banner136
 
At aşkı çocukluğumdan kalmadır bende ve bir nevi genetiktir bizim ailede...
Hep asil atlara binerdi dedem, babam ve amcalarım... Yarışlarda Tataroğlu’nun (dedemin) atı 1. gelmeliydi illa da… Hatta dedem rahmetli, her ilk torununa bir tay verirmiş kısrak doğurduğunda...
 
Bana da vermişti nihȃyet. Fakat ne hazindir ki sevimli şıvgın tayım; o çocukluk yıllarımda, yılan sokmasından dolayı kıvrana kıvrana ölmüştü yanı başımda. Hem de çayırlığımızda zıplayıp dururken… Amcamın oğluna verdiği tayı ise, amcam Elbistan'dan dönerken kamyon çarpmıştı “Üçgözün Köprüsü”nde…
 
Atlarımız, Hipodrom kültürüne ve eğitimine sahip değildi; ama davulun seğmen havasına kendisini kaptırdığında nasılda oynardı ritmik biçimde... Kafasını bir sağa bir sola çevirerek kur yapar, ayak hareketleriyle ve bedeniyle kavis çizerek oynardı aheste aheste... 
 
Çok attan düştüm, fakat incindiğimi söyleyemem. Velâkin bir defaya mahsus eşekten düştüğümde ise yerimden kalkamamıştım da; etrafta orakla ekin biçenler kaldırmışlardı nitekim.
 
"At sahibine göre kişner" sözüyle, "Asil at kendine kamçı vurdurmaz" sözü, realitedir aslında... Diğer bir ifadeyle atlar, en sadık dostudur insanoğlunun... Nerede bir at resmi görsem, baka kalırım öylece... Hep alnı sakar, gözü sürmeli, ayakları sekili ve kuyruğu itinayla düğümlenmiş yeleli yağız atlarımız gelir gözümün önüne... Bir de rahmetli Necip Fazıl gelir, Çukurova’da ve Anavarza hinterlandında delice at koşturan... Zira okumuştum kitaplarından…
Koç Köroğlu ve Dadaloğlu ise, hayalimizdeki değişmeyen kahramanlarımızdır at sırtında haykıran… Bir şiirinde ve koçaklamasında şöyle der Köroğlu:
 
Kırat’a akşamdan verdim yemini
Öfkesinden küt küt gever gemini
Köroğlu üstünde sürer demini
Alma gözlü, kız yeleli kırat gel
 
18. Yüzyılda yaşayan Dadaloğlu da şöyle haykırır sevdasını:
 
Dadaloğlu hile yoktur işinde
Yiğit olan yiğit görür düşünde
At dördünde, güzel on beş yaşında
Severim kıratı, bir de güzeli
 
Çocukluğumuzda, atların tȃrifine yönelik şu tekerlemeyi sıkça terennüm eder dururduk:
 
Alma alı,
Verme kırı,
Yağızında binde biri,
İlle doru ille doru…
 
Velhasıl atların özel bir yeri vardır derunumda, ataerkil ailemizden tevarüs eden… “Allah kimseyi gördüğü güzel günden geri koymasın.” derler ya… Ben, atlarla hemhȃl olduğum günlerden ayrılalı beri; sürekli yaya ve yalnız hissediyorum kendimi… Kamçılı, yamçılı, üzengili ve eyerli günler; şehzadelik zamanımdı, süvarilik çağımdı heyhat!..
 
Vayyy!!!

                                                                                                           
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ömer 4 gün önce

“Allah gördüğünüz günden geri koymasın” Kaleminize,yüreğinize,sahip olduğunuz anılarınıza saygılarımla...

Avatar
Seyis 4 gün önce

Ben yazdım oldu işte!