banner108
ANILAR ve ALINMASI GEREKENLER-34
( Mutlu olmasını bilene !..)
Benim gibi köy kökenli insanları küçük şeyler mutlu eder. Elbette ki her şeyi sonradan görüpte
ne oldum delisi olanlar bunun dışındadır ve onları mutlu etmek de çok zordur. İhtiraslıdırlar, hırsları akıllarının önündedir. Sonları ne mi olurlar? Onu bilemem. Her şey de olabilirler, hiçbir şey de olmayabilirler. Neyse biz gelelim bizim dünyamızın insanlarını mutlu eden küçük şeylere !..
Bazı gelenek ve göreneklerimizin zamanın kadrine uğrayarak unutulduğu gibi, oda unutuldu mu bilmiyorum. Unutulsa bile benim hayal dünyamda ki yerini muhafaza eden ve hatırladığım zaman hâlâ
mutlu olduğum olaylardan biri de ‘KOÇ KATIMI’ idi ; yani son baharda ve zamanı geldiğinde sağmal koyunlarda döllenmenin gerçekleşmesi için koçların koyun sürülerine katılmasıydı. Hazırlıklar bir kaç ay önceden başlar, koçlar sürüden ayrılır beslenmeye alınırdı. Bu konuda biz yaşta ki çocuklara çok iş düşerdi. Koçların beslenmesinden sorumlu gibiydik. Tabii ki yol göstericilerimiz ağabeylerimizdi. Koçların beslenmesi için ayrılan yemler (saman, arpa, buğday ..vs) yeterli olsa bile bize göre yetersizdi. Onların daha iyi beslenmeleri gerektiğine inanırdık. Bunu için tahıl ambarlarından ne yürütebilirsek koçlara yedirirdik. Hatta bunlar yetmezmiş gibi, Memili Hacı Emmi’nin kavaklığından (başka kavaklık yoktu)
dal ve yapraklar kırarak koçlara yedirirdik. Gizlice yaptığımız bu iş bize çok keyif verirdi. Aslında bize göre koçun döllenmede ki görevinden ziyade vuruşması çok ama çok önemliydi. Diğer koçlarla vuruşurken
kaçmamalıydı. Yani yenilmemeliydi, onları kaçırmalıydı, yenmeliydi. Tıpkı çoban köpeklerimizin komşuların köpeklerine boğulmaması, onları boğması, yenmesi gibi. Ta o zamanlarda adı sanı dahi bilinmeyen, duyulmayan Kangal köpekleri getirilir, beslenirdi. Bu köpekler, sürü çobanının can yoldaşı gibiydiler.
Çobanları uyusa bile bu köpekler sürüyü çekip çevirir, yönetir ve kurtların saldırılarından korurdu. Bunlar, diğer köpekler gibi kurtlardan korkmaz, hemen saldırıya geçerlerdi. Kurt indiren köpekler derlerdi bunlara. O zamanlar bile ünlü olan bu köpekler de koçlar gibi ayrıcalıklıydı ve farklı muamele görürlerdi.
Neyse biz esas konumuza yani koç katımına dönelim. Katım günü yaklaştıkça heyecanımız da
artardı. Nasıl artmasın ki? Bayramdı o gün köyümüz için; mutluluktu. Sevinçti ve bu sevincin paylaşılma-
sıydı. Bizim köyün bayram yeri ; Yukarı Pınar’dı. Oğün köyün bütün sürüleri pınarın etrafındaki farklı
yerlerde toplanırlardı. Aylardan beri beslenen koçlar birer damat gibi süslenirdi. Bedenleri çeşitli renklerdeki boyalarla çeşitli şekiller verilerek boyanır, renkli yünlerden örülen süslemeler koçun her tara-
fına takılır, asılırdı. O da yetmez büyüklü, küçüklü çanlar takılırdı. Kısacası koçlar gerdeğe girecek bir damat gibi süslendikten sonra toplanma yerine doğru topluca harekete geçilirdi. Günlerdir hazırlanan yemeklerle, giyilen bayramlıklarla, sıkılan silahlarla söz konusu mekâna seyir halin de olan topluluk düğün alayını andırırdı. Sadece davul çalınmaz ve cirit oynanmazdı. Damadın gerdeğe girdiği gibi koçlar da sürüye katıldıktan sonra yemekler yenir, eğlenilir ve güle oynaya köye dönülürdü.
İşte bizleri mutlu eden; küçük şeylerle mutlu olmayı alışkanlık haline getirmemizi sağlayan böy-
lesi günler ve geleneklerdi. Bilmiyorum köylerde koyun sürüleri kaldı mı? Kaldıysa bile bu güzel gelenek
devam ettiriliyor mu? Dileğim, temennim; kalması ve devam ettirilmesidir. Ne demişler: ‘’Mutlu olmasını
bilene küçük şeyler de yeter.’’



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner124

banner116

banner115