banner136

 ( Kel başa şimşir…)

Liseyi bitirdiğim yıldı. Sene sonu sınavları çok ağır geçmişti, çok zorlanmıştım. Malum olduğu üzere o yıllar da; İlkokul, ortaokul ve liselerde bitirme sınavları olurdu. Okulunuzu sene içinde aldığınız notlarla değil,  sene sonu sınavlarında alacağınız notlarla bitirebilirdiniz. İlkokulu bitirme sınavları bir hafta, ortaokul ve liseyi bitirme sınavları birer ay sürerdi.

Mezunu olmakla gurur duyduğum Kabataş Lisesi’nin fen bölümünde okumak da, mezun olmak da kolay değildi. Bu zorluğu amcalarımın çocukları Ramazan ve Doğan’la beraber yaşamıştık. Ağır sınavlar sonucu Elbistan’a geldiğimde saçlarım dökülmeye başlamıştı. Gençlik işte..Ne yapacağımı  da bilemiyor, kim ne derse onu yapmaya çalışıyorum. Tavsiye üzerine aldığım ilaçlar ve şampuanların hiçbir faydasını görememiştim. Bu yaşta kel olmak da beni çok rahatsız ve huzursuz ediyordu.

Böyle devam ederken bir yerden mi okudum( böyle bir şey yazılır mı bilemiyorum) yoksa birileri mi söyledi hatırlamıyorum.  Birilerinden duymuşsam eğer Tİ’ ye almışlar demek ki beni. Gır gır geçmek için söylemişler!. Ama ben bunları düşünecek durumda değildim. Ciddiye almıştım. Hem de ne alış!..Okuduğum yada duyduğum şöyleydi;” Saçları dökülenlerin saçlarını usturaya verip de kafalarına büyük baş hayvan b…nu sıcak sıcak çekerlerse dökülme durur” şeklinde idi. Bu bana göre çok kolay bir işti. Saçlarımı usturaya verebilirim. Ahırımızda büyükbaş hayvanlar da var( Köyden geldiğimiz için eski alışkanlıklarımız devam ediyordu. Şehrin dışında oturuyor, günlük ihtiyaçlarımız için inek, camız gibi büyükbaş hayvanlar besliyorduk.)

Hemen berbere koşup saçlarımı usturaya verdirdim. Bir de şapka alıp kafama geçirip, keyifle ve de büyük ümitlerle eve geldim. Bacıcağızım Müncibe’ye daha önce anlattığım için durumu biliyordu. Birlikte neyi nasıl yapacağımızı kararlaştırıp akşamın olmasını heyecanla beklemeye başlamıştık. Tepsiler hazırdı. Kimseye de söylememiştik, bizimle dalga geçmesinler diye. Akşam yemeğimizi yedik, herkesin yatmasını bekliyoruz. Televizyon olmadığı için genellikle erken yatılırdı o zamanlar. Nitekim öyle de oldu.

Bacımla tepsileri alıp ahıra geçtik. Elimizde gaz lambası. Çünkü ahırda elektrik yoktu. Hayvanların bir kısmı yatmış, bir kısmı da ayakta. Keyifli keyifli geviş getiriyorlar… Başladık beklemeye.

B.. k lar var ama soğumuş, işimize yaramıyor. İşi tam yapmak lazım, ne olur ne olmaz. Bekliyoruz. Gözlerimiz hayvanların kıçlarında. Ama sıçmaya niyetleri yok gibi. Biri yerinden kımıldadığı zaman, tamam diyoruz ama olmuyor. Sanki beklediğimizi biliyorlar, onun için geciktiriyorlar... Nazlandıkça nazlanıyorlar. Bizde dört gözle heyecanla bekliyoruz. Aha şimdi.., aha şimdi …derken epeyi zaman geçmişti.  Bu uzun, telaşlı ve meraklı bekleyişten sonra merhamete gelen hayvancağızın biri nihayet def-i hacetini yaptı. Biz de memnun bir şekilde ilacımızı alarak ahırdan ayrıldık. Çok mutluyduk. Nasıl olmayalım ki?..

 Bacıcağızımla büyük bir çaba ve azim sonucu elde ettiğimiz bu nadide ilacı sıcak, sıcak bilhassa kafamın tepe kısmı olmak üzere her yerine iyice yaydı. Hazırladığımız tülbentle de bağladık. Çok büyük ve de çok önemli bir işi başarmanın huzuru ile yattık, uyuduk. Sabahleyin de herkes işine gücüne gittikten sonra kalktım. Bacıcağızımın döktüğü sıcak su ile kafamı güzelce yıkadım.

Saçlarımın dökülüp, dökülmediğine faydası olup, olmadığını elbette ki bilmiyorum. Usturaya  verdiğim için dökülme zaten durmuştu. Ama eminim ki bana bu aklı veren yüzüme karşı olmasa bile arkamdan epeyce eğlenip, gülmüştür. Sonra saçları yine döktük. Hani derler ya: “ Demir tava geldi kömür bitti, akıl başa geldi ömür bitti” diye. Şimşir tarağın olsa da tarayacak saç olmadıktan sonra neye yarar. Saç kalmadı ama, zaman zaman anlatıp acı acı güldüğümüz bu güzel anı kaldı. Yukarıda ki on beş yıl öncesinin fotoğrafına bakmayın. Artık eski fotoğraflarla ve saçı dökülmeyenlere özürlü gözüyle bakmakla teselli buluyoruz.

 

                 


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Vatandas 5 ay önce

Takma kafana be taso hocam

Avatar
Fahri kişif 4 ay önce

Hocam aynen fatih abime naklediyorum saygılar

Avatar
Nedin ÜNAL 3 ay önce

Allâh iyiliğini versin. Güne güzel,sevgiyle ve sımsıcak başlamaya vesile oldun. Hâlâ gülüyorum. Epeyi de sermaya verdin :)

banner116