Önyargılarımızın farkında mıyız?
Aslında hepimiz az ya da çok önyargılıyız.
Önyargılarımızdan bir an önce kurtulmalıyız.
Önyargılarımız akıl süzgecinden geçmemiş bir olgudur.
Önyargılarımız, gördüklerimizi perdeler, anlamamızı engeller.
Çoğu zaman farkında olmasak da, bizi önyargılarımız yönlendirir.
Kısaca önyargılarımız, kişiseldir, toplumsaldır, siyasîdir, ahlakîdir, dinidir; aklımıza değil duygularımıza dayanır.
Önyargılar insanı adeta kör eder gönül gözümüzü kapatır ve gerçekleri görmemize mani olur.
Önyargı anlaşıldığı üzere önceden verilmiş hüküm anlamına geliyor ve çoğu zaman bizim önyargılarımız ya da başkalarının bizim üzerimizdeki önyargıları hayatımızı iyi veya kötü bir şekilde şekillendiren önemli bir etken oluyor.
Önyargı dediğimiz bakış açımız neye göre ve nasıl şekilleniyor?
Önyargılardan uzak durup insanlar insanları tanımalıdır.
Peki, neden ısrarla önyargıyı tercih ederiz?
İşin kolayı odur da ondan.
Her insanda az ya da çok önyargı bulunmakla birlikte hiç kimse “önyargılıyım” demiyor.
Boşuna dememişler "İnsan tanımadığının/bilmediğinin düşmandır" diye.
İnsanın fıtratında; bilmediği, yetişmediği ve ulaşamadığı şeylere karşı nihayetsiz bir düşmanlık hissi vardır.
Biz toplum olarak birbirimizi tanımıyoruz. Saygı duymuyoruz.
Unutmayalım: “İnsan, tanımadığına/bilmediğine düşmandır”. Birbirimizi tanıyıp, tanışırsak eğer, bizim onlardan daha iyi olmadığımızı, onların da bizden daha kötü olmadıklarını görürüz.
Öcü gibi gördüğümüz, düşmanca duygular beslediğimiz o insanların da tıpkı bizler gibi olduğunu görürüz.
Karşılıklı anlayışı ve empatiyi teşvik etmenin en doğal ve en iyi yolu ise kişilerle bireysel iletişime geçmek bizi hem önyargılarımızdan uzaklaştırır hem de birbirimizi tanımamızı sağlar.
İnsanlar arasında karşılıklı iletişim ve gönül köprülerinin kurulması birbirimize olan yakınlaşmamızı ve tanımamızı sağlar.
Önyargılarımız ile ilgili ilham veren kısa bir hikâye;
Uzaklarda bir köyde, kocası, çocuğu doğmadan ölmüş, tek başına yaşayan hamile bir kadın vardı. Kadın, kendisine arkadaş olması için dağda yaralı olarak bulduğu bir vahşi gelinciği evinde beslemeye başladı.
Gelincik kadının yanından bir an bile ayrılmazdı. Her ne kadar vahşi bir hayvan olsa da, oldukça uysallaşmıştı. Gelincik kadını çok sevmişti.
Birkaç ay sonra, kadının çocuğu doğdu. Tek başına tüm zorluklara göğüs germek ve yavrusuna bakmak oldukça zordu.
Günler geçti. Kadın bir gün birkaç dakikalığına da olsa evden ayrılmak ve yavrusunu evde bırakmak zorunda kaldı. Gelincikle bebek evde yalnız kalmışlardı. Kadın, gelincik bebeğine zarar verir mi diye, aslında endişeliydi… Ama mecburdu.
Aradan biraz zaman geçti ve merak içindeki anne eve geldi. Gelinciği ve kanlı ağzını gördü! Anne çıldırmışçasına gelinciğe saldırdı ve oracıkta öldürdü hayvanı.
Tam o sırada içerdeki odadan bir bebek sesi duyuldu. Anne odaya yöneldi…. Ve odada beşiği, beşiğin içindeki bebeği ve bebeğin yanında duran parçalanmış yılanı gördü.”
İşte önyargı, işte sonuç
Ön yargılarımızdan kurtulduğumuzda daha mutlu, daha başarılı bir hayat bizi bekliyor olacak!
Önyargılardan uzak bir yaşam dileği ile…
 
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner57

banner1

banner27

banner58