“Allah kimseyi evladıyla sınamasın” derdi babaannem, söylediği birçok şey gibi bunu da anlamamıştım. Anlamak için büyümem ve illaki bu acıları görmem gerekiyormuş.
Geniş ve güzel bir ailede yetişip, sevdiğim biriyle de evlenince hayat ne kadar güzel demiştim anneme “Sen bir de evlatlarını al kucağına ondan sonra karar ver” demişti rahmetli, ne kadar haklıymış. İki evladım oldu bir kız bir oğlan. Öpmeye kıyamadığım can parçalarım. Zaman nasıl da su gibi aktı geçti onları büyütürken. Büyüyüp iş sahibi olduklarında bana ihtiyaçları kalmadı diye içten içe üzülürken o kara haber ciğerime hançer gibi saplandı.
Kızım benden daha olgun karşıladı hastalığını, ben ağladım o ağlamadı, ben isyan ettim, o etmedi, ben kahroldum, o ‘geçer üzülme’ dedi. Tedavi süreci en çok beni yıktı geçti desem yalan olmaz herhalde.
Saçları tutam tutam dökülürken hiç umursamadı. Ertesi gün kuaföre gidip  ‘saçlarım beni terk etmeden ben onları terk ediyorum,  gözlerimin güzelliği şimdi daha iyi fark ediliyor gördün mü anne?’ dedi. Ağrılarına inat gözlerinin içi gülerdi her zaman. Tedavi aylarca sürdü, o bir iyi bir kötü, ben hep kötü…
Hastaneleri evimizden çok görür olduk. Dünyada ki herkes hasta sanıyorsun o kalabalığın içinde, bütün gözlerde korku, herkes üzgün, yorgun, perişan. Bir umut peşinde koridorlarda dolaşıp duruyoruz. Kime üzüleceğini bilemiyor insan.
Son tahlillerden sonra doktor  ‘yendin hastalığını tebrik ederim’ dediğinde omzumdaki dağı sandalyeye bırakıp kalktım ayağa. Aylar sonra ilk defa nefes alıyorum gibi çektim uzunca bir nefes. Evlat, candan çok değerliymiş çok…
Birkaç sene sorunsuz geçti. İkinci hayatımızdı bizim, gülmeyi daha da arttırdık hayatımızda. Gecenin bir yarısı odasına girer nefes almasını dinler dua eder ayaklarım gitmeyi reddetse de çıkardım odasından.
Halsizlikle başladı yine sorunlar. O üstüne almasa da bende korku başlamıştı. Nefesi mi içime tam çekmiyordum sanki onun nefesini çalıyormuşum gibi. Zor da olsa ikna edip götürdüm hastaneye. Tekrar nüksetmiş cümlesinden sonra hayat durdu odada. Yine beni teselli eden canım kızımdı. ‘Bir kez yendim yine yenerim’...
Bu kez daha ağır geldi, o ismini telaffuz etmek istemediğim hastalık. Ne yemekler yaptım yediremedim. Gecelerce ateşler içinde yandı yavrum. Her gözünü açtığın da gülümsedi ağrılarına inatla. Bir kez olsun “neden ben” demeden.
Günden güne kötüleşince hastaneye aldılar. Yoğun bakıma götürürlerken tuttum öptüm elini yarı baygın gülümsedi. Hastane bahçesine çıkardılar temiz hava alayım diye. Nefes alamıyorum ki temiz olsun. Günde birkaç dakika giriyordum yanına, her girişimde daha da güzelleşiyordu canım yavrum.  Hep uyutuluyordu artık, ağrılara dayanması için. Beni de uyutsalar, uyansam ve hepsi rüya olsa, neler vermezdim neler…
Günde birkaç dakika da görsem de bir an olsun ayrılmadım hastane koridorundan. Yanından her çıktığımda olmayan umuda tutunarak.
On ikinci günün sonunda yoğun bakım ünitesinin önünde dizlerinin üzerinde ağlayan oğlumu görünce kızımın melek olduğunu anladım. O an sadece kendi çığlığımı hatırlıyorum ve oğluma sarılıp Allah’a yalvardığımı. Allah’ım ne olur kimseyi evladıyla sınama. Bir evlat anneden babadan önce gider mi, bu acıyla yaşanır mı?…

 

    
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mavi 2 ay önce

Allah rahmet eylesin başka acılar yasatmasin.

Avatar
... 2 ay önce

Ağlayarak okudum, Rabb'im kimseyi sevdikleriyle sınamasin inşAllah, mekânı cennet olsun inşAllah

Avatar
Haci 2 hafta önce

Söz tükendi.Göz pınarları açıldı.Allah sabır versin.