banner136
Sesli uyaranlar kulaklarımıza, fiziksel uyaranlar ise gözlerimize ve diğer duyu organlarımıza hitap etmektedir. Yaşantımızdaki her şey duyularımızı hedef almakta ve her duyu organımızda tepki oluşturan çevresel enerjilere maruz kalmaktayız. Duyu organlarımızın fiziksel olarak uyarılmasıyla oluşan sinir sistemindeki sinyaller beynimize iletilmekte ve beynin muhakeme kabiliyeti ile bu sinyalleri seçmesi, yorumlaması ve anlamlandırması algı kavramını ortaya çıkarıyor.
Yani algılama her türlü ses, görüntü, dokunma ve tadların duyular tarafından alınmasıyla başlıyor. Çevresel her türlü veriyi duyularımızın mükemmel özellikleri ile alıyor ve aynı mükemmellikle de beyne iletiyoruz. İnsan yaratılışındaki en mükemmel organlardan olan beyin işte burada devreye giriyor. Alınan her türlü görüntü ve sesler aynen bir laboratuvar ortamı gibi burada ayrıştırılıyor, analiz ediliyor ve işleniyor. Devamında ise laboratuvarın gelişmişlik düzeyine göre sonuçlandırılıyor. O beynin sahibi olan insanın geçmişi ve tüm hayatı süresince yaşantısı, edindiği tecrübeler, aldığı eğitim ve vizyonunun genişliği oranınca sonuçların doğruluğu artıyor. Çevresel uyarıcılardan alınan her türlü veri beynin düşünme ve çalışma kapasitesi nispetinde yorumlanıp analiz edilerek ortaya mana ve anlamı çıkarılıyor.
Beyin bir donanımdır ve herkeste bulunur ama akıl bir yazılımdır ve yazılım sürekli geliştirilebilir, mükemmelleştirilebilir, genişletilebilir.
Burada bir ara bölüm olarak şunu eklemek istiyorum. Belçikalı Bilim insanları yaptıkları bir dizi deney sonucunda “Düşünme” eyleminin bulaşıcı bir eylem olduğunu keşfetmişlerdir. Genel ifadesiyle denekler üzerinde yapılan çalışmalarda düşünme ve başarma durumları insanların etkileşimi ile değişmektedir. (Kaynak: Psychonomic Bulletin & Review)
Bu kısa bilgi notu ile duyu organlarımız tarafından çevreden alınan her türlü verinin beyin tarafından işlenmesi, yorumlanması ve sonuçlandırılmasını beraber düşünürsek; En doğru sonuca ve gerçeğe ulaşmak için en çok beynimizi zorlamamız gerektiği sonucu ortaya çıkar. Görülenlerden ve duyulanlardan en mükemmel sonucu ve doğruya en yakın olan sonucu elde etmek istiyorsak o zaman çok daha fazla düşünmeli, çok daha fazla beynimizi kullanmalıyız. Olaylara dışarıdan bakarsak, büyük resmi görmeye çalışırsak ve analitik düşünürsek en doğru sonuca ulaşma şansını yakalarız.
Gözümüz ve kulağımız gibi duyu organlarımızın çevreden aldıkları sesler ve görüntüleri biz istemesek de zaten almış oluyoruz. Görmek ve duymak için pek bir emek harcamamıza gerek kalmıyor. Gözümüzü kapatmadığımız sürece görmeme şansımız, kulaklarımızı tıkamadığımız sürece duymama şansımız yok. Ama beynimizi kullanmadığımız ve düşünmediğimiz zaman otomatik olarak düşünmemiş oluyoruz ve beynimizi de çalıştırmadığımız için elde edilen verilerden özgün hiçbir sonuç çıkaramamış oluyoruz. Bunun sonucunda da sadece gördüklerimize ve duyduklarımıza, gördüğümüz ve duyduğumuz şekliyle inanmak zorunda kalıyor veya başkalarının kendi beyinlerini kullanarak ortaya çıkarmış oldukları sonuca inanmak zorunda kalıyoruz.
Yaşamış olduğumuz bu çağda duyularımıza hitap eden uyarıcılar olabildiğince fazla durumda. Televizyon dünyası ve internet dünyası ile olabildiğince fazla veri hem ses hem de görsel olarak sürekli duyularımıza iletilmektedir. Özellikle sosyal medya tarafından yoğun bir görsel veri bombardımanına tutulmaktayız. Bu kadar fazla içeriğin hayatımıza girdiği bu zamanda hem kendimiz, hem de çocuklarımız için çok daha fazla hassasiyet göstermeli, çok daha fazla dikkat etmeliyiz. Teknolojinin çok ilerlediği bu dönemde karşımıza getirilen, kulaklarımıza, gözlerimize sokulan her türlü veri, bilgi ve içeriği çok iyi analiz etmeli ve çok iyi yorumlamalıyız.
Kaynağı belirsiz haber siteleri tarafından yayılan yalan haberler.
Yetkisiz, bilgisiz ve yetersiz kişiler tarafından haber sitesi veya basın mensubu kimlikleriyle sunulan ve sadece dedikodudan ibaret yalan haberler.
Bozulmuş, eklenmiş, çıkarılmış, değiştirilmiş veya dönüştürülmüş olan her türlü resimler ve videolar.
Yanlışları doğru, doğruları ise yanlış olarak görmemizi, kabul etmemizi ve algılamamızı sağlamaya yönelik özel olarak hazırlanmış her türlü içerik.
Kendilerini haklı, doğru veya güçlü olarak göstermeye çalışan kişiler tarafından kendi aklımızla idrak etmeyip, onların sunduklarını kabul etmemiz için oluşturulan her türlü algılatma eylemi.
Kurdu koyun, çakalı kurt, zehri süt, mazlumu zalim, şarlatanı alim olarak göstermeye çalışan ve bilinçli olarak hazırlanıp hareket eden binlerce sahte ve sanal ikinci kişilikler ve köleler.
Yukarıda saydığımız ve bunlara benzer duyularımıza hitap eden her türlü veriyi en doğru sonucu elde etmek için beynimizde çok iyi bir şekilde işlemeliyiz. Verilerin geliş kaynağını, uyaranları, uyarıcıları çok iyi tanımalı ve bilmeliyiz. Hele hele başkalarının kendi beyinleri ile algıladıkları ve yorumladıkları sonuç ve düşünceleri ise kısa yoldan beynimize alıp yerleştirmemeliyiz. Zaten en tehlikelisi de budur. Bu şekilde insan kendi beynini ve kendi iradesini tamamen başkasının düşüncelerine bırakmış olur. Tam teslimiyet ile biat ve kölelik burada başlar.
Çok düşünmeli, çok analiz etmeli, çok fazla kafa yormalıyız. Gördüklerimizi, duyduklarımızı ve yaşadıklarımızı kendi beynimizde olabildiğince fazla sorgulamalı ve geniş düşünmeye çalışmalıyız. Her insan mükemmel bir şekilde yaratılmıştır ve her insanda beyin mükemmel bir şekilde bulunmaktadır. Bizlere sadece yazılımı güncellemek ve geliştirmek kalıyor
Kendi beynimizle düşünmez, sorgulamaz, analiz etmez ve yorumlamaz isek, O zaman boş bir hard disk misali olan beynimizle yaşayıp, sadece flash bellek misali başkalarının verilerini oradan oraya taşımak zorunda kalırız.
Duyularımızla alalım, aklımızla ve beynimizle sorgulayalım, sonuçlandıralım ve anlamlandıralım.
Verileri alalım ve aklımızla sonuçlandıralım ama al-gı-lan-ma-ya-lım. 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Sabahattin 3 ay önce

