Allah-u Teâlâ Kur'an-ı Kerimde mealen şöyle buyurmuştur:
“Şüphesiz Allah, göklerin ve yerin bütün sırlarını bilir ve bütün yaptıklarınızı görür.” (Hucurat Suresi – 18. Ayet)
Eskiden kameralar yoktu sadece geceleri görev yapan, kahverengi üniformalı bekçi amcalarımız vardı, uzaklardan düdüğünün sesi duyuldu mu anlayanlar anlar kaçacak delik ararlardı. Bugün onlar yok artık, onların yerine güvenliği sağlamak için 24 saat görev yapan, hiç uyumayan, yemek yemeyen, üniforma giymeyen, resmi dairelerde, okullarda, camilerde, hastanelerde, pastanelerde, çoğu iş yerlerinde hatta bazı evlerde ve bahçe duvarlarında her yerde kameralar var. Ayrıca, bir de bunlara ek olarak MOBESE denilen bir sistemle şehrin muhtelif yerlerini gözetleyen güvenlik amaçlı kameralar var.
Bunları neden yazıyorum, nedenörnek veriyorum.
Teknoloji henüz bu kadar gelişmemişken, kameralar bizleri izlemezken ve biz küçük çocukken büyüklerimiz, sağ omzumuzda sevapları, sol omzumuzda günahları yazan melekler var, sakın ha günah işlemeyin Allah sizi görür diye sık sık tembih ederlerdi. Bizde çocuk psikolojisiyle şeytana uyarak günah işlemeye yeltendiğimizdehemen büyüklerimizin tembihleri aklımıza gelir korkar ve yapmaktan vazgeçerdik. Büyüklerimizanalarımız, babalarımız bizleri kamera korkusu ile değil Allah korkusu ile yetiştirdiler.
Günümüzde ise bizleri denetleyen sınırlı bir hafıza ve görüş alanına sahip dijital kameralar var. Ama birde sınırsız görüş ve hafıza alanı olan kayıtları hiç silinmeyen ilahi kameralar var ki;
Onlara Kirâmen Kâtibin yâda yazıcı melekler diyoruz. Dinimiz İslam’a göre bu meleklerin varlığı Kur’an-ı Kerim'de haber verildiği için, bu meleklere inanmak biz Müslümanlara farzdır.
Bu yazıcı melekler, kim bilir kaç boyutlu görüntü ve ses kaydı yapıyorlar?
Doğumumuzla başlayıp son nefesimizi verinceye kadar hayatımızın her anını kayıt altına alan, Kirâmen Kâtibin meleklerinin tuttuğu defterler/ kayıtlarMahkeme-i Kübra’da sahiplerine verilecektir.
Dedikten sonra gelelim;
Süte su katıp satanlara,
Odunu ıslatıp satanlara,
Kömürün içine taş katıp satanlara,
900 gr şekeri 1 kg diye satanlara,
Tereyağına patates katıp satanlar.
At -Eşek etinden salam, sucuk yapıp satanlara,
Kırmızıbibere kiremit tozu katıp satanlara,
Milletin sırtından kaçak elektrik yakanlara,
Hakiki bal diye sudan ucuz fiyata glikoz şurubu, şeker satanlara,
Fazladan üç beş kuruş para kazanmak için, sağlığımızı ve maneviyatımızı hiçe sayanlara.
Doğrusu bunları hangi amaç ve niyetle yaptığınızı biz bilmiyoruz ama. 
Peygamber Efendimiz (s.a.v)  bir Hadis-i Şeriflerinde şöyle buyuruyor;
"Allahü Teâlâ, sizin görünüşünüze, malınıza [rütbenize, iyi işlerinize] bakmaz; bunları ne niyetle yaptığınıza bakar"
Şimdi gelelim merakla beklediğiniz bu haftaki kıssadan hissemize.
Adaletiyle ün salmış İslam Devleti'nin ikinci halifesi Hz. Ömer (r.a) gece sokaklarda dolaşır, halkın emniyet ve huzurunu kontrol ederdi. Bir hastanın feryadını duysa durup ilgilenir, derdine çare olmaya çalışırdı. Bir çocuğun ağladığını işitse, sebebini sorar ve yardımına koşardı.Halifeliği zamanında sütçülerin süte su katmasını yasaklamış ve bu emrini de her tarafa duyurmuştu. Bu maksatla Medine sokaklarını dolaşırken bir gece yarısı evin birinden bir ses işitir.
Bir kadın kızına:
-Kızım, biraz su getir de süte katalım, diyordu. Kız hayretler içinde annesine:
-Aman anneciğim! Halife, süte su katmayınız, diye ilan etmedi mi? dedi.
Annesi kızına:
-Kızım! Gecenin bu saatinde Halife, bizim süte su kattığımızı nereden görecek? Diyerek, su getirmesinde ısrar ediyordu. Kız da annesini kırmadan, yaptığı işin doğru olmadığını anlatmaya çalışıyordu.
-Anneciğim! Sana ne oldu, nasıl düşünüyorsun böyle? Senin süte su kattığını Halife görmüyorsa, Allah da mı görmüyor? Günahtır, yapmayalım bunu!
Hz. Ömer (r.a.) bütün bu olanları dinledi ve oradan sessizce ayrılıp gitti. Bu kızın güzel ahlakına hayran kaldı. Bu durumu hanımına da anlattı. Sonra da, o kızı oğlu Asım’a istedi.
Bu evlilikten doğan kızlardan birini de Emevi halifelerinden Mervan, oğlu Abdülaziz’e aldı. Abdülaziz’in bir oğlu oldu bu çocuğa Ömer adını verdiler. Adaleti tatbikte dedesi Hz. Ömer'e benzetilen, İslam tarihinde “İkinci Ömer” diye ün salan, hilâfeti zamanında kurt ile kuzu’nun birlikte gezdiği rivayet edilen, Ömer bin Abdülaziz hazretleri, süte su katmayan bu mübarek hanımın torunudur.
İşin özü; “Başkaları görmüyorsa da Allah görüyor!”
Yaptığımız ve yapacağımız her şeyin her an en dakik en ileri çözünürlükteki ilâhi kameralar tarafından kayıt altına alındığını unutmayalım süte su katmayalım.
İlahi kameralar her an kayıtta merak etmeyelim.
Cenab-ı Allah yaptıklarımızı görüyor, söylediklerimizi işitiyor.



 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ibrahim 4 ay önce

kardeşim her yazını okuyor ve işyerinden yorumluyoruz inanın nerde eski adalet malesef cok iyi bir hayinlik düşünenler cıkıyor.Allah islah eylesin .

Avatar
Yüce 4 ay önce

Allah korkusu olmayan da süt'e suda katar, Bal'a glikoz da. Allah ıslah eylesin. Bütün İslam aleminin miraç kandili mübarek olsun. Yanlış yoldu bulunanları da Allah affetsin. Kalemine gönlüne sağlık Bekir kardeşim.

banner110