni kahretsin herif demiş. Demek ki ağladığın kadın bu ha... Ben zaten kaç aydır sessiz sessiz oturmandan şüphelenmiştim.
Kadın aynayı sarıp sarmalamış bir bezin içine, sonra da;
- Kalk demiş adama, kalk Kadı Efendiye gidiyoruz. Seninle aynı evde duramam, boşa beni.
Adam ne dediyse olmamış, kadın sarıp sarmaladığı aynayı elinden bırakmıyormuş.
Sonunda çalmışlar Kadı Efendinin kapısını...
Hem adam, hem de kadın durumu bir güzel anlatmışlar ve ayrılmalarına gerekçe olarak gösterdikleri aynayı, Kadı Efendiye teslim etmişler.
Kadı Efendi açmış aynanın sarıldığı bezi.
- Ne bu demiş?
Adam;
- Vallahi Kadı Efendi demiş, elindeki şeye baktım, iki yıl önce ölen kardeşim bana bakıyor. Çok severdim rahmetliyi baktıkça ağladım. Ağlarken ağlarken uyuyakalmışım varsa bir suçum, günahım hepsi bu...
Adamın karısı;
- Yalan kadı efendi demiş, kocam yalan söylüyor, o şeyi göğsüne sıkı sıkı bastırmış uyuyordu. Merak ettim, aldım, şöyle bir baktım. Çirkin mi, çirkin gudubet bir kadın! Ben saçlarımı yıllardır ona ve çocuklarına süpürge edeyim. O kalksın bir başka kadınla beni aldatsın. Beni boşasın Kadı Efendi.
Kadı daha da meraklanmış;
- Siz demiş az biraz dışarıda bekleyin. Ben bunu bir inceleyip, kararımı öyle vereyim.
Adamla, karısı dışarı çıkınca, Kadı aynayı sarmalayan bezi açmış. Aynayı çıkarıp kendi yüzüne doğru tutunca;
- Bu da kim demiş. Kimsin sen be adam? Azıcık beni andırıyor mu ne?
Tövbe tövbe... Koskoca Kadı kim, bu kim? Nursuz, münasebetsiz bir adam karşımda duran, bak efendi, bana ters ters bakma, atarım seni içeri ömür boyu çıkamazsın.
Aynalar… Belki de en önemli yüzleşme araçlarından biridir.

 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
hulusi karci 2 hafta önce

yalansiz iftirasiz aynaya baktigimizda gercek yüzümüzü görecek sekilde yasamayi nasip etsin mevlam cümlemize,saygilar abim.