Özellikle sosyal medyada aşırı bir yanıltıcı bilgi kirliliği var. Pisliğe batmış Kişiler kendisini ak pak gösteriyor sosyal medyada. Çocuklarımız için de en büyük tehlike sosyal medya.
Çok mühim bir konuya değinmişsiniz hocam. Kaleminize sağlık

Misafir Avatar
hüseyin 3 ay önce @Sabahattin

aynen katılıyorum. sosyal medya yalan ve fitnenin merkezi. çocuklar ve gençler için her türlü tuzağın kaynağı

Beğenmedim! (0)
Avatar
Psk.dan.Cemal Vural 3 ay önce

Dilinize sağlık sayın hocam insanları algıdıkları şeyleri sorgulamaya ve düşünmeye davet etmişiniz. Günümüzde yalan yanlış bir çok bilgi var televizyon, internet, sosyal medya gibi bir çok yerden bilgi fışkırıyor ancak bunları doğru analiz edip asıl doğru olana yine kendimiz düşünerek ulaşmalıyız. Teşekkür ederiz emeğiniz için umarım insanlar düşünen bir insan olmak yolunda adım atarlar.

Avatar
Ali 3 ay önce

Patron diline sağlık şu ikinci kişilikler varya o pislikler olmasa ortalık bayağı tamizlenecek. Hani kar kalkınca itin b... Açığa çıkarmış ya ikinci kişilikler ortadan kalkınca herkesin ne olduğu ortaya cıkacak

Avatar
Sefa 3 ay önce

Mikail hocam elinize sağlık duyarlılık adına çok anlamlı olmuş

Avatar
Gülsüm 3 ay önce

Yüreğinize sağlık hocam mürekkebiniz hiç bitmesin

Avatar
Ayşegül GÖÇER 3 ay önce

Algı operasyonunuda en güzel böyle dile gerirmiş oluruz. Emeğinize sağlık

Avatar
Mehmet ÖZKAL 3 ay önce

Tebrik ederim Mikail Hoca.
Çok mükemmel bir değerlendirme.

Avatar
Hardlicus 2 ay önce

Keşke tam bir referans listesi ekleseydiniz yazınızın sonuna işbu durumda burada yazılan her şey sanki sizin kalemlendirmeniz gibi gözüküyor.Bir de her insan mükemmel yaratılmamıştır, onca mutasyonu yerle bir ettiniz :). İkinci olarak kimse yaratılmamıştır da 200k yıl boyunca popülasyon içi gen dağılımlarının nesiller içerisinde değişmesiyle insan cinsi ortaya çıkmıştır.Çalışmalarınızda bir nebze daha multi-disipliner olmanızı öneririm.

banner129

banner119