banner108
Kime sorsak kolay para kazanmak ister.
Ama alın teriyle kazanılan paranın tadı başkadır.
Nasıl ki;
Yalan söylemek haram ise, hırsızlık haram ise, mazlumun ahını almak, tüyü bitmemiş yetimin hakkını yemek haram ise, alın teri dökmeden, işe gitmeden, emek vermeden, yorulmadan kazanılan para da haramdır.
İnsanın alın teri ve emeğiyle hak ederek kazandığı para helaldir.
Bir Hadis-i Şeriflerinde Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
“En hayırlı ve tatlı kazanç, insanın el emeği, göz nuru, alın teri ile kazandığı rızıktır.”
Çalışmak ve para kazanmak elbette çok güzel bir duygudur.
Ancak ondan daha güzel bir duygu var ki, o da alın teri ile helal para kazanmaktır.
"Alın teri dökmeyenler, emeğin ne olduğunu bilemezler."
Alın teri günümüzde göz ardı ettiğimiz unuttuğumuz konuların başında gelmektedir.
Bir yerden, çalışmadan, yorulmadan alın teri dökmeden para geliyorsa, birilerinin parası haksız olarak başkalarının cebine giriyor demektir.
İşte bu alın teri değil, akıl teridir.
Zira bir diğer Hadis-i Şeriflerinde Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur;
“Bir zaman gelecek ki, insanlar, yalnız malın, paranın gelmesini düşünüp, helâlini, haramını düşünmeyecekler.”
İnsanlar çalışarak, alın teri dökerek başarıya ulaşırlar.
Çalışan insan kendi emeğinin karşılığını her zaman alır.
Örneğin, bir çiftçi önce tarlasını sürer, eker, biçer.
Mahsulünün güzel ve verimli olması için alın teri döker.
Bunun sonucunda mahsulünü hasat eder.
Hasat edilen mahsulde helal kazanç olmasından dolayı emek harcayan kişiyi mutlu eder. Alın teri ve emek sonucu insanlar huzur ve mutluluğa kavuşur.
 “Emeksiz yemek olmaz” ve “Çalışan kazanır” gibi sözler alın teriyle kazancın insana huzur verdiğini çok açık bir şekilde anlatmaktadır. Sonuç olarak hangi alanda kazanç ve başarı elde etmek istiyorsak o yolda çaba sarf ederek daha sonra emeğimizin karşılığını alarak mutluluk ve huzura kavuşmaya çalışmalıyız.
Bu dünyada herkesin ulaşmak istediği bir amacı vardır.
Kimi ev almak ister, kimi araba almak ister.
Kimi de evlenip mutlu bir yuva kurmak ister.
Herkesin istediği huzurlu, mutlu bir hayattır herhâlde.
Tıpkı aşağıdaki hikâye de anlatıldığı gibi.
“Bir zamanlar, bir genç herkes gibi evlenmek istiyordu.
Bu niyetini ailesine açtığında, babası ona şöyle dedi:
“Elbette oğlum, elbette evlenebilirsin. Bana kendi alın terinle kazandığın bir altın getirdiğinde, seni hemen evlendireceğim.”
Delikanlı babasının bu sözlerine gülümsedi. Ne kadar da kolay bir sınavdı bu böyle! Ertesi gün, istenilen altın lirayı götürüp gururla babasının avucuna koydu. Babası hiçbir şey söylemeden, altını evlerinin yanından akan nehre fırlattı.
Çocuk, altının düştüğü nehre şaşkınlıkla bir-iki saniye baktıktan sonra, babasına döndü ve sordu:
“Şimdi evlenebilirim, değil mi babacığım?”
Babası başını iki yana salladı:
“Hayır oğlum. Sana kendi alın terinle ve emeğinle kazandığın bir altın getirmeni söylemiştim. Bu altını sen kazanmamışsın ki.”
Genç delikanlı babasının gerçeği nasıl keşfettiğini anlayamamıştı. Ertesi gün bu defa annesinden bir altın borç aldı ve parayı babasına götürdü.
Babası altını aldı ve yine nehre fırlattı. Çocuk bir kez daha şaşırmıştı:
“Bunu niye yapıyorsun baba, anlamadım. Ama işte sana bir altın getirdim, artık evlenebilir miyim?”
Babası bu defa da izin vermedi oğluna:
“Bu altını da sen kazanmamışsın!”
Delikanlı babasının yanından ayrıldıktan sonra, uzun uzun düşündü. Başkasından borç alıp getirdiğinde babası parayı yine nehre atacaktı ve bu gidişle de evlenemeyecekti. O yüzden, genç adam bir iş bulup çalışmaya ve altını kendi emeğiyle kazanmaya karar verdi.
Günler geçti ve kazandığı bir altını babasına götürdü. Babası her zamanki gibi parayı nehre atmaya hazırlanıyordu ki, oğlu can havliyle babasının kolunu tuttu ve bağırmaya başladı! :
“Hayır baba! O altını nehre atamazsın! Onu kazanmak için günlerce çalıştım ve sırtım ağrılar içinde kaldı. Babası, yüzünde ışıltılı bir gülümseme ile elini oğlunun omuzuna koydu ve:
“Oğlum işte şimdi evlenebilirsin” dedi. “Çünkü emeğinin karşılığı olan bu paranın değerini artık biliyorsun ve eminim ki onu akıllıca harcayacaksın.”
Kıssayı biz anlattık, hisseyi almakta sizlere düşüyor artık.
Cenab-ı Hak;
Nereden geldiğine bakmayıp, haram mı helal mi diye düşünmeyenlerden eylemesin!

Acıyla yoğrulan, sabırla bilenen başta şehit anneleri, şehit eşleri olmak üzere tüm kadınlarımızın “8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ” kutlu olsun.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ibrahim 4 ay önce

sevgili kardeşim yine güzel ve veçiz bir konuya anlatmışsın iyide helal paramı kaldı ki bankalar faiz esnaf yüzde beşyüz yoksullu hatsafada dolandırıcı velhasıl dürüstlük nerede kardeşim.

Avatar
Hacı Özgen 4 ay önce

Diline daglik kardesim kendi kazancin bal gibi tatli,bedava kazanc sigara dumani gibi bereketsiz ucar gider nasil gittigini anlayamazsin

Avatar
Gocmen zobasi 4 ay önce

Hocam haram helal iyi asilanmali, adam yerde para buluyor sahibine verdi diye kameralar flaslar, normal bisey neden bu kadar inanilmaz gösteriliyor.

banner110