banner136
Geçenlerde bir güzel insanı ziyaret ettim. Nasılsın dedim. O da, dilim sus pus, içim yangın yeri, yüreğim yaralı dedi. Hayırdır, neden dedim? Anlayanım, dinleyenim yok, nasıl olayım.  Kendimi ihmal ederek yaptığım fedakarlıklara rağmen hak etmediğim vefasızlıkları yaşamam yüreğimi yakıyor dedi.

Anladım ki; dertli insan kırılıp incinmelerini biriktirmiş ve onlardan suskunluk yapmış. Suskunluğu duyan olmadığı gibi; haline bile bırakılmıyor ve hala beklentilerle karşı karşıya. Kendisini kendisine bırakılsın istiyor. Ondan etkilenerek bu yazıyı yazdım.

İnsan, kendini tanımadan hayatının anlamına dair bir fikre sahip olamıyor. Öyle olunca da başkalarını hiç tanıyamıyor ve onları hiç anlayamıyor. İnsanlar sizi, sadece aynı yerden canları yandığı zaman anlıyor. Kalbi kirli olanın, dili de kirli oluyor. O zaman da sağlıklı iletişim olmuyor, olmaz da.

İnsanlar arasındaki iletişim sağlıklı olmayınca da, yanlış anlama veya yanlış anlaşılmalar oluyor. Eğer kafada biriken önyargılar varsa, durum daha da zorlaşıyor. Onun için yanlış anlaşılabilme seviyelerini en aza indirecek sözcükleri dikkatlice seçmek ve iletişim köprülerini iyi kurmak gerekir. Bunun olabilmesi için de iyi niyet gerekiyor.

Sylviane Herpin, insanları yanlış anlamak veya yanlış anlaşılmak için çok sebepleri olduğunu söyler.  İşte o sebepler: Düşündüğünüz, söylemek istediğiniz, söylediğinizi sandığınız ve söyledikleriniz. Karşınızdakinin duymak istediği, duyduğu, anladığını sandığı ve anladığı ... arasında farklar vardır. Hele günümüz de çok kişinin arzu ve menfaatlerine göre anlama kolaycılığı, anlaşma ve anlamayı daha da zorlaştırmaktadır. Gönül aynan temiz ise anlaman da güzel olur, değilse kötü olur.

Mevlana der ki; insanlar seni yanlış anladığında dert etme, duydukları senin sesin, fakat aklından geçirdikleri kendi düşünceleridir. 


Her insanın kendine özgü bir yaratılışı ve yapısı vardır. İnsanların iç yapısı, karakteri, duyguları, fikirleri, hayalleri, bakış açıları, alışkanlıkları, hassasiyetleri, gözlemleri, ifade ediş biçimleri, donanımları, deneyimleri ve o an ki ruhsal durumları anlaşmayı etkilemektedir.  Etkili ve doğru iletişim huzur verir, ama tersi ise çatışmalara, kırılmalara yol açar. 

İletişimle derdini anlatamayanlar, anlaşılmayanlar, kırılsa da kırmayanlar, ağlasa da ağlatmayanlar çok acı çekerler.  Anlayanı olmayınca insan, ya içine ağlarmış ya da kimselerin görmediği yerlerde ağlarmış. Dertler ve acılar derinleştikçe ağlamaların yerini sessizlik alırmış derler, doğrudur. Asıl hikaye sessizliğin derinliğinde saklı. 

Eminim ki; insan, kadir kıymet bilenin yanında değerlidir. İyiyi sadece iyiler anlıyor, iyi olmayanlar anlayamıyor. Adansan da anlaşılmıyorsun.! Erdemli olmayanlar erdemliyi anlayamıyor!

Sonuçta alemi kendin gibi sanma, hiçbir insana kötü olma, ama her kese de iyi olma diyorum.


Günün sözü:  Dilden anlayana söz emanet edilir. Halden anlayana gönül...!

 

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
AHMET ŞEVKİ ŞAKALAR 2 hafta önce

GÖNLÜNÜZE SAĞLIK KIYMETLİ HOCAM.

Avatar
Gülhan G. GÜLER 1 hafta önce

Anlaşılmak için ömrünü harcıyor insanoğlu.. Çünkü anlaşılmadığı yerde huzursuz ve mutsuz oluyor. Bir anlayana sahip olmak, en büyük nimet cihanda. Anlayana ve sana ortak olana.. Hele susarak bile anlaşmanın, tarifi yok hiç bir kitapta.
Göl konuştu, ben dinledim bu gün. Duymaya çalıştım en ufak sesi, okumaya çalıştım uzattığı notaları ve anlamaya çalıştım çaldığı ezgileri.. Dedi ki su; "Bilir misin, kimsin, ne oldun ve nereye gidersin? Benimleysen ve beni duyuyorsan kendindesin. Lakin aslında divanenin ta kendisisin. Uçsuz bucaksız alemin içinde en kıymetli zerresin. Kendinin değerini bilesin. Ben konuşmam herkesle, dedim beni anlayan beri gelsin. Baktım ki sen, dibimdesin. Söylesene bunca vakittir nerdesin?"
Dedim ya, göl konuştu ben dinledim. Ve sorduklarına susarak cevap verdim... Sonuç, o beni anladı, ben onu...
Dinledik birbirimizin sesini, sessizliğini...